Kaydet
a- | +A

Bir zamanlar, Californiya Üniversitesi''nde İletişim Profesörlüğüyle, Uluslararası Kitle İletişim Araştırmalar Merkezi''nin başkan yardımcılığı görevini yürütmüş olan ve "Zihni Yönlendirenler (The Mind Managers)" adlı kitabın yazarı Herbert Schiller diyor ki:

"Televizyon, bireysel pasifliği teşvik eden araçların sonuncusu ve en etkin olanıdır. Televizyon izleyicileri ile ilgili olarak yapılan istatistiklerin sonuçları dehşet vericidir!... Örneğin, zihinsel faaliyetler dumura uğramakta, ardı arkası gelmez saçmasapan programlar izleyenlerin zekâsını köreltmektedir. İnsanlar etrafına kritik eder bir gözle bakamamakta, yaşananlardan farklı olanların yaşanabilmesinin imkân dahilinde olabileceğini aklının ucundan bile geçirmemektedir!..."

Bu anlamlı ve düşündürücü sözlerin sahibi Schiller, görüşlerini 1973 yılında Amerikan televizyonculuğunu masaya yatırarak kitabında bu şekilde sarfetmiş... Katılmamak elde değil!

Ülkemizdeki TV yayıncılığını, son derece ciddi anketlerle gün ışığına çıkaran ve araştırmalarını dikkâte aldığım bir başka şahıs ise, RTÜK Kamuoyu ve Yayın Araştırmaları Dairesi Başkanı Sn. Cengiz Özdiker. Özdiker''in, "Felâket günlerinde Televizyoncu Duyarlılığı" adlı yazısının sadece bir bölümünü sizlerin de dikkâtine sunuyorum:

"TV, çocukların dimağlarına şekil veren başlıca güçtür. Ana-baba ya da öğretmenden daha önemli sayılan TV, günlük hayatın vazgeçilmez ögesidir. Televizyonu aşırı izlemenin fiziksel, duygusal ve ruhsal etkileri yanında çok yönlü mahzurları vardır. Çocuklarda iz bırakabilecek, aşırı ses ve görüntüler, izleme sonrası uyku, iştah sorunları, aşırı kaygı bozukluğu, algılama bozuklukları, düşünce ve yargılama karmaşasına sebep olarak, onların zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişimleri zarar görebilir. RTÜK araştırmasında çocukların şiddet içeren görüntülerden fazla etkilendiğini belirten ebeveynlerin yüzdesi 91.8''dir. Türkiye, milenyumda artık tüm kurumlarıyla basın özgürlüğünün genişleyen boyutu kadar, TV yayınlarının olumlu ve olumsuz sonuçlarını da tartışmalıdır..."

Bu araştırma ve görüşlerin aksini söylemek mümkün mü sizce?...