Selim misafirleri gittikten sonra yalnız başına kalınca keyifle bakındı çevresine. Hayatının en güzel dakikalarını geçirmişti birkaç saat önce burada. Her zamankinden bir başka görünüyordu bu küçük, eski oda gözüne artık. Duvarlarda gezdirdi gözlerini, yüksek sesle bağırdı: - Duvarlarım, gördünüz değil mi onu? Esin''i siz de gördünüz... Artık onu tanımayan hiçbir nesne kalmadı çevremde. Bu ev daha sıcak artık, daha benim, daha bir yuva oldu. Ya temelli geldiği zaman ne büyük bir mutluluk yaşayacağız, düşünebiliyor musunuz? Ne kadar keyifli, ne kadar bizim bir hayat olacak!... Sonra güldü kendi kendine. Duvarlarla, eşyalarla konuştuğunu düşünüp güldü.
- Deli oluyorum herhalde sevgiden... diye söylendi. Kanepesine uzandı radyoyu hafifçe açıp. Ilık bir musiki yayıldı küçük pilli radyonun hoparlöründen. Acı bir tebessüm yerleşiverdi Selim''in dudaklarına. Annesi söylerdi babasıyla birlikte keyiflerinin yerinde olduğu akşamlar bu şarkıyı. "Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır..." Başını salladı, yüksek sesle tekrarladı kendi yaşının iki katı, belki de üç katı ömrü olan şarkının sözlerini... Suna''nın söyledikleri kara cadı gibi geliverdi bu yumuşacık havanın orta yerinde aklına. Yüzünün gerildiğini hissetti. Gerçekler bir kez daha dişlerini gösteriyordu sanki. Gözlerini kapadı gayri ihtiyari. Haklıydı Suna. Esin''e alıştığı hayatı veremezdi Selim. Basit bir elektrikçi kalfalığıyla kazandığı para genç kızın bir günlük harcaması kadardı ancak. Yutkundu. Çaresiz kaldığı zamanlarda yaptığı gibi birilerini ararmış gibi etrafına bakındı. Kendi kendini teselli edecek bir şeyler aradı.
- Beni seviyor ya! İkimiz üstesinden geliriz bütün bunların... diye düşünerek avuntu buldu. Birkaç ay öncesinde biri gelip de kendisine bu yaşadıklarının dörtte birini yaşayacağını söyleseydi, güler geçerdi.
- Yıpranacağız, bir sene daha nasıl dayanacağız ki bütün bunlara? Diye geçirdi içinden. Gözkapakları ağırlaşmıştı. Bir gece önce badana boya yapacağım, evi temizleyeceğim diye sabaha karşı dörtte yatmıştı. Yavaşça kalkıp pijamalarını giydi, radyonun sesini iyice kıstı. Müzik bir ninni gibi geliyordu artık. Işığını söndürüp yattı. Esin''i düşünürken kapandı göz kapakları. Birden bir karanlığın içine düşüverdi sanki. İleride yan yana duran iki kişi vardı. İki karaltı elleriyle işaret ederek çağırıyorlardı kendisini. Dar, kara bir yoldu önündeki. Korkarak ilerledi çağıranlara doğru. Yaklaştı onların anne ve babası olduklarını gördü. Heyecanlanarak koşmaya başladı. Ama o koştukça yol uzuyordu. Bir türlü erişemiyordu annesiyle babasının yanına. Bağırdı elini ağzına siper edip: - Anne! Baba! Gelemiyorum... Aniden yanı başında Esin belirdi. Genç kız da koşuyordu onunla birlikte. Fakat o, o kadar hızlı koşuyordu ki Selim''den çok önce vardı anneyle babanın yanına. Üçü kol kola girerek hızla yok oluverdiler. Karanlık bir yerde yalnız başına kalıvermişti Selim...
Ter içinde uyandı, fırladı yataktan. Nefes nefeseydi. Radyoda hafif müzik başlamıştı. Birkaç saniye kendine gelmek için bekledi. Sonra ayaklarını sürüyerek mutfağa gidip bir bardak su içti. Kızlar yemekten sonra bütün bulaşıkları yıkamış, mutfağı tertemiz bırakmışlardı. Odaya dönüp ışığı açtı, sandalyelerden birine oturdu.
- Hayırdır inşallah! Hayıra çıkar dilerim... diye söylendi. Biraz ferahlamıştı. Beyninin içi o kadar doluydu ki, bütün bunların bu rüyaya sebep olabileceğini düşündü. Anne ve babasına ulaşmak için harcadığı çaba fiziken de yormuştu genç adamı. Tekrar uzandı kanepeye. Bu sefer dalıp gitmedi hemen. Neredeyse bir saat kadar uyanık kalıp düşündü. Ruhu yorulmaya başlamıştı... DEVAMI YARIN

