Kaydet
a- | +A

Gençleri hayata hazırlamak için özel kurumların ve üniversitelerin yanısıra Milli Eğitim Bakanlığı''na bağlı Halk Eğitim Merkezleri çeşitli kurslar düzenliyor.

Bir meslek sahibi olmak için üniversite mezunu olmak şart değildir.

Her yıl binlerce genç üniversite mezunu olabilmek için çaba harcıyor. Gelecek endişesi birçok genci hatta ailesini fazlasıyla etkiliyor ve bir arayış içerisine sokuyor. Burada en büyük sıkıntıyı ise üniversite sınavlarında istediği sonuca ulaşamayan gençler çekiyor. Diğer taraftan da liseden sonra çalışmak zorunda kalan gençler de başlıyor düşünmeye "ne yapabilirim acaba?" diye. İşte bu noktada sizin için bir araştırmaya girdik ve gördük ki gençleri hayata hazırlayan birçok özel kurumların, üniversitelerin kursları ve bunların hemen yanında Milli Eğitim Bakanlığı''na bağlı Halk Eğitim Merkezleri var. Nakıştan dikişe, muhasebeden turizme, bilgisayardan yabancı dil kurslarına kadar, imkanları sınırlı birçok genci hayata hazırlayan Halk Eğitim Merkezleri''nin çalışmaları hakkında, merkezin İstanbul Başkanı Sayın Abdullah Tanık ile sizin için görüştük. Sayın Tanık şunları söyledi: "Merkezlerimiz, Türkiye''nin dört bir köşesine yayılmış vaziyettedir. Amacımız halkımızın eğitim açığını kapatabilmektir. Öncelikle, okuma-yazma kursları, nakış-dikiş vs. gibi kurslarla adını duyuran ve daha çok hanımların ilgisini çeken kurumumuz daha sonra bünyesine kattığı, günümüz şartlarına uygun kurslarıyla geniş kitlelere sesleniyor. Ahçılıktan arıcılığa, konfeksiyondan turist rehberliğine kadar uzanan geniş yelpazemizle, örgün eğitimden kopmuş birçok genci bilgi çağının meslekleriyle donatıyor, onları geçerliliğini hiçbir zaman yitirmeyecek bir altın bileziğin sahibi yapıyoruz."

İmkânları sınırlı gençler! "Liseyi bitirdim, fakat bir mesleki beceriye sahip değilim" diye düşünüyorsanız, işte yapmanız gerekenler: -Hiç vakit kaybetmeden evinize en yakın Halk Eğitim Merkezi''ni araştırın. -Bu merkezlerde açılacak kursun türü talebe bağlı. En az 15 kursiyer bir araya gelir ve talepte bulunursa merkez, talebe uygun kursu açıyor.

Her çeşit kurs var Halk Eğitim Merkezleri tarafından düzenlenen kurslar konularına göre şöyle:

1-Sosyal-Kültürel Kurslar: Burada amaç kursiyerleri ilgi alanlarına göre eğitmek. Bu kursların içerisine, halk oyunları, dans, müzik, yüzme, jimnastik vs. giriyor. 2-El Sanatları Kursları: Kursiyerler, becerilerine ve arzularına göre yetiştiriliyorlar. Kumaş boyama, folklorik bebek, folyo, gravür gibi çalışmalar yapıyorlar. Ayrıca isterlerse yaptıkları ürünleri satarak kendileri için kazanç da sağlayabiliyorlar. 3-Mesleki Kurslar: Bu kurslarda daha çok lise mezunu, bir meslek sahibi olmak isteyen, ya da yöneldiği meslekte bilgi sahibi olmak isteyenlere, gerçekleştiremedikleri örgün eğitimin eksikliğini gidermek amacıyla eğitim veriliyor. Çok çeşitli alanlarda açılan kursların bazıları şunlar: * Bilgisayarlı muhasebe (çeşitli ticari programlar vs.) * Halkla ilişkiler

* Turist rehberliği * Sekreterlik-Daktilo (Mekanik-elektronik) * Modelistlik-Stilistlik * Makina nakışı * Konfeksiyon-mefruşat * Kuyumculuk * Matbaacılık * Kameramanlık * TV montaj * Asansörcülük * Kalorifer Ateşçiliği * ElektrikTesisatçılığı Bunların dışında, Halk Eğitim Merkezleri''nde, yabancı dil (İngilizce, Almanca, Japonca vs), Bilgisayar (windows 98-Office 97) gibi konularda da eğitim verilmektedir. -İlgili kursa başvurmak için şu evraklar gereklidir.

4 fotoğraf - öğrenim bölgesi - ikametgah - 4 adet zarf ve posta pulu -Ücretsiz olan kurslar, kursiyer bağışlarından destek alır.

