Kaydet
a- | +A

Cumartesi akşamları eğlence programları bakımından TV kanalları sönük geçerken, pazar ve pazartesi akşamları ise bir başka talihsizlik yaşanıyor TV ekranında.

Yeni bir haftaya dedikodu haberleriyle hazırlanan seyirci buna lâyık mı diye düşünmeden edemiyorum... Belli bir kitle, geçim derdindeyken, gene ekonomik sebeplerden dolayı tatil planları yapıp da ailesiyle tatile çıkamazken "Hangi ünlünün, hangi tatil yerinde gerçekleştirdiği çılgınlıklar"ı sergilemek revâ mı, diye düşünmemek elde değil!...

"Yaz uykusu"na yatan programlar yerine, çılgınca eğlenceler ve rezaletlerle uyandırılmaya çalışılan seyirci!... Muhabbetin yerini alan görsel taşkınlıklar!...

Hani "Boyalı basın" tabiri vardır ya; bizlere izletilenler ise Boyalı yayınlar!..." 2000''i yarıladık ama TV yayıncılığının ağır sorumluluğu yolunda hâlâ adam olamadık!... Ve bu uğurda hiç kimse, hiçbir şey yapmıyor ya da yapamıyor?!... Radyo ve televizyon yeni yasa tasarısının akıbeti meçhul olup hâlâ mecliste bekliyor... Ve daha çok bekleneceğe benzer bir gidişat?!...

Genel olarak yayınlarda bir fâsit dairedir, bir dil katliâmıdır, bir yozlaşmadır gidiyor!... Kaliteden sürekli taviz veriliyor... Görgüden, saygıdan ve yayın etiğinden hak getire!

Seyirci ya da insan, en iyiye, en doğruya ve en güzele lâyıkken "Yayıncılık Etiği" adına acaba ne zaman esaslı bir değişim yaşayacak şu TV ekranı?!...