Kaydet
a- | +A

Mevsim artık sonbahar...

Hava sıfırın altında 6 derece... Ama futbol sıfırın çok üzerinde...

Galatasaray 40 dereceye vurmuş; yakıyor, kızartıyor, sımsıcak ediyor içimi...

Öyle bir ortam ki; iyi oynasan kahraman diye heykelin dikilecek, kötü oynayıp biraz dursan soğuktan heykel kesileceksin...

...Ve içimden bir ses, biraz titrek, bir hayli ürkek...

"Mevsim olsun ilkbahar" diyorum...

Diyorum ve hırslanıyorum...

Çünkü iyi oynuyorm, Bologna''ya kök söktürüyorum, Pagliuca''nın yüreğini ağzına getiriyorum...

Hoş Signori 7. dakikada ödümüzü kopatrıyor ama, ben tam bizim kale arkasında olduğum için Taffarel bundan cesaretlenip Japon yapıştırıcı gibi yapışıp alıyor topu elin Signori''sinden...

Aferin Taffarel... Zaten ne demişler; "Bugün topu, yarın turu" diye...

Vakit ilerliyor, soğuk iyice yapışıyor...

Sanki can istiyor...

Herkes birşeylerin peşinde... G.Saray golün, Bologna ipliğin... Aradıklarını bulamayınca kıran kırana çeviriyorlar maçı. Bilmezler ki ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar.

Bilmezler ki, Hasan Şaş "Şaşmasa, atsa boş kaleye, başları girecek belaya..."

Maçtaki ilk bir saatin özeti bu... Özeli yediğimiz pis gol. Hem de ne pis...

İçinde domuz eti bulunan karışık pizzadan beter... Adamı akıldan, şuurdan eder...

Sonrasında ise bir avuç aslan, İtalyan duvarına yaslan... Sağdan geldik, soldan girdik, ortadan deldik, olmuyor... Olmuyor...

Vakit ilerliyor, soğuk iyice yapışıyor, sanki can istiyor...

Sen dur Cimbom, canı ben veririm... Sen benim golümü, sen benim turumu ver yeter...

Öldür... Beni öldür ama, bu Bologna''nın da hesabını dür...

Hadi Ümit, ortala, çıkar topu, vur...

Vur Hakan... Kafa Hakan... Gol Hakan...

İşte ortalığı yıkan onbir aslan...

Vakit ilerliyor, soğuk iyice yapışıyor, sanki can istiyor...

Ve o canı ben değil, Bologna veriyor...