Selda ablasının koşar adımlarla geldiğini görünce elindeki tepsiyi tezgahın üzerine bırakıp o tarafa doğru yöneldi. Bir yandan da babasının olduğu tarafa bakıyor, kendisini saklamaya çalışıyordu. Hülya gülümseyerek yaklaştı kardeşine: - Ne o? Bu ne heyecan? - Ne oldu kız abla, meraktan öldüm, söylesene... Havalı bir tavırla saçlarını arkasına doğru attı Hülya: - Yok bir şey, ne olacak ki... Babam bir şey söyledi mi? Selda kaşlarını çattı. Babasının ses tonunu taklit ederek: - "Ne konuşmasıymış bu, bu saate kadar!" deyip durdu. Sen boş ver şimdi onu, ne oldu anlat. Hülya mavi gözlerini açtı sevinçle. Dudaklarını gerdi, muzip bir tavırla kardeşine baktı: - Sıkı dur! Evleniyorum... Selda bir çığlık atmak üzereyken babasının duymaması için eliyle ağzını kapattı. Göz bebekleri kocaman açılmıştı - Hiiii, sonunda kararlaştırdınız ha? Çok sevindim. Hakan ağabey nasıl mutlu olmuştur kim bilir! Hülya alaycı bir kahkaha patlattı. Abartılı tavırları dikkat çekiyordu. - Ne Hakan''ı ayol! Bitti o iş. Bitirdim onunla ilgili her şeyi. Haddini bilsin artık. Ben Tarık''la evleniyorum.
Şaşkınlıktan dili tutulmuştu Selda''nın. Olduğu gibi kalmış, hiç konuşmadan ablasının yüzüne bakıyordu. Hülya göz kırptı: - Ne oldu? Dondun kaldın bakıyorum. Yaaa, işte böyle. Tarık bana evlenme teklif etti. Ben de kabul ettim. Hakan beye de söyledim bir başkasıyla evleneceğimi.
Selda dükkana doğru yürüyen ablasının yanında kafasını ona çevirmiş hayretler içinde hızlı hızlı yürüyordu: - Ya babamlar, onlar ne diyecekler bu işe. Biliyorsun babam Hakan ağabeye damadı gözüyle bakıyordu.
Omuz silkti genç kız: - Kabullenecekler. Benim hayatımı kiminle geçireceğime onlar karar verecek değiller herhalde... Mahmut ocağın başında koşturup duruyordu. Yan gözle masalara baktı Hülya. Doluydu her yer. Bu sırada babası gördü geldiğini: - Neredesin sen yahu? Ne konuşmasıymış bu böyle... Bir daha ayaklarını kırarım. Baksana şu halimize. Yetişemiyoruz müşteriye. Haydi geç işinin başına beni deli etmeden... Selda götür kızım iki karışık karşı masaya. İki de ayran... Cevap vermeden önlüğünü taktı Hülya. Babasının söylediklerine aldırmamıştı bile. Onun aklı Tarık''taydı. Beyninde şekillenen sadece onun yüzü, kulaklarında çınlayan sadece onun sesiydi. Mahmut ters ters baktı kızına: - Uyuma, uyuma... Ne istiyormuş Hakan senden? Ne konuştunuz bunca saat konuşacak bir şey varmış gibi... Hiç ses çıkartmadı genç kız. Babasıyla olanı biteni konuşacak hali yoktu. Hakan''la evlilik kararından vazgeçtiğini söylediği zaman kopacak kıyameti biliyor, en azından tahmin edebiliyordu. Ama bütün bu huzursuzlukları yaşamaya değerdi doğrusu. Elbette ailesi de Tarık''ı tanıdıkları zaman kendisine anlayış göstereceklerdi. Bir kere onun tahsili, zenginliği yetecekti Mahmut''la Nemika hanıma. Babasına duyduğu korkuyla yaşadığı mutluluk harmanlanmış, garip bir his içine yerleşmişti. Heyecanlı ama tedirgindi. Mutluluğunu herkesle paylaşmak istiyor, ama yaşayacağı olumsuzluklardan da tedirgin oluyordu. Selda yaklaşınca eğilip fısıldadı: - Hakan meselesinden hemen bahsetmeyeceğim...
- Abla! Başın derde girecek... Kaşlarını kaldırdı, eliyle "boş ver!" der gibi bir işaret yaptı. - Sırası değil şimdi. Yarın Tarık''la buluşacağım yine... Sen onu bırak nasıl kaçarım onu düşün... Selda yutkundu. Gözleri korkuyla açtı babasına baktı. Mahmut ise onların farkında değildi. Ocağın başında uğraşıp duruyordu... DEVAMI YARIN

