Kaydet
a- | +A

İskender bey şaşkınlıkla açılmış gözlerini bir Selim''in, bir de kızının arasında götürüp getiriyordu. Silkelendi kendine gelmek istermiş gibi: - Ne dedin sen ne dedin? - Eşim dedim baba. Ben evlendim. Sevdiğim, istediğim insanla evlendim... Olduğu yerde sallandı adam. Suratı önce sarardı, sonra kızardı. Masasına tutundu güçlükle. Selim çok rahatsız olmuştu bu manzaradan. Atıldı: - Kusura bakmayın efendim, size emrivaki yaptık ama eğer bir yere oturup bizi dinlerseniz... Elinin tersiyle itti Selim''i adam. Öfkeyle baktı ona. Adeta kükredi: - Sen de kimsin be? Kimsin sen?

Esin bir panter gibi atıldı ikisinin arasına: - O benim kocam baba. Lütfen... Adam sinirden konuşamayacak gibiydi. Kükredi sanki: - Ne demek kocam... Bu ne biçim şey... Bundan... bundan ablamın haberi var değil mi? Vardı değil mi? Kendinden geçmiş bir halde bağırıyordu. Ofisin kapısı açılıp endişeli bir yüzle sekreter gözüktü. Gürültüleri merak etmiş, bakmak istemişti. İskender bey masadaki bütün dosyaları fırlattı havaya. Kağıtlar fırlatılışlarının aksine süzülerek indiler yerlere. Sekreter kız hemen atılarak toplamaya başladı yere düşen evrakları.

- Kimsin sen ha? Kimsen sen? Benim kızımla nasıl evlenirsin. Derhal, derhal bitecek bu evlilik, hemen bitecek. Yoksa sizi pişman ederim. Hayatınızı zindan ederim. Esin gayet sakin bir tavırla uzattı kocasına elini: - Haydi Selim gidelim. Burada durmanın bir anlamı yok.. Tam kapının yanına gelmişlerdi, genç kız durakladı. Elini ceketinin cebine atıp arabanın anahtarlarını çıkarttı: - Bunları bırakıyorum baba. Teşekkür ederim. İskender bey çığlık atar gibi bağırdı: - Sürünürsünüz... Sizi süründürürüm!.. İki genç dinlemediler. Esin aslında kötü olmuştu. Babasının o hale gelmesinin sebebi olduğu için kendini suçluyor, ama hayatı hakkında kendi kararının arkasında da durması gerektiğine inanıyordu. Dışarı çıkınca iki genç birbirlerine baktılar: - Şimdi Müşfik ustaya gidelim. İşinden geri kaldın Selim.

Genç adam karısının elini sıkı sıkıya yakalamıştı. - Annenle konuşmayacak mısın? - Ben yalnız gideceğim. Seni sürüklemek istemiyorum. Farklı bir şey olmayacak. Onların hakaretlerini duyarak moralinin bozulmasına dayanamam Selim. Genç adam üzüntüyle ve düşünceli bir şekilde cevap verdi: - Ya sen... sen dayanabilecek misin? Senin asabın bozulmayacak mı? Esin gülümsedi: - Ben alışkınım... Neyle karşılaşacağımı biliyorum... Otobüs durağına yürüdüler. Ceplerinde kendilerini on gün idare edecek kadar para vardı. Zaten hafta sonunda Selim haftalığını alacaktı. Onunla ayın sonunu getirmeye çalışırlardı. Hiç olmazsa okul kapanana kadar idare etmek zorundaydılar. Okul kapandıktan sonra Esin de bir işe girip çalışmayı düşünüyordu. Artık her şeye birlikte katlanacaklardı. Birkaç dakika önce geçen tatsız olaylar bile ikisinin de yüzündeki mutluluğu yok edememişti... DEVAMI YARIN