Kaydet
a- | +A

Portekiz''e yenildik, sanki dünyanın sonu gelmiş gibi kendimizi kahrettik!

Oysa ki bu yenilgi, aldığımız galibiyetler kadar normal! Portekiz maçından önce etimize kemiğimize bakmadan rakibimizi öyle küçülttük ki; Moldova ve İzlanda, Portekiz''in yanında dünya takımı kaldı! Ne var ki yenildikten sonra, her zaman yaptığımızı yaptık; timsah gözyaşları ve kırılan tekerlek sonucunda yol gösterme!.. Portekiz''e neresinden bakarsanız bakın bizden üstün bir ekip. En azından takımla ferdi oyunu çok iyi uygulayıp sahaya yansıtıyor. Biz ise takım oyunundan çok, yıldız futbolcularımızla günü kurtarmaya çalışıyoruz...

Bu şampiyonada ne yazık ki bazı yıldız futbolcularımız Mustafa Denizli tarafından tırpan yedi!

Örneğin Suat; bu futbolcu İsveç ve Belçika maçlarının en iyilerinden biriydi. Ancak son maçta bir bilmece gibi (!) Denizli tarafından kesildi.

Oysa ki Denizli, yıldızları kesmedi (!) her defasında kendi önünü kesti! Aynı şey K.Hakan için de geçerli. İsveç maçında çok başarılı olduğu halde Belçika maçında kulübede oturdu. Senden daha ince, teknik kapasitesi yüksek bir takımla mücadele ediyorsun, buna rağmen sahaya tekniği çok kısıtlı futbolcularla çıkıyorsun.

Bunun rakibe göre taktik veya sahaya takım sürmekle hiç mi hiç alakası yok. Bütün bunlar, Mustafa Denizli''nin ilk olma peşinde koşmasından kaynaklanıyor!

G.Saray ağırlıklı takımla sahaya çıkılsın derken bu bölücülük anlamına gelmez. Bu olsa olsa doğrunun bir olma ilkesinden hareket etmek anlamına gelir.

Alman, Rus ve Hollanda Milli Takımları''nın, o ülkelerin en başarılı kulüp takımları ile takviye edilerek sahaya çıktığı, yakın geçmişte hafızalardadır. Zamanında bu uygulamayı yapanlar bölücü mü oldu, yoksa doğruyu mu gördü? Çeyrek finale yükselmek çok büyük bir başarıdır. Ama daha ileriye gidememek bir yanlışın sonucudur! Her şeye rağmen Denizli, Türk futboluna damgasını vurdu ve ismini futbol tarihimize altın harflerle yazdırdı. Şimdi önümüzde bir Dünya Şampiyonası var. Grubumuz, dişimize göre olmaktan çok, diş kovuğumuzu bile doldurmaz!

Bir maça 3 milyon dolar prim veren bir ülkenin futbolunun (!) böyle bir gruptan çıkması, artık amaç olmaktan çıkmalı, araç olmalıdır!

Çünkü böyle bir grupta birinci olmak Türkiye''de lig şampiyonluğunu kazanmaktan çok daha kolay!..

ALPAY''IN İNTİKAMI! Türk futbolcusu hep çok bilenlerin kurbanı oluyor! Alpay, bunlardan biri!... Dört yıl önce Hırvat futbolcu Vlaovic''i gole giderken düşürmeyip bir puanımızı çaldığı halde (!) kahraman ilân edilen Alpay, bu turnuvada dört yıl öncesinin intikamını aldı! Milli futbolcu, Portekiz maçında olduğu gibi, Hırvatistan maçından sonra da hatalı olduğunu söylemiş, ama bir takım insanlar, ondan daha çok kralcı kesilerek kendisini Fair Play''a lâyık görmüşlerdi. Aslında Alpay, Hırvat maçında rakibini düşürmemekle, Milli Takım''ı değil, kendisini düşünmüştü! Eğer bu futbolcu takımı düşünmüş olsaydı, Portekiz maçında rakibine yumruk atmak yerine gül atardı!

İş işten geçtikten sonra Alpay pişman olmuş neye yarar! Nerde kaldı profesyonellik? Bizim için profesyonelik, transfer ayında trilyonlara imza atıldığı zaman geçerli.

NASIL OLACAK? F.Bahçe, hatasını telafi edeceği yerde, yeni hatalar peşinde koşuyor! Transferde, Sırp futbolcularıyla çıkış arayan F.Bahçe, şimdi yeni bir hatanın peşinde! Sırp futbolcularla anlaşan Aziz Yıldırım, bir taraftan da Baliç''i getirmeye çalışıyor. Bu ne pehriz, bu ne lahana turşusu! Biri Bosnalı, diğeri Sırp...

Kediyle köpek misali!.. Baliç, Bosna''da kendi soydaşına kurşun sıkan Sırplar''la yan yana oynayacak ve bu takım başarılı olacak!.. Hamsinin kavağa çıkması gibi bir şey!.. Bu iş için yönetici olmaya gerek yok (!) birazcık işten anlamak yeterli! Adamlar soykırım yapıyor, biz ise kendi ülkemizde onlara arka çıkıyoruz! Futbol Federasyonu, spordan sorumlu Devlet Bakanı uyuyor mu?