Kaydet
a- | +A

"Kendini bilmek kadar yüce bir irfan olamaz" kelâmından yola çıkarsak, şu soruların cevaplarını, dürüstçe ve sadece, kendimizde aramamız îcap eder:

* Herkesle elden geldiğince sağlıklı bir iletişim kurabiliyor muyum?!..

* Anlatım ve duygularım yerli yerinde mi?!...

* Dinleyebiliyor, dinletebiliyor muyum?!...

* Düşünce, duygu ve tavırlarımı "Yerinde, zamanında ve dozunda" ifâde edebiliyor muyum?!..

* Bir heyecan uyandırabiliyor ve iknâ edebiliyor muyum?!...

* Bir grup önünde etkin bir konuşma yapabilir miyim?!...

* Kaç melekemi bir arada kullanabiliyorum?!...

* Yıkıcı yerine, yapıcı eleştirilerde bulunabiliyor muyum?!...

* Ne kadar dikkâtli ve doğalım?!...

* Zamanı ekonomik bir biçimde harcayabiliyor muyum?!...

* Sesimi doğru, etkin ve güzel bir biçimde kullanabiliyor muyum?!..

* Gerçekten beğeniliyor, takdir ediliyor muyum?!...

* Alçak gönüllü müyüm, öz eleştiri yapabiliyor muyum ve empati (karşı tarafın penceresinden bakabilme özelliği) kurabiliyor muyum?!...

* Ve en önemlisi; kendimle ne kadar barışığım?!...

Bu soruları, özellikle sanat ve TV dünyasında çalışanların, kendilerine sürekli sormaları gerekmiyor mu?!... Tabii ki, bizleri; halkı, milleti temsil edenlerin de?!...

Halkın sevgilisi Yunus Emre, "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin ya nice okumaktır" dememiş miydi?!...

Ve Sevgili Peygamberimizin Hadîs-i Şerîfi: "Kim kendini bilirse, o Rabbini bilir!!...

Ne yazık ki "Kendimizi Tanımak ve Tanıtmak" derken, bu arada da durmadan puan kaybediyoruz; reyting ve rant uğruna!!...