Kaydet
a- | +A

TRT, yeni yayın döneminde 10 diziyle atağa geçti. İlk bölümlerini izlediğimiz "Nisan Yağmuru" ve "Üzgünüm Leyla", seyirciden olumlu puan aldı. Özellikle "Nisan Yağmuru" bir zamanların nostalji filmlerini hatırlatmakla birlikte, seyircilere keyifli dakikalar yaşattı, Hülya Koçyiğit ve Cihan Ünal isimleriyle de hoş bir birlikteliği oluşturdu. Ama sadece bu dizilerle TRT''nin atağa kalkması yeterli değil!..

Elindeki âtıl potansiyeli, çok geniş imkânı ve yılların birikimli elemanlarını kullanarak, özgün programlar da gerçekleştirebilmeli! Elbette ki onları doyurarak, yönlendirip yüreklendirerek; küstürerek değil!!...

Örneğin TGRT, birkaç fazlası ve eksiğini dengeleyerek TRT''nin olması gereken durumuna erişebilir!... Ve özel televizyonlar içerisindeki en uygun vizyona -yayıncı ve seyirci gözüyle taşıyabilecek kapasitede bir kanala- ulaşabilmesi, işten bile değil!..

Yeni yayın döneminde çok şey beklenen kanalların başında TRT ve TGRT geliyor. Çünkü birçok izleyici bu kanallardan hâlâ ümidini kesmiş değil. Diğer kanallar da yeni yayın döneminde atakta ve dişe tırnağa dokunan programlarını birer birer ekrana getiriyor elbet. Ama aralarındaki reyting anlayışı, genellikle TRT ve TGRT çizgisinden, önemli birkaç nüans sebebiyle ayrılıyor!...

Hizmette; özellikle çok güçlü propaganda gücüne sahip olan radyo ve TV yayıncılığında esas amaç, iyi niyettir. "Niyet hayır, akıbet hayır" kelâmı ise buna en güzel ve doğru delâlettir!... Yöresel, bölgesel ve ulusal olsun; bütün TV kanallarında da elbet güzel, doğru ve esas hizmete yaraşır programlar mevcut. Ama demeye çalıştığımız şu: Gerçekten amaca ve hizmete uygun ne kadar program üretebiliyoruz?!..