Abdi usta kulağının arkasındaki kalemi alıp birkaç rakam yazdı önündeki kâğıda. Düşünceli bir şekilde dudaklarını büzdü. Sonra birkaç işlem daha yaptı. İki üç metre ötedeki hızarın başında çalışan Hakan''a doğru yürüdü: - Aslan! Bu takımlardan kazancımız bayağı iyi olacak. Depodaki malzemeyi kullanalım derim...
Genç adam sıcaktan terlemiş alnını kolunun tersiyle sildi: - Nasıl istersen usta! Patron sensin... - Tamam, öyle yapalım. Buradan kazanacağımız parayla da malzeme alır koyarız yerine. Nasıl olsa o kadar zamanda artış olmaz fiyatlarda. Ben şimdi çıkacağım, haydi sana kolay gelsin.
Elini kaldırarak uğurladı yaşlı adamı Hakan. Tekrar işinin başına döndü. Hızarın tiz sesi doldurdu atölyenin içini. Burak da yanı başında onun vereceği emirleri bekliyor, cıva gibi koşturuyordu. Neden sonra küçük çocuğun kolunu iteklediğini fark ederek baktı: - Ağabey, baksana kapıya... Hakan başını çevirip atölyenin kapısına baktı. Genç bir kız duruyordu kapı eşiğinde. Açık kumral saçları, iri kahverengi gözleriyle dikkatle süzüyordu içeriyi. Aylin sevimli bir şekilde seslendi. - Bakar mısınız? Hemen makineyi durdurdu genç adam. Ellerini tulumuna silerek yaklaştı genç kıza: - Buyurun, bir şey mi istemiştiniz küçük hanım? Aylin içeri girmişti bile. Cebinden bir kâğıt parçası çıkarttı. Üzerinde kendi çizdiği bir raf kompleksi şeması vardı: - Şöyle bir şey istiyorum ben. Mümkün mü acaba? Hakan yan gözle kızı süzerek kağıdı alıp inceledi dikkatle. Gülümsedi: - Bunu siz mi çizdiniz? Aylin hayretle baktı genç adama: - Evet! Bir şey mi oldu? - Yoo, çok profesyonelce çizilmiş. Tebrikler. Ölçüler falan tam... Biraz utangaç bir tavırla gülümsedi rahatlamış bir halde: - Ben bir buçuk sene Amerika''da desinatörlük kursu gördüm. - Oooo, desenize mesleğiniz bu... Tamam, yaparız. Nasıl ağaçtan olacak yalnız? Genç kız durakladı, sonra atıldı: - Çam... Çam olsun.
- Yalnız fiyatı belirleyemem şimdi. Ölçüleri bir de benim almam lâzım.
- Parası önemli değil. Müsait misiniz hemen gidip alalım ölçüleri. Arabam var kapıda.
Hakan yan gözle dışarıya baktı. Beyaz, spor bir otomobil duruyordu kapıda. Üzeri açık bir arabaydı ve kapı eşiğinde dikilen Burak gözlerini arabadan ayıramıyordu adeta. - Şu anda çok işim var küçük hanım. Öğleden sonra, akşam üzeri, siz bana adresi verin ben geleyim. Hemen, inci gibi bir yazıyla şemanın bulunduğu kağıdın üzerine yazdı Aylin evin adresini.
- Saat kaçta gelebilirsiniz, ona göre evde bulunayım... - Akşam üzeri, altıdan sonra. Müsait mi? Başını salladı genç kız. Gülümseyerek uzattı elini: - Benim adım Aylin, görüşürüz. Delikanlı aceleyle uzatılan eli sıktı. Ellerinin kirli oluşundan dolayı utanmıştı...
DEVAMI YARIN

