Kaydet
a- | +A

Hülya babası eve döndüğü zaman odasına çoktan çekilmişti. Saat gecenin ikisiydi Mahmut geldiğinde. Her zamanki gibi beklemişti Nemika hanım kocasını. Bir gün önce yaşanan tatsızlığın etkileri hâlâ devam ediyordu evin içinde. Mahmut''un suratı asıktı ve hemen hemen hiç konuşmuyor, söylediği birkaç kelimeyi de asık bir suratla ve sert bir sesle iletiyordu. Yine de Nemika etrafında dönüyordu kocasının. Kızmakta haklıydı adam. Onun haberi olmadan bir sürü şey yapılmıştı. Hele bir de Hülya''nın başka bir gençle arkadaşlık ettiğini duysaydı imkansız yaşatmazdı her ikisini de. Evliliğinin sonu olurdu bu! - Sabah erken kaldır beni. Saat beş buçukta... Dükkanı temizleyeceğim... diye söylendi kapıdan girer girmez. Yorgun görünüyordu. Nemika hanım korkarak mırıldandı: - Biz temizleriz Selda''yla beraber. Sen uyu biraz. - İstemez... Siz evden çıkmayacaksınız. Yattı mı O? Hülya''yı soruyordu. Kadın aceleyle salladı başını: - Yattı, çoktan... O da anladı nasıl hata ettiğini... Mahmut kaşlarını çattı: - Neye yarar! Hakan gururlu çocuk, anlasa ne olur ki... Bitti artık o iş. Bundan sonra benim istediğim kişiyle evlenecek. Ona razı mısın diye bir kez bile sorarsam namerdim. Çarşıda kimsenin yüzüne bakamaz oldum. Hep senin yüzünden bunlar. Ana olup kontrol edemedin... Nemika hanım öfkelendi için için. Ama sesini çıkartmadı. Mahmut gece eve geldiğinde meyve falan yerdi. Bu sefer hiçbir şey istemedi. Hemen elini yüzünü yıkayıp yattı. On dakika sonra ev sessizliğe gömülmüştü bile... Hülya kendisine çok uzun zaman gelen bir müddet bekledi sesler kesildikten sonra. Herkesin yattığına iyice kanaat getirdikten sonra usulca süzüldü yataktan. Gündüzden hazırladığı çantasını kaptı. Selda sessizce onu izliyordu. Sonunda dayanamadı: - Gidiyor musun abla? - Evet, haydi, gel sana sarılayım. Sakın merak etme, ben bir punduna getirip sana haber yollarım. Gözünü seveyim Selda, kimseye deme bir şey sakın. Bu benim istikbalim... Küçük kız titrek bir sesle: - Demem abla, merak etme... Kendine iyi bak! Dedi. Yatağın içine oturuverdi bir anda. Hülya nemli gözlerle baktı kardeşine. Atılıp boynuna sarıldı. Bir müddet kaldılar öyle sarmaş dolaş. Sonra iki yanağından öptü Selda''yı: - Haydi, şimdi sakın yataktan çıkma... Ben usulca çıkacağım. Bir kez daha baktı kapıyı kapatmadan önce. Sonra yavaşça çekti kolu. Koridorda sessizce yürüdü. Yüreği yerinden fırlayacak gibiydi. Anne ve babasının yatak odasının önüne geldiğinde durakladı. İçeriden ikisinin derin nefes alışları duyuluyordu. Biraz ferahladı bu sesler üzerine. Kendinden daha emin bir şekilde ilerledi, gürültü etmeden ayakkabılarını giydi ve heyecanla kapının kolunu çevirdi usulca. Cılız bir gıcırtı duyuldu. Korkuyla bekledi. Kimsenin duymadığından emin olunca açtı kapıyı. Bir adım sonra özgürlüğüne, sevdiği insana kavuşmuş sayacaktı kendisini. Ardından aynı dikkatle kapattı kapıyı. Tamamdı artık. Apartmanın otomatiğini yakmadan hızla indi aşağıya. Nihayet çıkmıştı evden... Derin bir nefes aldı. Bir gariplik vardı havada. Sanki görünmeyen bir engel kaplamış gibiydi her yanı. İnsan yürürken bile zorlanıyordu adeta. Ürkütücü bir sessizlik kaplıydı. Birden çevreden köpek sesleri duyuldu. Deli gibi havlıyordu bir yerlerde hayvanlar. Korkuyla bakındı etrafına. Hemen karşı kaldırıma geçti. Kaldırımın arkasında küçük bir boşluk vardı. Oraya girdi. Eğer kendisine saldırmak üzere havlayan köpekler varsa onlardan saklanmayı amaçlıyordu. Birden ortalık aydınlanır gibi oldu ve kulakları sağır eden bir uğultu koptu. Hülya gözlerini fal taşı gibi açmış bakıyordu. Karşısındaki bütün evler zıplıyor gibi sarsılmaya başlamıştı. Ayakta zor durabildiğini fark etti. Birden müthiş bir gürültüyle az önce usulca çıktığı evi ve yanındakiler yerle bir oluverdi. Dehşet içinde kalmıştı...

DEVAMI YARIN