Hayat hanım lüks arabasından inip park etmesi için beklemekte olan şoförüne döndü: Öğleden sonra klübe gideceğim, arabayı yıkayıver Mümtaz! - Baş üstüne hanım efendi. Dik ve mağrur adımlarla merdivenlere doğru yürüdü. Onur bu sırada heyecanla fırlamıştı kapının önüne: - Ne oldu anne? Ne dediler? Esin var mıydı evde, gördün mü onu? Kadın ters ve sinirli bir şekilde baktı oğluna. Onun bir kız için böyle bir hale düşmesini asla kabul edemiyordu.
- Dur ayol! Ne oluyorsun. Müsaade et içeri gireyim, bir nefes alayım. Anlatırım elbet. Genç adam yüzünü buruşturdu. Annesinin peşinden hızlı adımlarla yürüdü. Biraz önce kardeşiyle oturduğu kadife perdeli odaya girdiler. Aslı koltuklardan birine ayaklarını uzatmış, sigarasını içiyordu. Güldü annesine: - Anne ağabeyim aklını yitirmiş gibi geldi bana... Baksana çılgın gibi.. Hah, hah, hah... Hayat hanım cevap vermedi. Kendini kanepenin üzerine bıraktı. Bir sigara yaktı ve kızına döndü: - Hizmetçiye söyle bana bir sade kahve yapsın.
Onur tam karşısına geçmiş yalvaran gözlerle bekliyordu. Sonunda ağır, vakur bir tavırla konuşmaya başladı Hayat hanım: - Esin yoktu evde. Okuldaymış galiba. Annesi vardı. Kadın yerin dibine geçti utancından. Merak etme bu akşam kızına gerekeni yapar o, ufak çaplı tehdidimi belli ettim. Bir daha görüşmeyeceğimizi düşündü. Bilirsin nasıl korkar öyle bir şeyden. Hayatı zindan olur! Kız istemiyormuş. Babası da kızından tarafmış. Babanla da konuşuruz. İskender beye baskısını koyar. Yeter ki sen üzülme evladım... Onur yine bedbinliğe kapılmıştı. Mırıldandı kendi kendine: - Okuldaymış ha!
Aslı kıs kıs gülüyordu oturduğu yerden. Bu sırada hizmetçi hanımefendinin kahvesini getirdi. Onur pencereye doğru yürüdü. Dışarıya baktı bir müddet: - Eğer benimle evlenmezse, hayatı zindan ederim ona... Bunu yaparım. Hayat hanım hayretle kaldırdı başını: - Saçmalama Onur! Sana kız mı yok. Çevrede sana koşa koşa gelecek binlerce kız var. Çok matah bir şey de değil hani. Sadece güzelliği var o kadar! Aslı bu sözlere sinirlenmişti: - Hah! Neresi güzel onun, muşmula gibi bir şey. Yapmacık tavırlı... Onur ters ters baktı kardeşine. Dişlerinin arasından konuştu: - Kes sesini sen. Kıskanç şey! Çekemiyorsun, bütün mesele bu! Genç kız bir panter gibi atıldı: - Sözlerine dikkat et Onur bey! Ben ondan çok daha fazlayım. Tırnağım bile olamaz Esin hanım benim. Aldırmadı Onur bu feryada. Başını eğerek çıktı odadan. Hayat hanım dikkatle takip etti gözleriyle oğlunu. Bu işi bir şekilde halletmek zorundaydı. Erol beyle etraflıca konuşmak gerekiyordu. Yoksa oğlu kendi kendini yiyip bitirecekti. Kahvesini içip kalktı yerinden. Aslı yanı başında bitivermişti. - Anne, biraz para versene bana, arkadaşlarla bir yerlere gideceğiz. Hiçbir şey söylemeden çantasını açtı kadın. Neredeyse ufak bir işçinin bir aylı maaşı kadar bir miktarı kızına uzattı: - Bunu yetir, akşama babandan alırsın sonra. Aslı şımarık bir tavırla paraları cebine koydu, annesinin boynuna sarıldı: - Sen harika bir kadınsın anne. Akşama geç gelebilirim. Merak etmeyin... DEVAMI YARIN

