Kaydet
a- | +A

Hakan, Aylin''i görünce şaşkın gözlerle baktı... Bu dehşet anları içinde tanıdık bir yüz görmenin verdiği heyecanla atıldı: -Aylin, iyi misiniz? - Evet Hakan, biz iyiyiz. Hiçbir şey yok bizim orada... Babamla geldik... Delikanlı yerini kendisi gibi yardım etmek için didinen bir başka gence bırakarak doğruldu uzandığı taşların üzerinden.

- Korkunç bir şey bu! Sesler geliyor enkazın altından. Birileri var Aylin, ulaşamıyoruz... Genç kız onu sakinleştirmek için eliyle omzunu tuttu: - Tamam, yardım ederiz hepsine. Ama önce bu kargaşadan kurtulmak lazım. Bu işler organizasyonla olur Hakan. Önce kendini, aileni sağlama almalısın. Hakan ağlayacak gibiydi. Acı dolu bir şekilde kaldırdı siyah gözlerini: - Evimiz yıkıldı Aylin, bizim de evimiz yıkıldı. Her şeyimiz gitti. - Sen, annen yaşıyorsunuz ya! Cana geleceğine bırak mala gelsin. Düşünme şimdi bunu. Gel... Güçlükle yürüdüler yıkıntılar arasından. Ekrem bey bir kenara oturttuğu Meserret hanımın başındaydı. Hakan''ı görünce telaşla ve sevinçle döndü: - Çok şükür oğlum... Gidelim Hakan buradan... Haydi, bize gidelim. Sokağın ortasında durulmaz oğlum. Araba az ileride... Genç adam başını kaldırdı. - Gelemem efendim, burada gücü, kuvveti olan herkese ihtiyaç var şimdi. İnsanlar haykırıyor enkazın altından. Bir kişinin kurtarılmasına yardımcı olabilsem bu bile bir şey...

Ekrem bey saygıyla, takdirle baktı delikanlıya. Başını salladı hak verircesine. - Tamam oğlum, o zaman ben Meserret hanımı alıp gideyim, yaşlı kadıncağızın bu hengamede durması gerekmez. Minnetle baktı Hakan: - Tamam efendim. Çok teşekkür ederim. Annesine döndü. Yüzü gözü toprak içindeydi.

- Sen git anne... Sonra ben de gelirim.

Aylin onlara bakarak atıldı: - Ben de kalacağım. Bir yardımım dokunur. Hakan sevgiyle döndü genç kıza.

- Sağ ol Aylin. Tabii ki yardımın olur. Kal sen de... Ekrem bey Meserret hanımın koluna girdi usulca: - Haydi hanımefendi, biz gidelim o zaman. Gençler görevlerini yapacaklar... Hakan ve Aylin hemen az önceki enkazın başına döndüler. Hava ağarmaya başlamıştı. Ortalık aydınlandıkça felaketin boyutları gözler önüne seriliyor, korkunç tablo ortaya çıkıyordu. Her yer viraneye dönmüştü adeta. Sokaklarda, yollarda kan revan içinde uzanmış yatan insanlar, maalesef hayatlarını kaybetmiş zavallılar vardı. Hakan yeniden uzandı yere. On beş santimlik aralıktan bağırdı olanca gücüyle: - Hey! Beni duyuyor musun? Cılız bir ses geldi enkazın arasından: - Evet... Duyuyorum.

Kafasını kaldırdı genç adam. Etrafına bakındı. Kararlı bir şekilde bağırdı: - Haydi bakalım, hepiniz gelin, şu blokun altından geliyor ses. Hemen yakında. Bir gayret, hep birlikte kaldıralım. Koşuştu insanlar. Artık oradaki herkes taşların altındaki can için çırpınıyordu... * DEVAMI YARIN