Trabzonspor Avrupa'da yapabileceğinin en iyisini yaptı. Gerçek gücünü çok zor bir grupta gösterdi ama bire bir oynadığı maçta aynı başarısını ne yazık ki gösteremedi. Genelde takımlarımız bire bir maçlarda, başarılı olamıyor. Bu arada Kayserispor maçı ve dolayısı ile Burak'tan söz etmek istiyorum. Bundan önce Burak'ın golcü olmadığını söyleyenler artık bu ısrarlarından vaz geçmek zorunda! Yani Burak'ın, Türkiye'nin en iyi golcüsü olduğunu kabul etmek durumundalar. Yıllarca bu söz, Hakan Şükür için de söylenmişti. Şükür, attığı gollerle bu inadı yıkmıştı. Yine Burak'ın dört dörtlük bir santrfor olabilmesi için kafayla gol atması gerektiği görüşlerini ileri sürenler, artık bunun için de konuşamayacak. Çünkü Burak kafayla da gol attı, Avrupa'da da attı. Ama şimdi bakarsınız, çift ayağı ile niye gol atamıyor diyenler çıkabilir; burası Türkiye... Sonuç olarak Burak, ama şöyle ama böyle önündeki engelleri birer birer aşmaktan öte yıkarak rekora gidiyor. Ben de bunu zevkle izliyorum...
Bence Demirören... Futbol Federasyonu Başkanlığı seçiminde benim adayım ve favorim Yıldırım Demirören. Neden Demirören; çünkü Kulüpler Birliği Başkanlığı'nda, yaptığı bir konuşmada F.Bahçe'yi "Fenerbahçemiz" demesi, onun tarafsızlık ilkesine verdiği önemi gösteriyor. Demirören, Kulüpler Birliği Başkanlığı döneminde kaos oluşturacak sorunları tarafsızlık ilkesiyle çözüme ulaştırırken, bütün kulüplerin takdirini kazanmıştı. Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in, F.Bahçe hakkında "Fenerbahçemiz" diye söz etmesi taraftarlarının tepkisine sebep olurken, kamuoyunun büyük bir kesiminden alkış aldığı da unutulmamalıdır. Yıldırım Demirören, kulüplerin çoğunluğunun desteklediği bir isim. Beşiktaş'a da çok şeyler veren bir başkan olarak tarihe geçecektir. Futbolumuzun bugünkü kaostan kurtulması için bence Demirören olabilecek en iyi isimdir. Yıllardır Beşiktaş'ın başkanlığını yaparak büyük bir deneyim kazanmış ve Türk futbolunun lideri olabileceğini göstermiştir. Futbolumuzun bu çıkmazdan kurtulması için elinden geleni yapacağına şahsen inancım tam; yeter ki, şimdi kendisine gösterilen ittifakın, ileride de aynı bütünlükle devam ettirilsin. Bizden ayrılmayın... Televizyonlarda spor programı eflasyonu var. Hangi kanalı açsan bir kavga gürültüdür gidiyor. Her programın da kendine göre bir haklılığı var amaç reyting; nasıl olursa olsun ama sonuçta reyting olsun. Reyting demek kavga demek. Hiç unutmam; eski adıyla Spor ve Sergi Sarayı'nda, bir boks maçı izliyorum. Tribünlerde kavga çıktı, herkes boks maçını bıraktı kavgaya döndü. Bunları niçin yazıyorum; TGRT Haber'de bir yıla yakın "Futbol Gecesi" programına katılıyorum. Şimdiye kadar birçok kanalda sunuculuk ve yorumculuk yaptım ama bu kadar övgü alan bir programa hiç rastlamadım. Öncelikle reyting telaşı yok. Bundan dolayı da kimse yapmacı ve kavgacı değil aksine yapıcı. Bu yüzden "Futbol Gecesi"ne gelen tebrik mailinin haddi hesabı yok. Programın hedefi tartışma ama kavga asla!.. Bu tür spor programlarının bu kadar düzeyli, izlenilir olmasında bence en büyük faktör, o programı yönlendiren kişidir. "Futbol Gecesi"ni hazırlayıp sunan Cüneyt Şen, Türkiye'de bu işi yapanların en iyisi. Şen'in, gerek Türkçesi, gerek diksiyonu ve gerekse programa hakim oluşu dört dörtlük... "Futbol Gecesi" tarafsızlık ilkesi ve objektif yorumlarıyla bundan sonra da Türk futbolunun nabzını tutmaya devam edecek. Bizden ayrılmayın...

