Kaydet
a- | +A

Profesörler ayağa kalkmışlardı. Fazıl Sayar genç kadına doğru eğildi: - İyi düşünün derim hanımefendi. Biz doktor olarak sizi ikaz etmek zorundayız. Biliyorum, kolay değil ama... Esin biraz önceki çıkışının ne kadar kaba bir imaj bıraktığını yeni fark etmiş olacak ki başını eğdi: - Ne olur affedin doktor bey! Bağırmak istemedim. Ama bu bebek benim için o kadar önemli ki... O benim hayatımdaki en önemli şey. Bundan sonra eğer yaşarsam tek amacım, tek varlığım... Doktor onun yanı başına oturdu. Muharrem bey ayaktaydı. Suna ise suçluymuş gibi bir kenarda duruyordu: - Biliyorum hanımefendi, anlıyorum sizi. Ama bir düşünün, sizi kurtaramazsak onun hayatı ne olacak? Bu kadar önemli sizin için o zaman... Belki onun varlığı sizin hayatınızın sona ermesine neden olacak. Biz tabii ki aklımıza eseni yapamayız. Böyle bir konuda size mutlaka karar hakkı verilecek. Ama bir de şu var... Bu ameliyat sonucu, bebeğinizin sağlığı bozulabilir ve.... Esin gözlerini açtı: - Yani... özürlü mü doğar? - Her şey olabilir... Genç kadın gayri ihtiyari elini karnının üzerine koydu: - Ya ameliyat olmazsam!.. O zaman? Bu sefer Muharrem bey atıldı kararlı bir tavırla: - O zaman ölürsünüz Esin hanım... Bunun başka çaresi yok! Eğer izin verirseniz sizi bugün öğleden sonra hastahaneye yatıracağız. Orada gereken tetkikler, araştırmalar yapılacak. En sağlıklı bilgiyi bu incelemelerden sonra verebiliriz zatınıza efendim... Bütün bunlar da bir hafta sürer en fazla... gecikmememiz lazım çünkü... Esin gözlerini kapattı. Arkasına yaslandı. Elleri titriyordu. Doktorlar dışarı çıktılar. Suna arkadaşının yanına yaklaştı, diz çökerek onun koltuğunun kenarına başını yasladı: - Bana kızdın mı Esin? Genç kadın hafifçe tebessüm etti: - Hayır canım, kızmadım. Ben olsam, ben de söyleyemezdim. Güzel bir şey değil ki... Yutkundu. Yüzü sararmıştı. Dudakları titriyordu hafifçe: - İnsanın öleceğini bilmesi tuhaf bir duygu. Sanki yaşamadığı şeylerde aklı kalmış gibi bir anda onlar geliyor gözünün önüne. Benim ise aklımın kaldığı pek bir şey yok hayatımda. Ama endişem bebeğim için... Ölürsem.... Suna boğuk bir hıçkırıkla susturdu onu: - Saçmalama, sus ne olur, neden ölecekmişsin ki... Ölmeyeceksin, kurtulacaksın işte... hayata yeniden merhaba diyeceksin, her şey yeni baştan başlayacak, her şey güzel olacak! Esin onun saçlarını okşadı hafifçe.

- Beni hasta olduğum için terk etti değil mi Suna? - Bilmiyorum, diye cevap verdi genç kız gözyaşları arasında.

- Mutlaka o yüzden terk etti. Öleceğimi duyunca. Belki de ona yük olacağımı düşündü. Aslında haklı kendi çapında. Herkes kendini düşünür. Çok sevsen de sen sensin sonuçta.

Kaşlarını kaldırdı, yüzü tekrar ciddileşmişti: - Ama bebeğime dokunmalarına asla izin vermeyeceğim. Asla... Bu sırada odanın kapısı açıldı ve bir panter gibi atıldı Berrin hanım kızının kollarına. Onun artık gerçeği bildiğini öğrenmiş, acısını hiç olmazsa evladıyla paylaşmak için gelmişti. - Yavrum, canım kızım, güzel kızım, talihsiz kızım benim! DEVAMI YARIN