Kaydet
a- | +A

O gün akşam olmak bilmedi Hülya için. Her zamankinden geç gitti dükkana. Babası evden çıktıktan sonra bir işin ucundan tutmamış, aynanın karşısında vakit geçirmişti. Neredeyse bütün giysilerini denedi teker teker. Bir türlü karar veremiyor, hiçbirini beğenmiyordu. Uzun kestane rengi saçlarını açık bırakmış, güzelce ve defalarca tarayarak omuzlarına yaymıştı. Nemika hanım onun bu halini görünce kaşlarını çatarak söylendi: - Baban görmesin o saçlarını, dükkanda imkanı yok dolaştırmaz seni böyle... Nereden çıktı bu süslenme bugün? - Aman anne! Kırk yılda bir bıraktım saçlarımı, ne var bunda? Söyledik ya, Hakan''la konuşacağım bugün. Kadın başını çevirdi yana öfkeyle mırıldanarak: - Sanki Hakan seni hiç öteki türlü görmedi. Ne oluyormuş böyle anlamadım.

Sonra işaret parmağını kızına doğru uzattı. Gözleri kızarmıştı öfkeden: - Bana bak! Öyle saatler boyu dolaşmak falan yok! Git ne konuşacaksa hemen konuş dön. Karışmam sonra olanlara. Hem babana sordun mu sen? Yüzünü buruşturdu Hülya: - Gidince söyleyeceğim, hem babam kızmaz. İzin verir. - Hah, öyle, ben söyleyeyim, bilmiş ol. Sonra ben karışmam hiçbir şeye. Omuz silkti genç kız. Tekrar aynaya döndü. Bu arada Selda neşeli bir şekilde sokuldu ablasına: - Kız abla, çok güzel oldun... Hülya telaşla çabucak konuştu: - Git dediğimi yap! Hakan''a söyle, çıkıp gelmesin, mahvolurum sonra. Beklesin beni dükkanda. Neden diye sorarsa ablam öyle istedi de. Ben bir şeyler uydururum ona.

Selda lise birinci sınıfa gidiyordu. Artık o da serpilmiş, ablası gibi güzel bir kız olmuştu. Ama yine de evin küçüğü olmanın verdiği şımarıklıkla çocuksu hali ağır basıyordu. Ok gibi fırladı sokak kapısına doğru. Yüksek sesle bağırdı: - Ben bakkala kadar gidiyorum. Sakız alacağım, bir de mecmua... Nemika hanım telaşla fırladı mutfaktan: - İki de ekmek al! Oyalanma, baban neredeyse arar şimdi. Geç kaldınız. Ablanın süsü bitmedi ki... Adam acıktı. Yemeğini hazırladım, siz de iki lokma yiyip hemen gidin.

Hakan Selda''nın sözlerini kuşkuyla dinledi. Genç kız hızlı hızlı konuşuyordu: - Tamam mı Hakan ağabey?... Ablam buraya gelecek. Sen gelme dükkana... Genç adam gözlerini kıstı. - İyi de neden Selda? Ben gelip alacaktım. - Ablam öyle istiyormuş. Ben ne bileyim. Dediğini yapmazsan neler olur biliyorsun! Haklıydı. Ondan sonra haftalarca kahrederdi genç adamı bu kız. Kaprisleri, şımarıklıkları yüzünden az mı uykusuz geceler geçirmişti Hakan! Ama Hülya''ya duyduğu sevgi hepsine katlanmasına razı olmasını sağlıyor, sineye çekiyordu. - Tamam Selda... Burada beklerim o zaman. Kaçta gelecek biliyor musun? Omuzlarını kaldırdı kız: - Ne bileyim. Herhalde yedi buçuk, sekize doğru gelir.

Koşarak çıktı mobilya atölyesinden. Bakkala girip ekmek ve sakız aldı. Aynı hızla eve döndü. Nemika hanım yemekle uğraşırken geçen zamanın farkında bile olmamıştı. Fırtına gibi daldı mutfağa: - Aldım anne... Acıktım da... Yan gözle kapıda beliren ablasına baktı. Annesine fark ettirmeden başıyla "tamam" işareti yaptı. Hülya rahatlamıştı.

DEVAMI YARIN