Mahmut ellerinin ıslaklığını silkeleyerek kurutmaya çalışıyordu tezgaha dönerken. Hakan''ı görünce o tarafa yöneldi: - Hoş geldin delikanlı... Yeni mi kapattın dükkanı? Hemen saygılı bir şekilde fırladı oturduğu sandalyeden genç adam: - Evet Mahmut amca. Ancak bitti işler.
Delikanlı mobilya dükkanında çalışıyordu. Gece geç vakte kadar siparişleri yetiştirmeye çalışır, bir tek anacığına bakabilmek, kendisine de güzel bir istikbal hazırlayabilmek için koştururdu. Meslek lisesini bitirmiş, hemen ardından askere gitmiş, yaz başında dönmüştü vatan görevinden. Meserret Hanım çok gözyaşı dökmüştü oğlu askerdeyken. Yüreği ağzında dinlemişti televizyonlardaki haber bültenlerini. Hakan, Ağrı''da yapmıştı askerliğini. Sonunda gittiği gibi davul zurnayla geldi genç adam. Daha bir olgunlaşmış, daha bir büyümüştü sanki. Hayata daha farklı bakmasını öğrenmişti. Lise sıralarından beri Hülya''ya kayardı gönlü genç adamın. Meserret hanım da bilirdi oğlunun sevdasını. Söz vermişti yazdığı mektuplarda: "Hayırlısıyla gel aslanım, gidip isteyeceğim sana Hülya''yı. Telli duvaklı güzel bir düğün yapacağım sana. İki üç kuruşum var kenarda kefen parası olarak ayırdığım, feda olsun sana, yeter ki bir an önce dön civanım..." Mayıs başında gelmişti Hakan. Hemen Abdi ustanın mobilya atölyesinde işe girmiş, gecesini gündüze katarak çalışmaya başlamıştı. Ana oğul hesaplarını yapıyorlardı. Mahmut da biliyordu genç adamın niyetini. Karamürsel''de herkes biliyordu zaten bu sevdayı. Bütün gençler Hülya''yı beğeniyle izliyorlar ama onun sevdalısının Hakan olduğunu bildikleri için art niyet beslemeden sahipleniyorlardı. Mahmut sandalyeyi çekerek oturdu delikanlının yanına. Yorgun görünüyordu.
- Bittim Hakan... Bugün hem sıcak, hem de kalabalıktı.
Gülümsedi genç adam: - En civcivli zaman Mahmut amca. Herkes geldi yazlığa. Hava da sıcak... Yaşlı adam gözlerini kıstı: - Geçen sene Haziran sonunda bu kadar kalabalık değildi. Temmuz daha çok insan vardı sanki... Şimdi bu aydan başladı trafik. Annen ne yapıyor, eskiden gelirdi sık sık... Pek uğramıyor şimdi! Omuzlarını kaldırdı Hakan: - Ne yapsın Mahmut amca, uğraşıp duruyor işte. Bizim evi de istiyorlar şimdi. - Bana kalırsa hiç düşünmeyin be oğlum.... Bak biz, adam gibi evde oturmaya başladık. Yıkılıyordu neredeyse daha önceki kondu. Bilirsin sen de. Meserret bacıya söyle fazla eleyip dokumasın... Versin gitsin.
Meserret hanımın vefat eden kocasından kalan küçük bahçeli evin arsasını istiyordu müteahhidin birisi. Artık yazlıkçıların gözdesi olan bu mekanlar iyi bir rant sağlıyordu. Bir daire teklif ediyordu arsaya karşılık. Fazla yüksek yapmayacaktı zaten. En fazla dört kat. Birinci katı verecekti Meserret hanımlara. Ama yanaşmıyordu yaşlı kadın. Sanki şaşkınlıkla baktığı hızlı değişime kendisi de kapılırsa bir şeyler yitirecekmiş gibi geliyor, eski değerlerine daha bir sıkılıkla yapışmaya çalışıyordu. Mahmut kinayeli bir şekilde ekledi: - Hem yarından sonra sen de evleneceksin. Gelin hanım yeni eve gelmiş olur değil mi ya? Şimdiki kızları biliyorsun çok şey istiyorlar. Biraz da onu düşünmek lazım. Utanarak başını eğdi Hakan. Yan gözle birkaç metre ötesinde duran Hülya''ya baktı. Genç kız öfkeyle çattı kaşlarını. - Annem de yakında gelecek ziyaretinize zaten... Mahmut keyifle dayandı arkasına: - Gelsin, gelsin... Bekliyoruz biz! Bu konuşmaları dinleyen Hülya garip bir heyecanla titredi. Bütün kaprislerine rağmen o da müstakbel kocası olarak Hakan''ı görüyordu sadece... Buna rağmen genç adama eziyet etmekten hoşlanıyordu.... DEVAMI YARIN

