Gültepe''nin çamurlu sokaklarına giren küçük kırmızı araba güçlükle ilerliyordu. Esin usta şoförlüğünü bir kere daha ispat etmiş, güç de olsa bu bozuk yolda ilerleyebilmiş, Selim''im evinin önüne kadar kazasızca gelebilmişti. Genç adam sızlandı: - Keşke girmeseydin buraya kadar... Nasıl çıkacaksın? - Bir şey yok canım, karşıdan çıkarım herhalde. Geçen gün geldiğim yoldan. - Geçen gün kuruydu ama ortalık. Dünkü yağmurdan sonra batak çamur oldu her taraf. Genç kız güldü: - Merak etme sen... Ben hallederim. Şoförlüğüm de iyidir hani... Selim arabadan inip şoför mahalline dolaştı. Camı açan Esin''e doğru eğildi: - Her şey için teşekkürler...
- Ben teşekkür ederim geldiğin için. Güzel bir gün geçirdik. Durakladı genç adam. Heyecandan yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Sanki çarpan kalbinin sesi duyuluyormuş gibi utandı. Usulca fısıldadı: - Ne zaman görebileceğim seni? Esin de bu soruyu bekliyor olmalıydı ki yeşil gözleri parladı bir anda: - Bilmem. Sana ulaşabileceğim bir numara var mı? - Dükkanın telefonu var. Vereyim. - Tamam... Ustan bir şey demez herhalde... Montunun cebinden çıkarttığı küçük bloknota numarayı yazdı Selim. Uzatırken: - Yok canım, ustam iyi insandır. Gülümsedi genç kız: - Ararım öyleyse seni. Belki uğrarım da... Başını salladı Selim. Küçük kırmızı araba homurdanarak kalktı yerinden, çamurlu yolda yalpalayarak uzaklaştı. Selim neşeli bir şekilde evine girdi camdan bakan karşı evlerdeki insanlara aldırmadan. Montunu çıkartıp masanın üzerine bıraktı. Ellerini başının arkasına yastık yaparak uzandı kanepesine. Bütün gün yaşadıklarını düşündü. O kadar mutlu olmuştu ki hayatı boyunca hiç böyle bir gün yaşamadığını düşündü. Bir dahaki haftaya buraya geleceklerdi. Etrafına bakındı. Biraz masraf etmeliydi eve. En azından tavanı badanalamalıydı. Perdelerini yıkayıp eski eşya satan arkadaşından iki sandalye daha almalıydı. Gaz da alacaktı tabii ki. Kızların üşümesini istemezdi. Hızla kalktı uzandığı yerden. Şilteleri koyduğu yığının en altına daldırdı elini. Bir naylon torbaya sarılı yassı paket çıkarttı. Kanepenin üzerine koyup dikkatlice açmaya başladı. Paketin içinden bir miktar kağıt para çıkmıştı. Biriktirdiği parasıydı bunlar. İşaret parmağını diliyle ıslatarak saymaya başladı: - Beş, on, on beş, yirmi, yirmi beş, otuz, otuz beş, kırk beş, elli beş, elli altı, elli yedi, elli sekiz... Elli sekiz milyon... Sekiz milyonunu harcasam elli kalır.
Hesabı tamamdı. Tekrar itina ile paketi katladı ve yerine kaldırdı. Yatağını hazırladı. Canı kitap okumak istemiyordu bu gece. Yaşadığı keyifli günü düşünecek, hayal kuracaktı.
- Birçok şeyi ima etti bugün... Az daha cesaretim olsa! Bir gün öncesinin tedirginliklerinden eser kalmamıştı. Artık daha farklı düşünüyor, Esin''le birlikte bir hayatı bile hayal edebiliyordu. Genç kız sürekli aralarındaki sınıf farkının önemsizliğini vurgulamış, bu farkı ön plana çıkarttığı için Selim''i kınamıştı. Son davet olayındaki ufak atışma da bu yüzdendi zaten. Gözlerini kapattı... "İlk defa kişiliğime önem veren bir arkadaşım oluyor. Herkes menfaat için yakınlaştı bugüne kadar. Oysa Esin... O sadece Selim''i beğendiği, ondan hoşlandığı için arkadaş olmuştu. Delikanlı bırakıverdi kendini bu düşüncelerin peşine. Duygularının adını koyabiliyordu artık... DEVAMI YARIN

