Kaydet
a- | +A

Nergis hanım yüzünü buruşturarak aldı kocasının elinden balıkları. Üzerine değmemesine özen göstererek mutfağa yöneldi. İçeride hanım efendinin misafirlerinin bulaşıklarını yıkamakta olan otuz yaşlarındaki hizmetçi kadının önündeki evyeye bıraktı: - Halime, şunları temizleyiver. Izgarada pişir. Bir tanesi de senin. Salata yap güzelce. Haydi, beyefendi geldi. Verandada yiyeceğiz. Çabuk ol kızım... Halime İstanbul''da da Gürel ailesinin yanında kalıyordu. Ekrem bey on dört yaşındayken köyden getirmişti Halime''yi. O gün bu gündür bu ailenin hizmetindeydi. Kayıtsız haliyle başını salladı: - Hemen hanımcığım. Şimdi hazırlarım. Nergis hanım dışarı çıktı. Aylin hâlâ koltukta mecmuaları karıştırıyordu.

- Baban nerede? - Duş yapacakmış. Akşam bir yere gidecek misiniz? Nergis hanım kızının karşısına geçip ayak ayak üstüne attı: - Ya sen? Sen gidecek misin? Başını iki yana salladı genç kız: - Hayır... diye cevap verdi sert bir sesle: Bir yere çıkmayacağım. Televizyonda film var. Onu izleyeceğim. Hafifçe gülümsedi Nergis hanım. Kızının çok kızgın olduğu belliydi. Usulca mırıldandı: - Biz belki gazinoya gideriz. Babana bağlı.... Yemekte Aylin kızgınlığından birazcık sıyrıldı babasının esprili konuşmaları sayesinde. Ekrem bey nüktedan bir adamdı. Ailesine çok düşkündü. Uzun boylu, geniş omuzlu, kır saçlıydı. Gençliğinde oldukça yakışıklı olduğu belliydi. Aylin bakışlarındaki sertliği ondan almış gibiydi. Halime balıkları ızgarada nar gibi pişirmiş, bir kayık tabağın içinde sofraya getirmişti. Ellerini birbirine sürttü Ekrem bey: - Şunlara bakın yahu! Bu zamanda bunları yakalamak marifet ister ha!.. Kim bilir neden kaçtılar bu tarafa doğru hayvancıklar... Deniz de bir sıcaktı bugün, sanırsınız kaynıyor... Enteresandır, dalga olmadığı halde kumluydu deniz. Rengi de bir tuhaf... Havadan herhalde... Aylin bir çatal salatayı ağzına attı, çiğnerken konuştu: - Hasan amcanın kayığının altı oyulmuş dün gece. Dalgalar oymuş diyorlar. Ekrem bey karısına döndü: - Dün gece dalga falan yoktu ki... Nergis hanım hiç ilgilenmiyordu bu konuşmalarla. O lezzetli bir şekilde önünde duran balığını yemekle meşguldü. Aylin birden hatırlamış gibi atıldı: - Baba, baş ucuma bir kitaplık yaptıracaktın... - Tamam kızım. Onu İstanbul''da yaptırmak zor olur, yok mu Karamürsel''de bir marangoz, mobilyacı... Git konuş, kaç paraysa yaptır istediğin gibi. Hem o kadar kurs gördün, çiz kendi istediğini, yapsınlar. Başını salladı genç kız. Pazartesi günü ilk işi bu olacaktı. Yatağının baş ucunun üzerine kullanışlı ve estetik bir raf kompleksi istiyordu ne zamandır. Yemek boyunca gelişigüzel şeylerden konuştular. Nergis hanım kızının biraz önceki sıkıntısının nispeten azaldığını gözlemleyip rahatladı. Yemek sonrasında karı-koca gazinoya gittiler. Hem yürüyüş yapmaktı niyetleri, hem de kahvelerini orada içmekti. Belki çevre villalardan komşularını da görürler, hoş bir gece sohbeti yaparlar diye düşünüyorlardı. Aylin ise inat etmişti dışarı çıkmamak için. Tarık''a evvelden beri ilgi duyuyordu. Hem yakışıklı, hem de kültürlü bir gençti. Ama bu çapkınca tavırları yüzünden ona olan ilgisi kadar öfkesi de vardı. Dişlerinin arasından fısıldadı: - Ben sana gösteririm Tarık bey! DEVAMI YARIN