Kaydet
a- | +A

Bir buçuk saat sonra evlerine dönüyorlardı. Suna yine bir taksi çevirmiş, adresi vermişti bile. Selim mahcup bir şekilde önüne bakıyor, karısının yanında, onun hastahanedeki masraflarını bile karşılayamamanın ezikliği içinde kıvranıyordu. Doktor tekrar, tekrar hatırlatmıştı tomografi için. Bir de kart vermiş, kendi adını yazarak gidilecek laboratuvarda kolaylık göstermelerini istemişti. Selim kapıyı açmak için anahtarı çıkarttığında kapıyı kilitlememiş olduğunu fark etti. Heyecandan ve telaştan açık bırakıp çıkmışlardı. Esin''i kanepeye yatırdılar güzelce. Genç kız ise bu ihtimamdan sıkılıyor, artık iyi olduğunu, bir şeyi kalmadığını haykırıyordu. Ama ne Suna, ne de Selim''in ona aldırdığı bile yoktu. Hepsi bir kenara yorgun bir şekilde çöktüğünde saat dörde geliyordu. Biraz sonra sabah olacaktı zaten. Selim hemen kanepenin yanına bir şilte açtı, üzerini anneciğinden kalma basma çarşafla örttü: - Uzan sen de Suna. Uykusuz kaldın... - Ya sen enişte, sen ne yapacaksın? - Ben şurada hallederim. Meraklanma...

Eliyle sandalyeyi göstermişti. Esin uyur uyanık bir vaziyette mırıldandı: - Benim yüzümden hepiniz tedirgin oldunuz. Bu sözler üzerine Suna ve Selim öyle bir kükrediler ki genç kadın onların haline kahkahalarla gülmekten kendini alamadı... * * * Selim elindeki kartın üzerinde yazan isme baktı. Çağdaş Laboratuvar... Başının üzerindeki tabelada da aynı şey yazıyordu. Hemen girdi binaya, hızla birinci kata çıktı. Son derece temiz ve güzel döşenmiş bir daireye girdi. Hemen kapının karşısında bir müracaat bölümü bulunuyordu. Kibarca sordu oradaki görevli genç kıza: - Doktor Cahit beyle görüşecektim. Beni devlet hastahanesinden Yusuf bey yolladı. Yusuf Özel.

Genç kız hemen yanındaki telefonun bir tuşuna bastı ve doktora ziyaretçiyi bildirdi. Sonra da hoş bir tavırla koridoru işaret etti: - Koridorun en sonundaki oda. Buyurun. Çekingen adımlarla gösterilen odanın önüne geldi, kapıyı iki defa tıklattıktan sonra girdi içeriye. Beklediğinden çok genç bir doktordu Cahit bey. İnce, tel çerçeveli gözlükleri, düzgün kesilmiş saçları, köşeli yüzüyle oldukça yakışıklıydı. Kibarca ayağa kalktı: - Hoş geldiniz efendim, buyurun, nasıl yardımcı olabilirim? Hemen koltuklardan birine ilişti. Elindeki kartı uzattı: - Beni Yusuf bey gönderdi efendim. Yusuf Özel. Yardımcı olabileceğinizi söyledi. Eşim için... Gözlerini kısarak okudu doktor kartı. Başını kaldırmadan sordu: - Nedir eşinizin problemi?

- Baş ağrıları. Dün akşam da bir fenalık geçirdi. Aynı zamanda iki aylık hamile... Ama Yusuf bey tomografi çekilmesini şart koydu. Israrla istedi. Onun için. Cahit bey gülümseyerek ellerini masasının üzerinde birleştirdi: - Tamam çekelim o zaman. Siz eşinizi getirin yarın, hemen çekelim. Selim yutkundu. Tedirgin bir halde önüne baktı. Kekeledi: - Yalnız... Acaba ne kadar tutar doktor bey?

Doktor Cahit arkasına yaslandı. Önündeki bir dosyanın kapağını açıp biraz sayfaları karıştırdı. Sonra konuştu: - İstediğiniz şeylerin tümü yüz yetmiş milyon tutuyor. Yusuf ağabeyin hatırına sizden yuvarlak hesap yüz elli milyon alalım. Başka bir yerde bu fiyata çektiremezsiniz imkansız. Genç adam boğazına oturan taş gibi bir sıkıntının etkisiyle güçlükle nefes alabiliyordu. Yutkunabildi sadece o kadar! DEVAMI YARIN