Sacramento''nun draft ettiği Efesli Hidayet Türkoğlu dün Demirbank''ın Levent Tesisleri''nde düzenlenen imza töreniyle resmen NBA takımının oyuncusu oldu. Sacramento tarafından ilk turda seçildikten sonra Hidayet''in, "Türkiye''de öğreneceğimi öğrendim" şeklindeki sözleri, Efes''li oyuncunun bir an önce NBA''ye gitme arzusunu gözler önüne seriyordu. Sacramentolu yöneticiler de Hidayet kadar istekli çıkınca, Türkiye bu transfer döneminde ikinci oyuncu ihracatını gerçekleştirdi.
Kariyerini ABD''de sürdürmek için büyük bir kararlılık örneği sergileyen 20 yaşındaki Hidayet, bence, çok erken ve zamansız bir dönemde NBA''ee gidiyor. "Çok erken" dememin altında bir çok neden var. Bunların başında Hidayet''in performansı yatıyor. Efes''te ilk kez geride bıraktığımız sezon ilk beş başlayan Hidayet, beklendiği gibi, oldukça inişli-çıkışlı bir görüntü sergiledi. Bir maç iyi oynadıysa, bir sonraki 40 dakikada kelimenin tam anlamıyla döküldü. Efes için önem taşıyan maçların bir çoğunda Hidayet kendisine güvenenleri hayâl kırıklığına uğrattı. Maç içinde pas alamadığında oyuna küstü, müsait pozisyonlarda topu arkadaşlarına vereceği yerde oyuna küstüğü için şut kullanmayı tercih etti, smaca giderken zaman zaman yaptığı acemi hareketlerle basketbol maçını komedi filmine çevirdi.
Hidayet için saydığım bu olumsuzlukları aslında çok normal karşılıyorum. Çünkü bir oyuncu ne kadar yetenekli olursa olsun, ilk beş başladığı birinci sezonunda saç-baş yolduran hareketler yapacak. Maçtan maça hatta maç içinde inişli-çıkışlı performans sergileyecek. Oyuncular ancak böyle yetişiyor. Hidayet henüz burada pişmediği için NBA tercihini doğru bulmuyorum. Bu şekilde Avrupa''dan NBA''e giden hiç bir oyuncu Yeni Dünya''da aradığı mutluluğu bulamadı. Sacramento''da Hidayet''in takım arkadaşı olacak Yugoslav Predrag Stojakovic, Avrupa''da (Yunanistan-PAOK) kendini ispat ettikten sonra gitttiği NBA''de takıma zar zor girdi. Peki Hidayet nasıl kadroya girecek? Her ne kadar Hidayet, "Oraya ne kadar erken gidersem, alışmam o kadar kolay olur" dese de, ben, sevgili Hidayet ile aynı görüşü paylaşmıyorum.
Bir de bu sürecin psikolojik tarafı var. Oyuncu olarak NBA''e hazır olmayan Hidayet, beklemediği sorunlarla karşılaştığında sağlıklı ruh yapısını koruyabilecek mi? Koruyamazsa bu olumsuzluk Hidayet''i nasıl etkileyecek? Hidayet''in geleceği ile ilgili kendi kendime sorduğum bu sorular acaba Hidayet''in de aklının bir köşesinden geçti mi? Ne var ki, yaşı 20 olan birisinin bu kadar fazla ayrıntı üzerinde durmasını bekleyemeyiz. Peki o zaman bu görevi oyuncunun meneceri Tolga Tuğsavul yerine getirdi mi? Oyuncusuna bütün gerçekleri, pembe tablo çizmeden anlattı mı? Hiç sanmıyorum. İmza töreni ve sonrası görüştüğüm Hidayet''in kafasında bir çok soru işaretinin olduğunu gözlemledim.
Hidayet''in önünde bir de Mirsad örneği var. Hidayet, iki yıldır NBA''de turist gibi gezinen Mirsad''ın durumuna düşerse bundan en fazla zararı kim görecek? Bu sorunun cevabını herkes biliyor. Önce Hidayet''in kendisi, sonra da 2001 Avrupa Şampiyonası''na hazırlanan Türk Milli Takımı ... Peki ya Tolga? Hidayet''in geleceği onun umurunda mı? Pek zannetmiyorum... Tolga, İbrahim''i AEK''ya, Hidayet''i de Sacramento''ya pazarlamakla Türk basketboluna zarar vermiştir. Bu gerçek Mirsad örneğinde olduğu gibi zaman içinde ortaya çıkacaktır. Beni hayrete düşüren, kimsenin bu olumsuzluklar üzerinde durmaması ve ses çıkarmamasıdır. F.Bahçe İbrahim''i bedelsiz kaybederken, Efes de yetiştirdiği önemli bir yeteneği NBA''e kaptırmıştır. Eğer takımlarımız arasında bir dayanışma olsaydı Tolga, bu iki oyuncuyu kulüplerin menfaatini gözetmeksizin yurtdışına bu kadar kolay pazarlayabilir miydi? Pek tabii ki pazarlayamazdı. Bakalım Türk basketbolunda devam eden çarpıklıklar daha ne kadar sürecek ve yaşananlar kimlerin başını ağrıtacak?

