Müşfik usta derin bir nefes aldı. Arkasına yaslanıp dikkatle Selim''e dikti gözlerini.
- Anlat bakalım evlat! Ben senin baban sayılırım. Benden gizlin saklın olmasın. Görüp de kendimce bir şeyler düşünüyorum ama işin aslı astarı nedir? Ne ister bu kız senden? Genç adam başını kaldırdı. Omuzlarını silkti: - Hiç usta, canı sıkılmış, öylesine geldi... Yalan söylemişti. İçine girdiği meselenin ne kadar olumsuz olduğunu kendisi de bildiği için saklamak ihtiyacı duymuştu. - Bu söylediğine sen inandın belki ama ben değil! Çocukluğundan beri tanırım seni Selim... Ananı babanı kaybettin, evlat gibi bağrıma bastım... Benden saklama oğul! Neler oluyor? Selim ağlamaklıydı. Durmadan masanın üzerindeki ufacık kurşun kalemle oynuyordu. Bakışlarını yere çevirmişti. Usulca fısıldadı: - Biz evleneceğiz usta! İrkildi Müşfik usta... Gözlerini kıstı: - Ne dedin sen? Diye sordu... Doğru mu duydum? Başını salladı delikanlı "evet" anlamında... Hayretle güldü yaşlı adam: - Oğlum, sen ne yaptığının farkında mısın? İskender beyin kızıyla sen ha? Yok yahu, de git işine... Selim inatçı bir tavırla tekrarladı: - Kararlıyız usta, evleneceğiz... - Oğul, oğul, kendine gel... Nasıl olacak bu? İskender beyi tanırım. Hanımını da uzaktan tanırım. Bu iş senin başına dert açar evlat.. Olacak hikaye değil. Gönüldür, gelip geçici bir hevestir, aklını başına topla, vazgeç bu sevdadan bakayım. Akıllı uslu işinin başına geç! Olacak şey söyle de inanalım. Olmayacak hikaye bu! Haydi senin aklın yok, kaptırdın kendini, o kızın da mı aklı yok! Deli misiniz siz? Selim öfkelenmişti. Kaşlarını çatarak cevap verdi: - Neden usta? Biz de insanız. Hem Esin öyle bir insan değil, onun için para, kariyer ikinci planda. Biz birbirimizi sevdik. Evleneceğiz, engel olurlarsa olsunlar. Ben bakarım eşime. Müşfik usta alaycı bir ifadeyle dudak büktü: - Yaaa, bakarsın tabii... Kendin zor yaşıyorsun gecekondunun içinde, bir de o kızı getirir bakarsın, sana verebildiğim üç kuruşla kolaydı ev geçindirmek. Ama fazlasını da veremem. Kazandığımız ortada. Benim yapabileceğim bu kadar... - Esin de çalışır.... O da bir işe girer. Hepsini konuştuk biz. Hem nereden belli anne ve babasının razı gelmeyeceği? "Tövbe, tövbe..." diyerek başını öte yana çevirdi yaşlı adam.
- Senin aklın başından gitmiş evlat... Olacak, bitecek şey konuşmuyorsun hiç.
Selim cevap vermedi. Konuşmuşlardı Esin''le. Genç kız eğer anne ve babası itiraz ederse her şeyi göze alarak geleceğini söylemişti Selim''e. Hiçbir şey istemiyordu, ne para, ne pul, hiçbir şey... Arzu ettiği sadece mutluluktu. Sevdiği insanla birlikte mutlu olmak. Anne ve babasının şiddetle itiraz edeceğini de bilerek konuşmuştu bunları. O Selim''le birlikte, küçücük gecekonduda yaşamayı arzuluyordu.
- Biz kararı verdik usta... Artık bu karardan dönmeyiz. Ben o kadar korkak değilim. Sinirli bir gülüşle bağırdı Müşfik usta: - Korkak değil aptalsın, aptal! Selim öfkeyle kaldırdı gözlerini. Ustasına olan saygısından hiç cevap vermedi ama sinirlendiği belliydi. Müşfik usta mırıldandı: - Ben görevimi yapmaya çalıştım evlat! Koca adamsın, gerisi senin bileceğin iş. Ama sakın beni bulaştırma... DEVAMI YARIN

