Hakan eğilip şoför mahallinde oturan genç kıza gülümsedi: - İstersen gel, bir kahve iç... - Rahatsız etmeyeyim... Güldü genç adam: - Sevinirim. Annemle de tanışırsın hem... Arabayı maharetli bir şekilde park etti Aylin. Sahildeki dertleşmelerinin ardından ısrar etmişti genç adamı evine kadar arabasıyla götürmek için. Sonunda kırmamıştı Hakan onu. Gelmişlerdi buraya kadar. Meserret hanım hemen toparlandı, soru dolu gözlerle baktı oğluna: - Kim yavrum bu hanım kız? - Aylin anne. Adı Aylin... Arkadaşım. Bir kahve yaparsan bize... Bu sırada annesinin yanı başında meraklı gözlerle arabasının kapılarını kilitleyen genç kıza gözlerini diken Esma''ya döndü: - Nasılsın Esma abla? - İyiyim Hakan... ya sen... sen nasılsın? Omuzlarını kaldırdı genç adam. Meserret hanım oğlunun bakışlarındaki hüznü görüverdi yeniden. Dudaklarını ısırdı. Onun yaşadıklarının etkisinden kurtulmak için nasıl çaba sarf ettiğini anlamamak için aptal olmak lazımdı.
Genç kız saygılı bir şekilde elini öptü Meserret hanımın. Bu kumral, kahverengi gözlü, omuzlarına kadar dökülen parlak saçlı güzelden ziyade sevimli genç kıza ısınmıştı yaşlı kadın. Buyur etti onu içeriye o eskilerin nezaketiyle: - Gel yavrum, geç içeri, bir söğüdümüz var bahçede, serindir altı. Oturun siz, ben kahve yapayım. - Size zahmet olacak teyzeciğim. Esma''nın içi gidiyordu aslında onlarla birlikte bahçeye girmek için. Ama Hakan''ın nazik vedasıyla kalakaldı olduğu yerde: - Görüşürüz Esma abla, Vehbi ağabeye selam söyle... Genç adam bahçe kapısını usulca kapattı. Aylin etrafa baktı hemen. Birden bir köşede oynayan Sarıbaş''ı gördü: - Ay! Bu da ne böyle? Senin mi Hakan? Kafa salladı genç adam: - Evet! Benim. Geçen gün buldum. Daha doğrusu o geldi yanıma. Hani o gün! Gözleri yine buğulanıverdi. Aylin atıldı aceleyle: - Çok güzel, cins bir köpek galiba bu. Baksana şu hale... - Kırma herhalde... Yani yine de bir sokak köpeği var soyunda, kulaklarından belli. Kırık kulak! - Olsun, çok sevimli ama... Sarıbaş kuyruğunu sallayarak yaklaştı genç kızın yanına. Başını uzatıp onun kendisini sevmesine müsaade etti. Sonra daha coşkulu bir şekilde Hakan''a yöneldi. Ona daha fazla şımarıklıklar yaptı. Gülüştüler iki genç. Bu sırada kahveleri getirdi Meserret hanım. Havadan sudan konuştular. Aylin biraz hayatından bahsetti. Sonunda ani bir şekilde kalktı: - Ben izin isteyeyim artık. Geç kalmayayım. Annem merak eder. Babam bugün döndü... Hoş bir bakışla gülümsedi Hakan''a: - Yarın görüşürüz. Uğrarım atölyeye... Meserret hanımın elini öptü. İki genç birlikte çıktılar dışarıya. Hakan onu arabasına kadar geçirdi...
Arabanın hızla uzaklaşmasını gözden kaybolana kadar izledi. Sonra sakin bir şekilde döndü geriye. Bu sırada Esma kapısının önünde elindeki bir tabak fasulyeyle belirivermiş, kinayeli bir gülümsemeyle haykırıyordu: - Haydi bakalım Hakan... Maşallah pek de güzel kızmış! DEVAMI YARIN

