Kaydet
a- | +A

Zehra başını önüne eğdi. Öyle zor bir seçimle karşı karşıya bırakılmıştı ki. Bir yanda gözünün bebeği gibi sevdiği yavrusuna sunulan bulunmaz imkanlar, bir yanda hasreti, sevgisi, özlemi... Kendi anasının sözleri çınladı kulaklarında: - