Berrin hanım Güler''in kapıyı açtığı zaman attığı çığlığı duyarak koşup gelmişti. Antrede Suna''yı görünce şaşırdı: - Oooo, hayırdır Suna? Sen buraların yolunu bilir miydin? - Konuşmamız lazım Berrin teyze... Çok önemli. Genç kız çantasını sallayarak davet bile beklemeden salona girmişti. Berrin hanım her zamanki vakur tavrıyla geldi ardından, baş köşedeki koltuğuna oturup bir sigara yaktı.
- Anlat bakalım, eğer bana ondan haber getirdiysen hiç zahmet etme. Onun açtığı yaraları ancak temizlemeye başladık zaten. Bütün herkes dışladı ayol bizi. Koskoca Sönmezler karşındakiler. O Hayat denilen kadının ağzına sakız oldum.
Suna telaşla kesti onun sözünü: - Bırak bunları Berrin teyze. Sen annesin. Esin hasta... Hem de çok hasta... Kadın durakladı. Kaşları çatıldı. Gözlerini kısarak baktı şüpheyle karşısındaki genç kıza: - Hasta mı? Nesi var? Ne oldu? - Dinle Berrin teyze. Hatırlasana, hep baş ağrıları vardı Esin''in. Durmadan yataklara düşerdi baş ağrısından. İşte geçende düşüp bayılmış. Selim de kaptığı gibi hastahaneye götürmüş. Orada muayene etmişler. Tomografi istediler. Çektirdi çocuk. Ama sonuç... Durakladı. Acı dolu gözlerini kadının yüzüne dikti: - Beyninde tümör çıktı Berrin teyze, ameliyat olmazsa ölecek Esin. Kadın allak bullak olmuştu. Hiçbir şey söylemeden elindeki sigarayı söndürdü sinirli tavırlarla, bir tane daha yaktı. Suna devam etti ağlamaklı bir sesle: - Ayrıca, iki aylık da hamile. Ameliyat çok masraflı. Onbeş, yirmi milyar kadar tutarmış. O kadar parayı bulmaları mümkün değil. Biliyorsun sen de.
Güler kapının kenarında elleriyle yüzünü kapatmış, ağlıyordu. Berrin hanım ise hiç konuşmuyor, duyduklarının şokunu atmaya çalışarak durmadan sigarasından derin nefesler çekiyordu.
- Ameliyat... ameliyat çocuğu etkilemeyecek mi? Suna eliyle "boş ver onu" der gibi bir işaret yaptı: - Daha o kadar detaylı konuşulmadı. Dün öğrendik bu haberi. Yalnız Esin bilmiyor, çünkü yaşayacağı her üzüntü, her stres hastalığın seyrini yüzde yirmi fazlalaştırırmış. Ona gelip geçici bir baş ağrısı, çok önemli değilmiş dedik. Ben... Bir anne olarak bilmeye hakkınız var diye düşündüm.. Aslında İskender bey amcayla da konuşacaktık ama... Yani Selim konuşmak istiyordu. Berrin hanım adeta bir yeri yanmış gibi haykırdı: - Onun adını bu evde alma ağzına... Sakın ha!
Suna şaşırmıştı. Sevimli yüzü korku ve şaşkınlıkla gerildi: - İyi, tamam, almam bir daha, ama... - Aması falan yok. Kızımı hasta etti, ölecek kızım onun yüzünden. Kadının bu tepkisini kaale almadı genç kız. En azından onun huyunu biliyordu. Bu meselede Selim''in hiçbir fonksiyonunun olmadığını da. Var olan bir illet elbet bir şekilde ortaya çıkacaktı günün birinde. Çantasını aldı, ayağa kalktı: - Ben görevimi yaptığımı düşünüyorum. Haberiniz olmalı... Kapıya yürüdü. Güler usulca yaklaştı yanına: - Bana onun nerede oturduğunu yazıver. Onlar gelmese de ben gidip görmek isterim Suna, diye fısıldadı. Aceleyle tarif etti genç kız. Berrin hanım onu geçirmeye bile çıkmamıştı... DEVAMI YARIN

