Kaydet
a- | +A

Hemen her kanalda yayınlanan ve "Gık demiş burnundan düşmüşçesine" biribirine benzer tarzda programlar izliyoruz... Hemen her kanalda, en az bir adet; sulu, cıvık türden programlar geliyor ekrana... Program sulu, sunucusu sulu ve konuğu da sulu... Cıvık cıvık, belden aşağı espriler, argo konuşmalar ve güzelim Türkçemize ihanet!!... Geleceğimizin biricik temînâtı olan çocuk ve gençlerimiz de bu hâlden kötü bir biçimde etkilenmekte!. Sevgi, saygı, hoşgörü, empati (karşı tarafın penceresinden bakabilmek, hissedebilmek) nezâket ve kültür hak getire!!... Varsa-yoksa, sadece reyting kaygusu!... Bazı TV kanallarımızın birden fazla böyle programı var maalesef... Ve ısrarla o büyülü kutunun gücünden yararlanarak seyircinin gözüne, kulağına sokuşturup duruyorlar mârifetmişçesine!!... Bu türden programları elimizden geldiğince bu sütundan kaleme alıyoruz. Bazılarını eleştirmeye dahi gerek bulmuyorum; eski bir radyo ve TV yayıncısı olarak. Çünkü çok kalitesizler!... Eleştiriye lâyık bir programın hiç olmazsa, dişe tırnağa dokunur bir yanı olması gerek herşeyden evvel!...

Eleştirmeniz... Adı üzerinde; "eleştirmen" her konuya elden geldiğince objektif bir biçimde bakmakla yükümlüdür. Kılı, kırk yarmak zorundadır bazen... Elbette ki esas amaç ve niyet, "yapıcı tenkit"tir; daha iyi, daha doğru ve daha güzele ulaşmak için!...

Batıda bu mesleğin adına "kritik edenler" deniliyor... Ve onlar, gerek sinema, gerek tiyatro, gerek TV ve gerekse kültür-sanatın diğer alanlarında bir konuyu, ya da bir yapımı eleştirdiklerinde muhâtapları sevinerek kendilerine çeki-düzen vermeye çalışıyor hemen!... Aynı hatanın tekrarına düşmemenin gayretini ve özenini gösteriyorlar!... Aramızda, işte böyle bir fark var!...

O farkı biraz açalım: Onlar eleştirmenlerinin görüşlerine daha fazla saygı duyarak kendilerini düzeltmeye çalışıyor. Bizimkiler ise, hâlâ bildiğini okuyor?!...