Kaydet
a- | +A

Evet, uzunca bir hazırlık maratonunun ardından final yaklaştı. Hayatını 18 Haziran tarihine bağlamış onbinlerce genç aday, umutlarının, hayallerinin durağı olan 3,5 saatlik bir sınavı heyecanla bekliyor. Ancak burada çok önemli bir soruyu kendimize sormamız gerekiyor; Bu sınav gerçekten bütün hayatımızı etkileyecek kadar önemli mi? Önemliyse gerekli çabayı gösterdik mi? Sınav sonrasında beklediğimiz sonucu alamazsak ne olacak? Bu sorular bile, birkısmınızın bir an için heyecanlanmasına sebep oldu öyle değil mi? Sınavdaki başarısızlıklar sizi rahatsız edebilir, üzebilir. Fakat başarısızlık, asla faciaya yol açıp hayatınızı mahvetmemelidir. Unutulmamalıdır ki, üniversiteyi bitirdiği halde başarıyı yakalayamamış, mutlu olamamış birçok insan var. Aynı şekilde üniversiteye gitmediği halde hayatında değişik alternatifler oluşturarak çok başarılı olmuş, kendini geliştirmiş nice insanlar da var. Üniversiteyi yaşantısının merkezine oturtmuş bir okuyucumuz mektubunda; "Sınavın adının geçtiği ortamlarda dahi kalbinin çok hızlı çarptığını ve ÖSS''de sırf bu yüzden başarısız olabileceği endişesini duyduğunu" belirtiyor. Bu durum maalesef birçok gencin kâbusu. Sevgili gençler; rahat olun. Kendinize güvenin. Kaygı başarıyı azaltır. Bu nedenle bu hafta sizlere, ÖSS''de başarılı olabilmeniz için işe "sınav düşmanlarınızı" tanıtarak başlamak istiyoruz. Birçoğunuzun yaşadığı, fakat tanımlayamadığı bu "kaygı" denen rahatsızlığı masaya yatıralım, ardından da "nasıl kurtulabileceğimizi inceleyelim" istedik. Daha çok istenmeyen, ters giden, ya da ters gideceği düşünülen durumlar karşısında, belirsizlik hallerinde ortaya çıkan kaygı, kontrol altına alınmazsa ruhsal ve fiziksel sağlığımızda hasarlara neden olabilir. Genel olarak, sınavlar da belli oranlarda belirsizlik içerdiğinden, az çok gerginlik oluşturmakta, sınavlara bilgi ölçmeye yönelik araçlar olmasının dışında, kişiliğe yönelik farklı anlamlar yüklenmesi de sınav kaygısını günden güne artırmaktadır. Bir yığın olumsuz düşünceye bağlı olarak ortaya çıkan tüm rahatsızlıklar, başta da belirttiğimiz gibi başarının düşmanıdır. Bu düşmanı nasıl yeneceğimize gelince, cevabını haftaya köşemizde bulabilirsiniz. O zamana kadar neler hissettiğinizi, ruh halinizi bir kağıda yazın, bizimle ya da çevrenizle paylaşın. Bu rahatlamanızı sağlar.

Kaliteli yaşamak... Sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Son günlerde her yerde, bir "kalite" kavramıdır gidiyor. Kaliteli adam, kaliteli hizmet, kaliteli ürün, kaliteli hayat vb. Peki bu kadar kaliteli kavram içinde "kaliteli hayat" deyince siz ne anlıyorsunuz, gelin bu hafta bu konuyu tartışalım. Bana göre günümüzde, "Kaliteli Yaşamak" dendiği zaman akla, kişilerin sahip olduğu maddi değerler gelmektedir. Herkesin takdir edebileceği veya gıpta edeceği bir ev, araba, başarılı bir iş, çoğu zaman "kaliteli bir yaşam"ın ölçüsü sayılmaktadır. Fakat böylesi bir değerlendirmede gözden kaçan ise "kişinin kendi kalitesi"dir. Hayatımızı "kaliteli" kılan sahip olduklarımızdan çok "bizim ne olduğumuz"dur. Maddi imkanlar sonucu son derece modern bir ev veya arabaya sahip olunabilir fakat, o evde "çok pahalı" müzik setinin sesi sonuna kadar açılıp, o arabadan sigaralar, dışarı atıldığında, kaliteli yaşamaktan söz edemeyiz. Hayatın amacı bize belletilmeye çalışıldığı gibi, "daha çok kazanmak, çok şeye sahip olmak" olmamalıdır. Aksi takdirde, amaç olarak gördüğümüz bir değer elimizden gittiğinde sonuç; günümüzde çokça kullanılan kelimelerde olduğu gibi, "mutsuzluk, depresyon, stres" olur. Oysa hayatın amacı: Hayata niye geldiğimizi düşünüp ona göre yaşamak, kendimizi her gün o amaç doğrultusunda değiştirmek, geliştirmektir. "İki günü eşit olan zarardadır" denmiş. Esasında günümüzde çokça konuşulan, sanayiden, hizmet sektörüne, eğitime kadar uygulanmaya konulan, "toplam kalite" anlayışının ve onun unsurlarından biri olan "Kalite"nin insan hayatına uygulanmasında da bu hadis yatmaktadır. "Kaliteli hayat" bir zaman meselesidir. O zaman da bize ömür olarak verilmiştir. Bu zaman zarfında, kendimizi devamlı olarak değerlendirmek, eksikliklerimizi zamanında anlamak ve bunları telafi etmek gerekmektedir. İşte bu çabanın sonucu "kaliteli hayat"tır. Özetle, "kaliteli hayat", maddi değerleri yüksek metotlarla yaşamak değil, "kişinin kendi kalitesiyle yaşaması" demektir.

Sevgiyle kalın.

Okuyucu Köşesi: Meyveli ağacın dalları aşağıda olur Tekirdağ''dan yazan sevgili okuyucumuz Fatih; üniversite sınavına elinden geldiği ölçüde hazırlandığına inanıyorum. Fakat unutma ki bu hayat senin. Çevrendekilerin umutlarını boşa çıkarmamak gibi bir endişe sınav günü heyecanını ikiye katlayabilir. Kendin için çalış. Bu arada bir gerçeği de kabul etmelisin ki meslek lisesi çıkışlı olmak senin için büyük bir avantaj. Bunu çok çalışarak, OÖBP''ni yüksek tutarak, en önemlisi de akıllıca tercihler yaparak telafi edebilirsin. Kendi alanındaki meslek yüksek okullarını da pek yabana atma. Bu okullardan 4 yıllık okullara geçiş şansın var. Ailenle olan, senin deyişinle uçuruma gelince; bu, hayatın arzu edilen vazgeçilmezlerinden biridir. Sen ailenin önünde olacaksın. Aksi takdirde hiçbir konuda ilerleme olmazdı. Kültürlü insan, tahsil görmüş insan aynı zamanda da çevresindeki problemleri aza indiren, çözen insandır. Sen çevrene ışık olacaksın. Onları ışığınla aydınlatıp, aydınlığa özendireceksin. Unutma, meyve dolu ağacın dalları aşağıda olur; eğik olur. Sen de çevrene, özellikle de ailene karşı yumuşak ve anlayışlı olmalısın.

Sağlıklı ve başarılı günler diliyorum.

Her tür soru ve sorunlarınız için Adres: Türkiye Gazetesi, Genç Türkiye Köşesi,

29 Ekim Cad. No. 23 Yenibosna/İstanbul Faks: 0212 454 20 30 E-Mail: Betbay@apexmail.com