Ardı ardına yaşadığımız iki büyük felâketin ardından TV aracılığıyla, depremin yeryüzünde meydana getirdiği gelişmeleri yakından takip ediyoruz... İyice soğuyan havalarla birlikte sıcak yataklarından ve evlerinden mahrum depremzedeleri ekranlardan izledikçe yüreğimiz dağlanıyor... İstanbullular, bir yandan yeni bir deprem korkusunu yaşarken, bir yandan da, kendilerini depremzedelerin yerine koymaktan alamıyor... Aynı akıbet bir gün benim de başıma gelir mi? Ne yapmam lazım? gibi soruları beyninden geçirirken, bir yandan da işine gidip geliyor... Bütün bu olup bitenleri görmezlikten gelerek, aklına bile getirmeyen bir insan modelini düşünmek dahi istemiyorum!... Perşembeyi cumaya bağlayan gece, "Siyaset Meydanı"nda bu kez depremle bağlantılı olarak inşaât sektörü masaya yatırıldı... Hepimizi yakından ilgilendiren bir konuydu, ancak cuma sabahı işe gidecek olanları hesaba katarsak, programı saat 04.00''e kadar izleyen az kişi çıkar... "Siyaset Meydanı"nın cuma ya da cumartesi gününe çekilmesi dışındaki alternatifi, yayınını daha erken bir vakitte başlatıp, daha erken bir sürede bitirmesi... Cumartesi-pazar insanların tatil günleri... Kimileri dolaşacak-gezecek, kimileri ise bu soğuk mevsimde evinde oturup TV seyredecek!.. Gelgelelim hafta sonları "Prime Time" dediğimiz (akşamın ana haber bülteninin ardından başlayıp, 23.00''e kadar olan kuşak) süre dışında, gündüz vakitleri ekranlarda pek bir şey yok!... Ya, eften püften programlar, ya da izlenmekten cılkı çıkmış, üçüncü-beşinci sınıf filmler!.. Hafta sonu gündüz ekranı çok önemli!... Çoluk-çocuk tam bir aile ortamının yaşandığı o güzelim gündüz vakitleri çok kıymetlidir!... Nitelikli, aranılan ve beklenilen yapımlarla bezenmeli o vakitler!...
Güzel ve hayırlı bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!!...