Altın bilezik "Meslek" halkımız arasında "altın bileziğe" benzetilir. "Altın"ın seçilmiş olması tesadüf değildir. Altın, değeri her geçen gün artan, dar günümüzde imdadımıza yetişen bir değişim aracıdır. Halkımız mütevazı tasarruflarını altın olarak bir yerlerde saklar; tıpkı evlatlarına "koluna bir altın bilezik tak, ne olur ne olmaz" dedikleri gibi. Büyüklerimizin bizlere tavsiye ettiği bir başka konu da, "çok güvenme dünya malına bir kıvılcım yeter" sözünde ifadesini bulur. Servetimiz, çeşitli sebeplerle bir anda elimizden çıkabilir. Bugünlerde, büyüklerimizin tavsiyelerinde ne kadar da haklı olduklarına şahit oluyoruz. Mal varlıklarının ansızın nasıl da toprak altında kaldığını, denize gömüldüğünü gördük. İnsanlarımızdan bazıları, hayatlarını yeniden kurmak mecburiyetindeler. Bunlardan meslek sahibi olanlar için hayata tekrar başlamak daha kolay olacak. Unutmamak gerekir ki, sağ ve sağlıklı olduğumuz müddetçe ilmimiz, mesleğimiz, sanatımız bizimdir. Depremi takip eden günlerden itibaren, "altın bileziği" olanlar kamuoyunda ön plana çıkmaya başladı. Televizyon vasıtasıyla evlerimizin yeni misafirleri var. İçi boş şöhretler yerlerini, söyleyecek sözleri olanlara bıraktılar. Hemen her akşam TV kanallarında bir ilim adamı konuşuyor.

Değerli insanlarımız aynı zamanda da önemli olmaya başladılar. Bunu anlamak için depreme ihtiyacımız var mıydı bilmiyorum. "Her şerde bir hayır vardır" denir. Depremin hayrı da bu olsa gerek. Deprem bize meslek sahibi olmanın, ilim sahibi olmanın gerçek değerler olduğunu gösterdi. Artık hiçbir cahil "okuyup da ne olacak" deme cesaretini kolay kolay gösteremeyecek. Sevgili Gençler; Borsaya, gayri menkule, dövize, arabaya yatırım yapmak güzel de; ya kendinize yapacağınız yatırımı hiç düşündünüz mü? Son günlerde en çok kâr getiren bu oldu. Herkesin bir "altın bileziği" olsun. Sevgiyle kalın.

Deulcom 7 yıldır mesleki eğitim veriyor Meslek edinmek için, üniversitelerin ve çeşitli kurumların özel kurslarından yararlanabilirsiniz. Bunların en bilineni Deulcom. Bu kurum 7 yıldır mesleki eğitim veriyor. Deulcom İnternational, Türkiye''de uluslararası nitelikte personel yetiştiren bir eğitim merkezi. Deulcom''un verdiği mesleki eğitim programlarının en büyük avantajı da mezunlarının çok kolayca iş bulabilmeleri.

Konularına göre düzenlenen kurslar şunlar: Otel işletmeciliği, seyahat acentesi işletmeciliği, bilgisayar, Franchin Okulu, hosteslik, halkla ilişkiler. Kurs fiyatları programa göre değişiyor, ama kursiyerler ücreti taksit şeklinde ödeyebiliyorlar.

Okuyucu Köşesi Mutluluğa çağrı Sevgili okuyucumuz Didem''den hepinize anlamlı bir mesaj var. Yayınlaması bizden, okuması sizden... "Hangi gazeteyi açsam kaza, intihar, cinayet, terör ve PKK haberleri ile dolu. (Son zamanlarda buna bir de deprem felâketi eklendi) Benim çevremde gördüğüm şu; insanlar mutlu olabilmek için çok büyük şeyler bekliyor, ya da mutluluk ancak parayla olabileceğini düşünüyor. Halbuki mutluluk o kadar küçük şeylerde gizli ki... O kadar yakın ki bize.. Önemli olan onu farkedebilmek ve elimizde uzun süre tutabilmek. Benim mutlu olmam zor değil. Karşımdaki kişinin yüzünün güleç olması, sağlıklı olması, bana içten bir "Didem" demesi, baharın gelmesi, ansızın kapımı çalan postacının getirdiği özlem dolu bir mektup, bir tek sarı gül... Ve daha birçok şey... Ve önemli olan bir noktada; insan asla yaşadıklarından pişmanlık duymamalı, pişmanlık duyacak şeyler yaşamamalı... Bir yere gidecekse önce durup düşünmeli, bu yer doğru mu? Bana yakışır mı? Eğer içinden gelen ses "evet"se onu yaşamalı, benim fikrim bu! Mutluluk bize yıldızlar kadar uzak görünse de elimizi uzatsak tutacak kadar yakındır aslında... Hadi elinizi uzatın, bakın yakalayacaksınız. Etrafınıza bir bakın, göreceksiniz.... Şu sözü ben çok seviyorum, sizin de beğeneceğinizi düşündüm: "Mutluluk belki bir kar tanesidir, beyaz ve küçük ya da gecedir, siyah ve büyük... Belki de umutlarla sonsuzu aramaktır kim bilebilir ki!"

Her türlü soru ve sorunlarınız için: Türkiye Gazetesi Genç Türkiye Köşesi 29 Ekim Caddesi 34530 Yenibosna/İST.

Faks: 0 212 454 20 30 e-mail: BetBay@apexmail.com