Kaydet
a- | +A

"Yalnızlık insanın kendi iç gurbetinde olmasıdır." Bazen kendimizi yalnız, tek başımıza hissederiz. Hatta bu kelimeler de yetersiz kalır da, yapayalnızım diye düşünürüz. Yaşı yoktur, yalnızlık hissinin. Öğrenci, rehber öğretmenine dert yanar: "Kendimi yalnız hissediyorum, etrafımda birileri var, ancak ben yine de yalnızım." Genç kadın dertlenir: "Ailem, çocuklarım yanıbaşımda ama yine de kendimi yalnız hissediyorum." Kısacası birçok insanın zaman zaman duyduğu yalnızlık hissi ruh sağlığımızı tehdit edecek noktaya ulaşmadığı sürece, korku, öfke, sevinç gibi insanca duygularımızdan birisidir. "Genç insanlarda yalnızlık hissi ve yalnızlıkla nasıl başedilir?" konusunda Diyalog Psikolojik Danışma Merkezi Kurucusu Dr. Mehmet Eskin ile görüştük. Sayın Eskin, "İnsanın kendi iç gurbetinde olması" şeklinde tanımladığı yalnızlık konusunda şunları söyledi: "Bireylerde ruh sağlığını belirleyen temel faktörlerden birisi, onların diğer insanlarla ilişkilerinde duygularını, ilgi ve isteklerini iletmede yeterli olmalarıdır. Eğer bu yeterlilik bireylerde bulunmazsa, bireyler ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamazlar. Dolayısıyla da yalnızlık çekerler. Günümüzde yalnızlık duygusu, ilerleyen toplumların sorunlarından birisi ve büyük küçük demeden hepimizi tuzağına düşürebiliyor. Gençler üzerinde yapılan araştırmalar da bunu kanıtlıyor. Ergenlerin % 70''inde, bu problemi görüyoruz. Ergenlik dönemindeki değişimler, bireyin kendisini tanımasını güçleştiriyor, zihinsel gelişim artıyor, kendisini sürekli sorgulayan ergen de dolayısıyla, kendini yalnız hissediyor. Bunun sonucunda da depresyon, kavga gibi durumlara hatta intihara kadar varan sonuçlara rastlanabiliyor. Bu yüzden yalnızlıkla başetmeyi öğrenmek gerekiyor.

Gençlerin yalnızlıkla başetme yöntemleri * Gençlerin yalnızlıkla başetme yöntemlerine baktığımızda şunları görüyoruz: * Bilgisayar, TV, radyo gibi aletlerle oyalanarak, yalnızlığını gidermeye çalışma, * İlişki arama, arkadaş edinmeye çalışma, * Uyuma, ağlama, * Okuma, ders çalışma, * Düşünme, hayal etme, * Yürüyüş yapma, hobilerle, sporla vb. faaliyetlerle uğraşma, * Sigara, içki içme.

Görmeyi bilmek Sonbahar, tabiatla olan beraberliğine ara vermenin hüznünü renklerine yansıtarak yerini arkadaşı kışa bırakmaya hazırlanıyor. Dallarında kopmamak için çırpınan kavak yaprakları da, kendisini arada sırada gösteren güneşle birlikte, yaz mevsimini tekrar hatırlayıp etrafa parlak ışıklar saçıyorlar. Geçirdiğimiz üç günlük tatilin sonunda okula dönüşümde, çok değer verdiğim bir hocam, "Boğaz sizleri bekliyor" dedi, yaptığı hafta sonu gezisini kastederek. Aramızda hoş bir sohbet başladı. Hocam anlattı, biz dinledik: "İnsanlar Bebek-İstinye arası yolculuk ediyorlar, sözümona Boğaz''ın tadını çıkarıyorlar. Aldıkları mesafe, benim yürüyüş hızımla aynı. Bir direksiyon asabiyeti, trafikte cebelleşme yaşadıkları. Oysa boğazın tadı yürüyerek, sonbaharın incisi yalıları izleyip, Münir Nurettin Selçuk''u düşünerek, elinize uçup gelen yaprağı farkederek çıkar. Bir çoğumuz görmeden yaşıyoruz galiba" diyerek sözlerini tamamladı. Birlikte durduk, düşündük. Evet maalesef, iş, okul, çeşitli problemler derken hayatı ıskalıyor, görmeden, düşünmeden yaşıyoruz sanki. Sevgili Gençler; oysa aldığımız her nefesin kıymetini bilmek zorundayız. Gözler görmek, kalpler derinlere inmek içindir. Kalp gözlerimizi açarak etrafımıza bakmalıyız. Yaşadığımızı derinden hissetmeliyiz. Nasıl mı? Arabalarınızı bir kenara bırakıp yürüyerek, suyun ritmine, tıslayan-hırlayan kedinin-köpeğin probleminin ne olduğunu anlamaya çalışarak, serçenin sesine kulak verip, derin nefesler alarak ve görebilme antrenmanları yaparak. Görebilmek bir antrenman işidir. Önce buna karar verin. Bugün ağaçların hışırtısını duyar, yarın kestaneyi, mor salkımları, erguvanı, akasyaları öğrenir, öbür gün de hayatın aslını keşfedersiniz. Yaşamak, sadece para-pul gibi maddi unsurlar değildir. Fakir edebiyatı yapıyorum diye düşünmeyin. Hayatta adı küçük, tadı büyük öyle güzellikler var ki. Peki bunların sonucunda kazancımız ne mi? Huzurlu, sakin, daha anlayışlı, hoşgörülü fertler olursunuz. Tabiat gizli enerjisini sizinle paylaşır. Kalbiniz yumuşar, ilişkilerinizin kalitesi artar. Dolayısıyla iş-okul başarınız da yükselir. Yan sütunlarda bahsettiğimiz yalnızlık duygusunu daha rahat aşarsınız. Lütfen etrafımıza gören gözlerle bakalım. Bunları ısrarla söylüyorum, çünkü omuzları düşük, teknolojiyi hayatlarının merkezine oturtmuş, gelecek kaygısıyla anını yaşayamayan asabi-sinirli insanların arasına katılmayın istiyorum. Yaşamdan tat alabilmek için mutlaka Boğaz''a yakın olmak da gerekmez. Tabiat kendisini dört bir taraftan gösteriyor tadını çıkartmasını bilene... Sevgiyle kalın Betül B. Altınbaşak

