Kaydet
a- | +A

Berrin hanım gözlerini açmış şaşkın bir şekilde bakıyordu kızına. Esin neden sonra toparlandı. Tedirgin bir göz atı annesine. Onun hayret dolu bakışlarını yüzünde hissedince çevirdi kafasını kayıtsız görünmeye çalışarak. Berrin hanımın tiz sesi duyuldu: - Otur şuraya, kimin nesi bu? Kimmiş hayatındaki, anlat çabuk!.. - Anne, lütfen. Sinirle söyledim, yok öyle bir şey. Üzerime gelme artık lütfen... Ama kadının bu işin peşini bırakmaya hiç niyeti yoktu. Çılgın gibi haykırdı: - Hayır, yalan söylüyorsun, ağzından kaçırdın sonunda, kim bu! Esin kapıya doğru sert adımlarla yürüdü. Cevap vermeden dışarıya çıkıp kapıyı çarptı. Bu sırada İskender bey göründü karşıdan. Genç kız ağlamaklı bir halde babasının yanından koşarak geçip odasına gitti. İskender bey hayretle baktı ona, sonra salona daldı: - Ne oluyor yahu? Sabah sabah ne oldu yine? - Bak kızına, kendin sor, hayatında başka biri varmış, itiraf etti, kimin nesi, neyin fesi, asil mi, zengin mi, hiçbir şey söylemedi. Onur''un geldiğini anlattım kendisine, bir dövmediği kaldı beni... Adam sofraya oturdu usulca. Güler hemen fincanına çay doldurdu. Böyle zamanlarda işini dikkatlice yapmak zorundaydı çünkü Berrin hanım sinirliyken çekilecek birisi olmaktan çıkıyordu.

- Bırak artık sen de şu işi yahu, istemiyor işte kız! Üstelemenin ne anlamı var ki? Berrin hanım çığlık çığlığa bağırdı bu sözler üzerine: - Ben ne diyorum, sen ne diyorsun İskender! Hayatında başka biri varmış kızının. Aklını başına topla, kulağını aç ve duy! Adam kayıtsızca yemeye devam etti: - Sinirlenip de söylemiştir onu o... Üstüne düşme kızın. İnadına yanlış yapar... Kadın asabi bir tavırla kalktı sofradan, hızla oturma grubuna doğru yürüyüp, sehpanın üzerindeki kristal sigaralıktan bir sigara alıp yaktı. Koltuklardan birine oturup ayak ayaküstüne atarak düşünmeye başladı. * * * Esin odasına gidip süratle giyindi. Üzerine beyaz, dik yakalı, el örgüsü bir kazak ve ayağına bir kot pantolon geçirdi. Saçlarını arkasına tutturup kabanını kaptığı gibi fırladı dışarıya. Güler yetişemedi arkasından nereye gittiğini sormak için. Genç kız üçer, dörder indi merdivenleri, koşarak arabasını park ettiği yere gelip bindi. Her zaman yaptığı gibi bir süre motoru ısıtmaya bile gerek duymadan gazladı. Ok gibi fırladı küçük araba. Farkında olmadan Selim''im dükkanının olduğu caddeye gelmişti. Biraz yavaşladı. Sabahın bu saatinde rahatsız edip etmeyeceğinin tedirginliğini yaşıyordu. Ama çok da ihtiyacı vardı konuşmaya. Birden Müşfik usta göründü kapıda. Yaşlı adam kalın paltosuyla olduğundan daha iri görünüyordu. Onun dükkandan uzaklaştığını görünce sevindi. En azından daha rahat olurdu. Hemen arabayı park edip koşarak karşıya geçti ve dükkana daldı. Metin içeri girenin Esin olduğunu fark edince arkası dönük bir şekilde çalışan Selim''e seslendi: - Selim ağabey, misafirin var! Delikanlı hemen döndü. Genç kızı görünce şaşkınlıktan göz bebekleri büyüdü: - Esin? Hayırdır, ne oldu, çok kötü görünüyorsun! - Selim, konuşmak istiyorum. Çok ihtiyacım var. Kötüyüm anlayacağın... Genç adam hemen tezgahın ardına geçip önlüğünü çıkardı. Kabanını alıp çırağa döndü. - Arayan olursa not al Metin. Usta gelirse bir şey söyleme, ben gelince anlatırım. Sonra genç kıza döndü. Şefkat dolu bir sesle fısıldarken onun kolunu tutarak çıkardı dışarıya: - Haydi gel, gidelim sakin bir yere... DEVAMI YARIN