Selda babasının tezgaha bıraktığı sandviçleri en kenardaki masada oturan genç çifte götürdü. Gülümseyerek bıraktı masaya: - Buyurun efendim, afiyet olsun.
Birden dükkanın önüne gelen araba dikkatini çekti. İşte, Tarık nihayet gelmişti. Hemen o tarafa doğru ilerledi.
- Hoş geldiniz Tarık ağabey... Genç adam güneş gözlüklerini çıkartıp dükkana doğru baktı. Hülya''yı aradığı belliydi: - Ablan nerede? - Sen masaya otur, anlatırım... Genç adam hemen öndeki masalardan birisine çöktü sıkıntıyla. Hem Cumartesi günü, hem de Pazar günü gelmemişti Hülya. Bu iki gün zarfında Selda da çalışmamıştı dükkanda. Mahmut ona da izin vermemişti. Ama hafta sonunun yoğunluğu yüzünden bitkin düşünce küçük kızını alıp gelmişti inadını kırarak. Bu yüzden Tarık hiçbir haber alamamıştı genç kızdan. Selda sanki sipariş alıyormuş gibi dikildi Tarık''ın başına. Fısıldayarak anlattı olanları: - Babam duydu bir şeyler. Çok kötü kızdı. Hapsetti eve annemi de ablamı da. İkisine de izin yok anlayacağın. Ablam ancak gece yarısı çıkabilirim diyor. Babamlar yattıktan sonra.
Tarık sıkılmıştı. Oysa oldukça keyifli saatler geçiriyordu. Bu işi fazla uzatmak bıkkınlık verecek gibiydi. Başını salladı.
- Tamam o zaman, bugün sahilde bekleyeceğim. Arabada olacağım. Gelsin konuşalım... Selda yüksek sesle bağırdı: - Bir tane karışık, içecek olarak ayran... Hemen getiriyorum... Hızla tezgaha doğru yürüdü. Küçük kız gözlerini kısarak baktı ablasına: - Ne yani annemler yattıktan sonra mı gideceksin? Hülya kararlı bir şekilde başını salladı: - Evet! Uyusunlar, ondan sonra çıkacağım... - Peki nasıl döneceksin geriye? İçeri girerken görürlerse seni? Genç kız abartılı bir tavırla başını geriye attı: - Döneceğimi kim söyledi... Temelli gidiyorum. Kaç gün önce "kaçalım" demişti Tarık bana. İşte o gün geldi. Bohçamı alıp da gideceğim. Bana bak, yokluğumu fark ettikleri zaman sakın bir şey söyleme. Hiç bilmiyorsun bir şey! Selda kuşkulu gözlerle baktı ablasına. Tedirgin olmuştu. Göz pınarları buğulanmış, dudakları titremeye başlamıştı. Kekeledi: - Yani artık olmayacak mısın? - Yapma kız! Merak etme, Tarık''la evlenince seni yanıma aldıracağım. Göreceksin, o lüks ve zengin hayatın içinde bizim de bir yerimiz olacak. Günümüzü gün edeceğiz. Bir hayal et... İstersen seni Avrupalara gönderirim. O zaman nasıl olsa annemler de affeder, kabullenirler. Babam da öyle... Dayanamazlar o zenginliğe... Sustular. Selda hava kararınca babasının isteğiyle dönmüştü eve. Müşteri azalmıştı zaten. Mahmut kızına bakıp: - Haydi sen git eve, idare ederim bundan sonra. Zaten anormal bir sıcak var! Kimse kalkıp da bu havada, gecenin bu saatinde sandviç falan yemez artık... demişti. Gerçekten de gökyüzü ışıl ışıldı. Sanki kalın bir buhar kütlesi inmişti yere... Yapış yapıştı herkes. Yaşlılar güçlükle nefes alıyorlardı. Mahmut yıldızlara bakmıştı kızını geçirdikten sonra.
"Seneye bir de dondurma tezgahı açmalı buraya!..." diye geçirdi içinden... DEVAMI YARIN

