Kaydet
a- | +A

Selim saatine baktığı zaman dehşetle irkildi. Neredeyse bir buçuk saattir sohbet ediyorlardı. Daha elektriklere bakmamıştı bile. Şaşkın gözlerle genç kızlara baktı. Utanarak mırıldandı: - Saat kaç olmuş, dalmışız konuşmaya. Suna omuzlarını silkti: - Amaaan, boş ver be Selim kardeş. Sohbet ettik işte... İnsan böyle çabucak zaman geçirdi mi mutlaka faydalı, yararlı bir şeyler yapmıştır ki farkına bile varmamıştır akıp giden vaktin. Hoşuna gitmiştir.

Gerçekten de uzun bir sohbet etmişlerdi. Esin çocukluğunu anlatmıştı. Suna ise başına gelen komik olayları. O kadar çok gülmüşlerdi ki gözlerinden yaşlar gelmişti. Selim ise fazla konuşmamıştı. Onun başından geçen şeyler hep çaba, mücadeleydi. Hiçbir zaman tatlı bir çocukluk yaşamamıştı ki. Sokakta oynadığı zamanlar çok azdı. Yaz aylarında çay ocağına gidip babasına yardım ederdi küçükken. Orta okuldan itibaren de çalışmaya başlamıştı zaten. Fazla bir şey yoktu hayatında. Açık açık söyledi kızların "konuşmuyorsun sen!" serzenişlerinden sonra: - Benim anlatacak bir hikayem yok ki... Ne anlatayım... Ben hep çalıştım. Sokakta oynamadım bile.

Suna yüzünü ekşitmişti bu sözlerden sonra: - Ay! İşte buyur bakalım. Ben bu gece uyumam şimdi. Birkaç saniyelik bir şaşkınlıktan sonra Esin''le Selim basmışlardı kahkahayı. Çünkü yüzünün ifadesi o kadar komik bir hal almıştı ki genç kızın, gülmemek elde değildi. Sonunda o da katılmıştı kahkahalara.

Selim ayağa kalktı. Girişte bıraktığı takım çantasını alıp masanın üzerine koydu: - Çok dalga geçtik, şimdi bakalım işimize.

O çekingen hali gitmiş gibiydi delikanlının. Kendisini rahat hissediyordu artık. Yarım saat bile sürmedi tamirat. Her şey yeni gibi oluvermişti on beş yirmi dakika içinde.

Suna Esin''in yanına yaklaşmış, onun kulağına bir şeyler fısıldıyor, itişip duruyorlardı. Selim muzip bir şekilde güldü onların haline: - Hayrola, ne oluyor? Suna hafifçe öksürdü. Gelip genç adamın karşısında durdu: - Şimdi iş başka, arkadaşlık başka, buraya bir emek harcandı. Ben emeğe saygı duyarım. Bunun bir karşılığının olması şart. Nedir bu karşılık ey dostum? Selim kaşlarını çattı, işaret parmağını şakağına dayayarak düşünüyormuş gibi yaptı. Yüzünü ciddi bir havaya bürümüştü.

- Hımmm! Bir düşünelim bakalım o zaman... Yüzü birden aydınlandı ve gülümsedi.

- Buldum! Bir yemek! Oldu mu? Demin çok güzel balık yaptığınızı söylemiştiniz. Suna omuzlarını kaldırdı: - Bana göre hava hoş arkadaş, balıkları alır gelirsiniz yaparım. Kahkahalar tekrar patladı. Suna devam etti: - Emek dediysek balıklar da bize ait demedik. O iş pahalı olur. Pişirmesine varım. Esin dayanamadı. Eliyle ortalığı sakinleştirmeye çalışarak: - Tamam, tamam, ben alırım balıkları. Hafta sonunda tamam mı? Kabul ettiler. Selim olanlara inanamıyordu. Tatlı bir arkadaşlık başlamıştı şimdi aralarında. Ama genç adamın bütün ilgisi, bütün yoğunluğu Esin''in üzerindeydi. Birkaç kere de göz göze gelmişti genç kızla. Onu kendisini incelerken yakalamıştı üst üste. Yüreğinde bir sıcaklık vardı. İçi içine sığmıyordu sanki. Korkunç bir enerjiyle dolaşıyordu damarlarında akan kan!. DEVAMI YARIN