Paparazzi programlarının reytingi Mehmet Ali Erbil. Kıvrak zekası, üstün yeteneği ve hiperaktif tavrıyla, sululuk ya da espri yapmaya kalkanlara; bu işin nasıl yapılması gerektiği konusunda adetâ ders veriyor... Siyah-beyaz dönemden bu yana gerek dizi, gerekse çeşitli programlarda yer almış güçlü bir tiyatro ve seslendirme sanatçısı Mehmet Ali. Ustaları Orhan Boran ve Halit Kıvanç''ı inkâr etmeyen ve işini hakkıyla yerine getirmeye çalışan bir emektar...
Öte yandan kendini gerçek sanatçı zanneden yığınla ünlü peyda oldu TV kanallarında... Bir anlamda bu tablo, tamamen reyting amaçlı ve niteliksiz programların ekrana gelmesiyle de oluştu. "Şöhret afettir" ama bedelini göze alarak, öz yapıyı bozmadan ve hazmederek şöhreti sürdürmek de büyük maharet ister!...
Günümüzde ünlü, yani popüler olabilmek sanatçı olmaktan çok daha kolay bir yol... Sanatçıyla ünlü kavramlarını birbirinden ayıran nüansı idrak etmek gerek... Çünkü ülkemizde, pek fazla şan ve şöhreti olmayan çok kıymetli sanatçılarımız da mevcut!.. Ve illâ kendilerini, başta TV kanallarıyla pazarlatmaları mı gerekiyor?!.. Yani o sanatçıların mutlaka popüler mi olmaları gerekiyor?!..
Bir paparazzi programında muhabir birkaç mankene soruyor: "Türk alfabesinde kaç harf var" diye.. Kimi 26, kimi 25 diye cevap veriyor... Böylece gerek yarışma, gerek tartışma programlarına çıkan ünlülerden, hangilerinin kültürlü, hangilerinin cahil olduğuna şahit olabiliyoruz!!..
Geçen haftaların birinde ekrana gelen ünlü klasik eser "Cyrano de Bergerac"ı izlemiştim. Bir bölümde diyor ki Cyrano:
"Bir tufeylî sarmaşık zilletiyle tırmanma!
Varsın boyun olmasın söğüt kadar,
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!.."

