Tarık beyinleri zonklatan gürültülü müziğin arasında sesini duyurabilmek için elini ağzına siper ederek bağırdı: - Karnım acıktı benim... Gidip sandviç yiyelim, ne dersiniz? Müthiş bir gürültü vardı diskotekte. Daracık bir mekanda onlarca genç kulakları sağır edercesine yüksek sesle çalan müziğin ritmine uyarak çılgınca zıplıyorlardı. Orta yerdeki boşluğun kenarlarında basit, vinleks kaplı küçük koltuklar ve tahta masalar yerleştirilmiş bir daire şeklinde. Karanlıktı, sadece tepede durmadan dönen fosforlu ışık saçan projektör belli fasılalarla aydınlatıyordu yüzlerini. Turhan alaylı bir şekilde gülümsedi: - Ne o? Bakıyorum bayıldın sandviçlere... Başka bir genç onayladı Tarık''ın teklifini: - İnan ki ben de acıktım, kızlara seslenin de gidelim Mahmut ağabeyin oraya... Turhan yan gözle kinayeli bir şekilde gülümseyerek piste doğru yürüdü. Gruplarındaki genç kızlar kendilerinden geçmiş bir halde zıplıyorlardı orta yerde. Gençlerin tekliflerini duyunca onlar da koşarak geldiler: - Ben de acıktım, akşam yemek yemedim zaten... - Ben tokum ama bir şeyler içerim.
- Haydi o zaman.... Diskotekten çıktılar. Karamürsel''e yarım saat mesafede bir sitedeydiler. Hemen arabalarına bindiler. Toplam on kişi kadardılar zaten. Çığlıklar atarak hareket ettiler. Tarık''ın arabasına beş kişi binmişlerdi. Sıkış tepiş bir şekilde süratle gidiyorlardı. Aylin yan gözle Tarık''a baktı. Sesine tuhaf bir hava vererek sordu: - Bu teklif senden mi çıktı Tarık? - Evet, acıktım. Akşamüstü yemiştik ya, bayağı hoşuma gitti. Turhan arkada oturuyordu. Hemen atıldı: - Her şey hoşuna gitti beyefendinin, sandviçler, Mahmut ağabey, sonra... Tarık kaşlarını çatarak kesti onun sözünü: - Cıvıtma Turhan! - Bir şey demedik aslanım, haklısın İngiltere''de böyle alaturka şeyler yoktur. Ne de olsa ruhumuzda arabesklik var bizim.
- Sandviçle arabeskliğin ilgisi ne anlamadım... Aylin bilmiş bir tavırla gülümsedi. - Demek istediği Avrupa''da böyle bir sandviç satılmaya kalksa standartlara uymadığı için yasaklanır.
Küçümser bir tavırla saymaya başladı: - Sucuk, salam, peynir, turşu, domates, baharat... Turhan alayla atıldı: - İşte sana tam bir arabesk sandviç... Tarık gözünü yoldan ayırmadan cevapladı onları: - Bayıla bayıla yiyorsunuz ama... Beni de siz götürdünüz övgüler yağdırarak, şimdi bir kez daha yemek istedim diye mi kötü oldu... Hayret bir şeysiniz yani... Turhan zeki bir şekilde süzdü genç adamı: - Sakın bu müthiş beğeninin başka sebepleri olmasın? Aylin''in rengi karardı bir anda. Turhan''ın ne demek istediğini anlamış gibiydi. Dehşet içinde baktı direksiyondaki genç adama. Uzun zamandan beri kendisi için bir geleceği hep Tarık''la düşünmüştü. O İngiltere''deyken hasret çekmiş, bunu da çevresindeki herkese belli etmişti. Tarık''ta ise gününü geçiriyormuş gibi bir hava vardı genç kıza karşı... DEVAMI YARIN

