Hakan tatlı bir gülümsemeyle baktı genç kıza: - Baban haklı dedim Aylin, ben de isterim seninle hayatımı birleştirmeyi... Ekrem bey dolu dolu bir kahkaha attı: - Hah, hah, hah... İşte bu kadar... Ben adamı bir görüşte anlarım delikanlı. Hayatın içinde çok yoğrulduk biz bu günlere gelene kadar. Senin de nasıl dürüst, seviyeli bir genç olduğunu anlamıştım hemen. Hep böyle bir damadım olsun isterdim. Aylin ciddi bir sesle bağırdı onun lafını keserek: - Hey! Bir dakika, herkes kendi kendine bir şeyler yapıyor, kimsenin bana bir şey sorduğu yok!
Bu sırada Nergis hanım da gelmişti yanlarına. Şaşkın bir şekilde verandadakilerin yüzüne bakıyor, neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Çok fazla da gecikmedi olanları kavramak için. Aylin devam etti: - Bakalım ben istiyor muyum Hakan''la evlenmeyi? Hakan utanmıştı. Çekinerek sordu: - İstemiyor musun? Genç kız dikkatle baktı onun yüzüne. Bir sessizlik olmuştu. Herkes nefesini tutmuş bekliyordu sanki. Aylin''in çatılmış kaşları gevşedi, yüzüne bir aydınlık hakim oldu ve dudaklarının sert kıvrımları hoş bir tebessüme dönüşüverdi: - Evet, seninle evlenebilirim... Bir sevinç hakim oluverdi ortalığa. Nergis hanım hâlâ şaşkınlığını üzerinden atamamış, ama alınan karara da memnun olmuştu. Ekrem bey atıldı: - Keşke büyük hanımı da getirseydin delikanlı, onunla da tanışmış olurduk. Hakan kibarca cevap verdi: - En kısa zamanda birlikte ziyaret ederiz efendim sizi. Birkaç gün içinde... Saat on ikiye geliyordu. Bir müddet daha oturdular verandada. Hakan babasından bahsetti, annesiyle yaşadıkları hayatı anlattı. Öyle ani bir karar verilmişti ki. Genç adam eğer böyle oldu bittiye gelmezse asla bir şeyleri başaramayacağını düşünüyordu. Aylin''den hoşlanıyordu. Her şeyden önce kendisine değer veren akıllı bir kızdı. Hülya''ya karşı duyduğu derin sevginin yerini kırgınlık almıştı. O ayrı bir masaldı hayatında. Ayrı bir sayfaydı ve kapanmıştı artık. Şimdi diğer sayfalara bir şeyler yazılması gerekliydi. Bunun için, sadece bunu başarabilmek için böyle cesurca hareket etmişti. Müsaade istediği zaman saat bir buçuktu. Aylin bahçe kapısına kadar geldi genç adamla.
- Seni götüreyim işte, inat etme... - Hayır, gecenin bu saatinde yalnız başına dönemezsin. Bilmiyorsun, sarhoşu olur, uğursuzu olur. Çok geç oldu. Ben hemen şuradan giderim. Yarın görüşürüz. Aylin durakladı. Tedirgin bir şekilde fısıldadı: - Bir şey soracağım Hakan? Genç adam siyah gözlerini kaldırıp manalı bir şekilde baktı onun yüzüne. Ne soracağını anlamış gibiydi. Güldü: - Ne soracağını biliyorum... Hülya değil mi? Genç kız doğrularcasına gözlerini kapatıp açtı. Ellerini göğsünde kavuşturmuştu. Öylece bakıyordu onun yüzüne.
- Merak etme Aylin. O bitti. Dürüstçe anlattım sana, bir dost olarak. Asla bir şeylerin üzerini örtmek amacıyla istemiyorum seninle hayatımı birleştirmeyi. Seninle mutlu bir hayatım olacağına inandığım için istiyorum.
Aylin rahatlamıştı. Tatlı bir tebessümle fısıldadı: - Ben de inanıyorum buna Hakan. Gökyüzüne baktılar. Yıldızlar sanki uzansalar yakalayacaklarmış kadar yakındı... Tüm sema yere inmiş gibiydi. DEVAMI YARIN

