Mustafa Denizli futbol yerine, yine kumar oynadı! Rüştü''nün sakatlığını Dick Jol gördü (!), ama bizim eğriyol Denizli göremedi! Yediğimiz goller, doğrudan doğruya Rüştü''nün sakatlığının ürünüdür! Denizli, nedense bir yanlışı diğer bir yanlışla düzeltmeye çalışıyor. Belçika maçının en iyisi Suat''ı kesmekle takımın önünü kesmiş oldu! Şimdi Suat için söyleyeceği yalanın kılıfını çoktan hazırlamıştır bile!.. Çekirge zıpladı, zıpladı, sonunda tırtladı! Oysa ki; oyuna çok iyi başlamıştık. Hele hele fair playci Alpay''ın oyundan atılmasından sonra, daha da iyi oynar olduk. Alpay''a Fair Play ödülü verenler, acaba bu ülkede hâlâ bu işi yapacaklar mı? O, verilen bir ödül değil, bir skandaldı! Nitekim; bunun bir skandal olduğunu Alpay, ayağı yerine yumruğuyla gösterdi. Orta sahamız, Ergün ve K.Hakan''la sanki yeniden doğmuş gibiydi. K.Hakan, sonunda Denizli''nin kafasına vura vura takıma girdi ve Milli Takım''ın da en iyilerinden biri olduğunu ispatladı. Ne var ki; Denizli''nin inadı bitti, ancak bizim takımın da pili bitti! Bir penaltı kazandık, ama atacak oyuncu bulamadık. Oysa ki, bir takımın penaltıcısı maçtan önce değil, kuralar çekildikten sonra belli olur! Denizli, herşeyde olduğu gibi bunu da kumara bırakmış. Bu kumarı da Arif''le oynadı.
Portekiz, turnuvanın flaş takımı olduğunu bir defa daha oynadığı futbolla ispatladı. Hem takım oyunu, hem de ferdi yetenek olarak bizden çok üstün olmasalar da, yine de farklıydı. Defansları sağlam, çabuk kapanan ve ofansif gücü yüksek oyunculardan kurulu. Orta saha makina intizamı içinde, pas yüzdesi yüksek, tek topu çok iyi oynuyor. İleride Figo kumandasında hücum hattı mükemmele yakın oynuyor. Figo, gerçekten Avrupa''nın en iyi ileri uç adamlarından biri olduğunu bu maçta da gösterdi. Figo''nun yanında, Rui Costa, Vitor Baia, Couta, Nuno Gomes takımlarının olduğu kadar, bu turnuvanın da en iyileriydi. Sonuç, yapabileceğimizin en iyisin yaptık, ancak Fair Play''in (!) kurbanı olduk.

