Hakan heyecanlı tavırlarla gülümsedi genç kıza: - Hoş geldin. Ben de şimdi kapattım dükkanı. Hülya sert bir şekilde konuştu hızlı hızlı: - Çabuk ne söyleyeceksen, ne konuşacaksan konuş, vaktim yok Hakan! Şaşırmıştı delikanlı. Hayret dolu bir bakışla süzdü kızı. Kekeledi: - Ama Hülya! Öyle ayak üstü konuşamayız ki... Hem babanlar bilmiyor mu benimle olduğunu? - Bilsinler, ne olacak... Ben oyalanmak istemiyorum.
Cevap vermedi genç adam. Canı sıkılmıştı. Sessiz bir şekilde yan yana yürümeye başladılar. Sahildeki çay bahçelerinden birine girdiler konuşmadan. Oysa Hakan başka planlar yapmıştı kafasında. Altınova yakınlarındaki çardaklı bahçeye gitmeyi düşünmüştü. Hülya orayı çok severdi. Hele dondurması nefisti. Yine de bir şey söylemedi. Denize en yakın masaya oturdular. Oldukça kalabalıktı etraf. İnsanların çoğu tanıdık simalardı. Yani çevrenin esnafı, ahalisi. Yazlıkçılar şehir merkezindeki çay bahçelerine pek gelmezlerdi. Zaten sitelerin kendilerine ait işletmeleri vardı. Müstakil evler ise villa tipi olduğu için herkes verandasında oturuyordu. Ancak apartmanda oturan yazlıkçılar takılırdı böyle yerlere, onlar da şehir merkezinden uzakta dizili olan yerleri tercih ederlerdi. Yanlarına gelen garsona baktı Hakan. Sonra Hülya''ya döndü: - Ne istersin? Dondurma yer misin? - Hayır. Bir kola! Siparişi verdi genç adam. Cebinden sigarasını çıkartıp ortaya koydu. Hülya yan gözle baktı ona. - Bir sigara versene bana? - Sen sigara içiyor musun? - Bilmem, canım çekti. Bir tane içeyim.
Nazik bir şekilde yaktı genç kızın sigarasını, ardından bir tane kendisi... Hülya abartılı bir hareketle dumanını havaya doğru üfledikten sonra sert bir sesle konuştu: - Konuş bakalım, ne diyeceksin? Yutkundu Hakan. Ağır ağır başladı söze: - Hülya! Bu işi bir nihayete erdirelim istiyorum. Ne olacak böyle?
Alaylı bir şekilde güldü kız: - Hangi işi ayol? - Annem gelmek istiyor, Mustafa amcamlarla birlikte gelip isteyecekler seni. Hem ben çok kırılıyorum senin tavırlarına. Sanki benden nefret ediyor gibisin, hep küçümsüyorsun, aşağılıyorsun beni. Ne olur, sana karşı olan duygularımı biliyorsun. Senelerdir senden başka kimseyi görmedi gözlerim. Hem böyle değildin, gün geçtikçe daha haşin olmaya başladın artık. Ürkütüyorsun beni. Ne olur kalbimi kırma artık. Ne dersin bu hafta sonu gelsin mi annemler? Hülya bir nefes daha çekti sigarasından. Gözlerinde küstahça bir ifade vardı. Abartılı bir kahkaha attı tıpkı filmlerde gördüğü gibi... Hakan şaşkınlıkla bakakalmıştı: - Hah, hah, hah... Seninle evlenmeyi isteyen kim ayol! Ben evlenmem seninle falan. Unut onu.
Delikanlının dudakları düz bir çizgi halini aldı. Şakaklarındaki damarlar atmaya başlamıştı. Gözleri donuklaşmış, kelimeler boğazına takılıp kalmıştı sanki. Yutkundu: - Sen... sen neler söylüyorsun Hülya? Bunca zamandır... Genç kız fırlamıştı ayağa çoktan. Gözlerini kısarak baktı genç adama: - Unut beni aslanım... Ne olmuş bunca zamandır... Hem ben başka birisiyle birlikteyim. Senden çok daha üstün birisi!.. DEVAMI YARIN

