Kaydet
a- | +A

Esin son derece sevinçli bir şekilde döndü eve. Arabasını park yerine bıraktıktan sonra adeti olduğu üzere asansöre binmeden beş katı koşarak çıktı. Anahtarını yanına almıştı. Kapıyı açıp girdi içeriye. Güler onun tıkırtısını duymuş olacak ki, mutfaktan başını uzattı ve kaşlarını çatarak bağırdı: - Kız nereye çıkıp gittin, baban nasıl sinirlendi bilsen. Neredeydin bu saate kadar? Güldü genç kız. Başını salladı iki yana: - Dır, dır, dır,dır... Nefes al azıcık, adam bir hoş geldin der! Asabımı bozdular ben de çıkıp dolaştım. - Sabahın köründe, kız başına nerede dolaştın? Omuzlarını silkti şımarık bir tavırla: - Oooo, nerelere gittim bilsen. Duysan dudakların uçuklar... Kahkaha attı sözlerinin ardından. Güler kaşları çatık söylenip duruyordu kendi kendine: - Şuna bak Allah aşkına! Başına buyruk, erkek gibi istediği yere gidip geliyor, anasında babasında kabahat bunun... Esin''in sesini duyan Berrin hanım o gittiğinden beri kalkmadan oturduğu koltuğunda hareketlendi. Asabi bir ses tonuyla bağırdı dışarıya doğru: - Esin! Esin, buraya gel! Genç kız tam odasına gitmek üzereydi. Annesinin tiz sesini duyunca durakladı, sıkıntıyla mırıldandı: -Çattık şimdi... Haydi bakalım en baştan... Fazla söylenmeden başını uzattı salon kapısından: - Efendim anne? Ne var? - Şuraya gel ve doğru konuş benimle, bana anlatacaksın, kimmiş o hayatındaki insan... Anneyim ben ve bilmek hakkım. Kız bıkkın bir halde girdi içeriye: - Anne, kapat artık bu konuyu işte. Anlamak istemiyor, meseleyi saptırıyorsun. Ben Onur''la evlenmek istemiyorum. Hayatımda da başka biri falan yok. Yalan söyledim. Çok üstüme geldin... Okulum var, izin ver okulumu bitireyim... Selim''le yaptıkları konuşmada bir sene beklemenin faydalı olacağını düşünmüşler, hem Esin''in okulunun bitmesini beklemek, hem de genç adamın biraz halini vaktini toplayabilmesi için bu zamanın gerekli olduğuna karar vermişlerdi. Birlikteliklerini saklayacaklar, özellikle İskender bey ve karısının duymamasına özen göstereceklerdi. Çünkü Esin ailesinin yapısını bildiği için böyle bir kararın karşısında onların neler yapabileceklerini şu anda düşünmek bile istemiyordu. Kıyametin kopacağı muhakkaktı.

- Yalan söyledin ha? Sen bana yalan söyledin. Şimdi de söylemediğin ne malum? Bu kadar güzel bir kısmeti geri çevirdiğine göre mutlaka başka biri var.. Haydi konuş... Bıkkınlık gelmiş gibi yüzünü ekşitti Esin: - Anne, rahat bırak beni ne olur, yok işte kimse ve kimse olmadığı halde Onur''u istemiyorum. İs-te-mi-yo-ruuuum...

Üzerine basa basa söylemişti kelimeleri.

- Şimdi odama gidebilir miyim, ders çalışacağım... - Neredeydin bu saate kadar? Onun hesabını ver bakalım! - Dolaştım anne, biraz kafamı dinlemek için dolaştım. Gezdim arabayla... Tamam mı? Gerisini beklemedi. Kapıyı kapatarak odasına girdi. Kendini yatağının üzerine bıraktı. İçi içine sığmıyordu. Ne annesiyle yaptığı tartışma, ne sabah yaşanan tatsızlıklar içindeki mutluluğu, sevinci engelleyemiyordu. Bu kadar kısa zamanda tanıdığı bir insanı böylesine benimsemek ve evlilik kararı vermek... Sevinçle mırıldandı kendi kendine: - Biz deli olmalıyız... DEVAMI YARIN