NASIL başedebiliriz? Sayın Eskin bu konuda şu tavsiyelerde bulunuyor: -Kendinizi tarafsız olarak ele alın ve tanımaya çalışın: Kimsiniz, nelerden hoşlanırsınız, nasıl ilişkiler ve kişiler sizi mutlu eder? Kaygılarınız nelerdir. İnsanlar yalnızlıktan, aslında kendilerinden kaçtıkları için korkarlar. Oysa kendini tanıyan, ne istediğini bilen insanlar gerçekten mutlu, ilişkilerinde de rahat olurlar. * Yalnızlık ile ilgili düşüncelerinizi değiştirin. Bunu korku haline getirmeyin. Önce kendinizle barışık olun, ancak o zaman kazanırsınız. * İlişkilerinizin kalitesini artırın. Yani laf olsun diye değil, ruhen size uyan kişilerle birlikte olun. Böylece "kalabalıkta bile yalnızım" dediğiniz durumlardan kurtulabilirsiniz. * Herkesle dost olmak zorunda olmadığınızı kabul edin. Gereksiz olduğunu düşündüğünüz, sizi üzen, sürekli sizden alan ilişkilerden kaçının. * İlgi alanlarınızı fazlalaştırın. İlgilenebileceğiniz bir hobiniz olsun. * Çekingenliği bir kenara bırakıp, değişik gruplara girin: Örneğin hobilerinize uygun gruplara girebilirsiniz. İlgi alanınız müzikse, bir musiki cemiyetine, ya da sporsa bir spor kulübüne üye olabilirsiniz. * Yalnızlık hissettiğinizde güvendiğiniz bir kişiyi arayın: Duygularınızı çevrenizle paylaşın, kendinize saklayıp, içinizde büyümesine izin vermeyin. * Gerektiğinde bir uzmandan yardım isteyin. * Kesinlikle ve kesinlikle yalnızlıkla başetmek için, sigara/içki vb. bağımlılık yapan maddelerden uzak durun. Aksi halde, bir sorundan kurtulacağım derken, telafisi güç, daha zor durumlarla karşılaşabilir, ruhen ve bedenen çok daha fazla yıpranabilirsiniz. Kültürümüzün unutulmaması gereken güzel bir sözü vardır: "Yalnızlık Allah''a mahsustur." Haydi o halde, hareketlenelim ve yeni dostluklara yelken açalım... Diyalog Psikolojik Danışma Merkezi Tel: (0216) 302 65 15

Okuyucu Köşesi Geçmişe takılıp kalmayın Sevgili Filiz Can, ÖSS''de hangi bölümleri tercih ettiğinizi bilemiyorum ancak ortada olan bir gerçek var ki o da şu: 136 sözel puanıyla maalesef sözel alanda bir yere yerleşmek oldukça güç. Tercihleriniz muhtemelen 136 puanın üstünde yerler olduğu için bir yüksek öğretim kurumuna yerleştirilemediniz. ÖSYM yoğunluktan dolayı itiraz dilekçenizi yanıtlayamamıştır ancak siz (0312 298 80 50) nolu telefondan sorabilirsiniz. Size tavsiyem, bu yıl tekrar sınava girmeniz ve önümüzdeki vakti bir an evvel alanınızda çalışmaya başlayarak geçirmenizdir. Geçmişe takılı kalmadan daha fazla gayret gösterin.

Başarılar...

ABD''de çalışmak Rize''den yazan okurumuz Sayın Engin İslamoğlu; ABD''de çalışma isteğinizden bahsetmişsiniz; Bu konuda size iki yol tavsiye edebilirim. Birincisi; Türkiye''de Türkçe ve İngilizce yayınlanan gazetelerdeki iş ilanlarını takip etmenizdir. Yabancı şirketlerin Türkiye mümessillikleri zaman zaman çeşitli meslekleden çalışanları istihdam ederler, bu sizin için bir basamak olabilir. İkincisi; doğrudan Amerika''ya gitmenizdir. Bunun için de öncelikle göçmen vizesi almanız gerekiyor. ABD her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden göçmen kabul etmektedir. Bunun için de ABD elçilik veya konsolosluklarına başvurmanız gerekiyor. Unutmayın ki Amerika''da çalışmak için çok iyi derecede İngilizce bilmek, eğer bir şirket aracılığıyla gidilecekse çeşitli vasıflara sahip olmak veya göçmen vizesi almak gerekiyor.

Amacınıza ulaşmanız dileğiyle...

Haftanın Sözü İlişkilerimizde, dikenlerimizin birbirimize batmayacağı kadar uzak, birbirimizi ısıtacağı kadar da yakın olmalıyız.