Kaydet
a- | +A

Suna genç kızın söylediklerini duyunca tiz bir çığlık attı:- Ne dedin sen ne dedin?... Aman Yarabbi! Aklın başında mı kızım senin? Esin gülümseyerek bakıyordu arkadaşına. Öğleden sonraya kadar evde ders çalışmış, sonunda yorulduğunu fark edince yüreğindeki coşkuyu birileriyle paylaşmak istemiş ve aklına ilk gelen de Suna olmuştu. Berrin hanım öğlen yemeğine arkadaşıyla dışarıya çıkmıştı. Güler de her zaman olduğu gibi evin işleriyle meşguldü. Genç kız arabasına atladığı gibi soluğu Suna''nın Nişantaşı''ndaki evinde almıştı. Sabah Selim''le aralarında geçen konuşmayı noktasına, virgülüne kadar nakletmişti kıza. Suna hayretler içinde dinliyor, sanki imkansızın böylesine gözler önünde, apaçık ortada dolaşmasına inanmamış: - Haydi canım, saçmalamayın... diye tekrarlayıp duruyordu. Esin ciddi bir şekilde tekrarladı: - Neden inanmak istemiyorsun Suna. Selim''le evlenmeye karar verdik. Ben mutlu olacağıma inanıyorum.

- Ama Esin... Bir düşün... Yaşadığın hayatı, alışkanlıklarını, büyüyüş şeklini. Bütün bunlar yarından sonra tepe taklak gelecek. Kesin bir şekilde ailen bu karara karşı çıkacak. Esin yere bakarak mırıldandı: - Orası muhakkak... Pencereler açıktı. Suna havalansın diye sabah erkenden açmıştı camları. Dışarının gürültüsü olduğu gibi odanın içindeydi. İnsan kendini panayır yerinde zannederdi. İki genç, birbirlerini zor duyuyorlardı. Suna bu rahatsızlık verici durumu fark etmiş olacak yerinden kalkıp camı kapattı. Bir anda bir sessizlik çöktü odaya: - Oh, amma gürültü varmış dışarıda...

Suna bir şey söylemeden yerine oturdu. Gözlerini arkadaşına dikti: - Çok erken bir karar değil mi sence? Daha ne kadar tanıyorsun Selim''i? Esin arkasına dayandı. Kendinden emin bir tavırla: - Ben öyle uzun süreli tanıma, tanışma merasimlerine karşıyım biliyorsun. Bir insan neyse odur. Eğer onun kötü bir huyu ve alışkanlığı varsa nasıl olsa benden bu tarafını gizleyecektir. Uzun bir zamana gerek yok. İlk intiba çok önemli. Biz karşılaştığımız anda bir elektrik oldu aramızda. Hem Selim iyi bir insan, sen kendin de söyledin bunu, unuttun mu? Suna dudak büktü: - İyi de iyi insan dediğim herkesle ertesi gün evlenmeye kalkacağını ne bileyim ben.... Güldü Esin bu sözlere.

- Bırak şimdi bunları... hafta sonunda gidiyoruz değil mi Selim''in evine?

- Ya annenler... onlara nasıl söyleyeceksin? Suna genç kızın umursamazlığına hayret ederek onun sorusunu duymamıştı bile. Aklı hâlâ bu evlilik kararındaydı: - Şimdilik bir şey söylemeyeceğim. Bir sene kadar. Okulu bitireyim hiç olmazsa...

- Yani? Okulun bitene kadar aileni kandıracaksın öyle mi? Esin sinirlenmişti. Yerinden fırladı asabi bir hareketle: - Kimseyi kandırdığım yok benim. Sen de tersinden almaya başladın her şeyi annem gibi. Selim''i seviyorum ve onunla evleneceğim. Bu kadar! Suna dudaklarını ısırdı, komik bir şekilde yüzünü buruşturarak: - Tamam anam, tamam, bir şey demedik, Allah mesut bahtiyar etsin, bir yastıkta kocatsın, ne diyeyim... Genç kız yan gözle süzdü arkadaşını. Pişman olmuştu o kadar yüksek sesle konuştuğuna. Mırıldandı: - Özür dilerim. Sinirlerim bozuk aslında. Kusura bakma... DEVAMI YARIN