Ne yazık ki biz okuduğumuzu anlayacak seviyeye daha gelememişiz! Türkiye-Belçika maçıyla ilgili yazdığım yorumdan dolayı eleştiri fakslar aldım. Faksların çoğu beni G.Saray amigoluğu ile suçluyor.
Ne yazık ki; hiç biri ne yazdığımı anlayamamış. Belçika maçında yalnız G.Saraylı futbolculardan söz etmiyorum; Rüştü''nün, Alpay''ın çok iyi oyunlarından da söz ediyorum. Ancak, iyi oyunun, G.Saray ağırlıklı futbolcuların onbire girmesinden sonra ortaya çıktığından söz ediyorum. Evet; Belçika maçında 5 G.Saraylı, 5 de F.Bahçeli futbolcu vardı sahada... Rüştü ve Alpay takımın en iyileri arasındaydı. Ama özellikle Abdullah yine kötü oynadı. Ogün ve Tayfun ise vasata yakın bir oyun sergiledi. Ben, eğer gönderilen fakstaki taraflı insanların istediği gibi yazarsam, işte o zaman kalemime ihanet etmiş olurum! Yoksa Avrupa''nın baş tacı ettiği G.Saray''ı göklere çıkarmak amigoluk değil, doğrudan doğruya gerçekleri ortaya koymaktır. İtalya maçına bakıyorum; Rüştü, Ogün, Abdullah, Tayfun ve Tayfur bu maçın en kötüleri.Takım halinde de çok kötü oynamışız. İtalya''nın 10 pozisyonuna karşılık bizim bir veya iki pozisyonumuz var. Maç 8-1 bitse, benim 2-1 yenildiğimizden sonra yazdıklarımı söyleyen, yani tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olurdu. Ama iş, bunu önceden görmekte. Ben bunu daha ilk maçta yazdım. Bu eğer amigoluksa, ben amigoluğa devam edeceğim!.. Nitekim Denizli, İsveç karşısına onbirde değişiklik yapıp biraz daha G.Saray ağırlıklı kadroyla sahaya çıktı. Peki; Denizli şimdi G.Saray amigosu mu oldu?
Hayır; buna, Denizli doğruyu gördü denir! İsveç maçının en önemli noktası yedek soyunan Abdullah''ın takımla ısınmaya çıkmamasıydı. Belki de bu bir tavır koymaydı! Çünkü aynı Abdullah, ikinci yarıda, belli ki ikna edilmiş olacak, arkadaşlarıyla sahaya çıkıp ısındı. İsveç maçının en iyilerinden biri Suat''tı, ancak takımın en kötüsü olarak gösterildi. Nitekim Suat, Belçika maçında da oynadığı mükemmel futbolla eleştirileri tekzip etti! Benim G.Saray ağırlıklı takımın sahaya çıkması yönündeki görüşümün temeli, şampiyon olmuş bir kadronun sezonu üst seviyede bitirdiği ve maçlara daha çabuk konsantre olacağı içindir. Kaldı ki G.Saray''ın Avrupa''da yaptığı iş, şöyle böyle değil, yüzyıllık bir olaydır. Bunun aksini iddia edenler, yani gerçeği görmeyenler, beni amigolukla suçluyor. Bu da beni teselli ediyor!
ÇİZMEYİ AŞIYORSUNUZ! F.Bahçe, hatasını telafi edeceği yerde, hatasına hata ekliyor! Transferde Sırp futbolcularıyla çıkış arıyan F.Bahçe, Türkiye''nin antipatisini toplamaya devam ediyor! Başkan Aziz Yıldırım, hatadan döneceği yerde hatanın göbeğine düşüyor!
Oysa ki bu iş için yönetici olmaya gerek yok! Biraz ince düşünmek yeter!
Adamlar bizi kesiyor, biz ise onlara kesmek için para veriyoruz!
Şayet bunu F.Bahçe durduramıyorsa, Ulusoy Federasyonu''na karşı çıkan, ancak daha sonra 180 derece dönüş yaparak Ulusoy''un yanına geçen spordan sorumlu Devlet Bakanı yapmalıdır. Bakan dediğin, böyle işlerde yumruğunu masaya vurmalı, ağırlığını koymalıdır.
Yoksa, G.Saray, Arsenal''i yenip şampiyon olduktan sonra sarı-kırmızılı bayrağı taşıyan, demeç veren, istemediğin kadar adam vardı! F.Bahçeli yöneticiler şunu iyi bilmelidir; Doğru birdir. Yanlışla doğru düzeltilemez. Çünkü iki yanlış yapmış olursunuz
Sırp futbolcu, belki F.Bahçe''yi şampiyonluğa taşıyabilir, ama bunun faturasını biz, oradaki insanımızın canıyla öderiz!
Ben bunları yaşamış insanım! Davulun sesi uzaktan herkese hoş gelir ancak bir de bunu Kosova ve Bosna''da yaşayan müslümanlara sormak gerekir. Bu işte kulüpçülük yok, milliyetçilik vardır. F.Bahçeli yöneticiler, hâlâ bunun farkında değil!
Benim burda yaptığım, sporun içine siyaset karıştırmak değil, büyük bir yanlışı düzeltmektir. Bunu yapanlar, bir an önce bu yanlışlarından dönmelidir.

