Kaydet
a- | +A

Radyo ve televizyonların hâli meydanda... Ya biz seyirciler ne yapıyoruz?... Önümüze ne konulursa onu mu seyrediyoruz?... Zaplıyor muyuz?... Seçici miyiz?... Galiba, sonuncusu hariç hem önümüze konulanı seyrediyor, hem de zaplıyoruz çoğunlukla... Bu durum, bizim toplumumuzun genel karakteristik özelliğini mi yansıtıyor yoksa?!... Daha iyisini arama ve isteme gayretimiz nerede kaldı?!...

Oysa Batı toplumunda rahatsız olunan bir TV programı için onbinlerce faks çekiliyor bir TV kuruluşuna!... Bir o kadar da e-mail yollanıyor seyirci tarafından!... Böylece sivil kuruluşlar ve çeşitli dernekler giriyorlar hemen devreye!... Arıyorlar haklarını... Soruyorlar televizyonlarda yayınlanan rezâletlerin hesabını!...

Biz ne yapıyoruz?!... Önümüze konulan mönü, acı da, tatlı da olsa afiyetle yiyiyoruz; tadına bakmadan, diğer seçenekleri incelemeden!... Eh bu durumda da özellikle TV kuruluşları 4. kuvvet olmaktan çıkıp yegâne güç durumuna dönüşüyor... Yani hiçbirimizin itiraz edemeyeceği bir süper güç hâlini alıyor...

Hâlbuki ülkemizde bir de RTÜK gibi bir kuruluş mevcut. Ancak RTÜK, ne olduğu belli olmayan bir öcü, bir korkutucu, bir diktatör konumunda da yansıtılabiliyor izleyicilere?!... Annelerin küçük çocuklarını uyutabilmek için "Bak seni RTÜK''e veririm" diye korkuttukları bile anlatılıyor. Bu belki, işin bir espri boyutu ama esas öcü televizyondan başkası değil! Çünkü dehşet verici görüntü, haber, film ve yayınlar gerçekten çocukları korkutuyor ve uykularını kaçırıyor!...

İnsanoğlunu motive eden, eğiten, bilgilendiren; bir o kadar da ruh halini alt üst edebilen yegâne propaganda aracı televizyonun, ne hâllere kadir olduğunu, sakın aklınızdan çıkarmayın sevgili seyirciler!!...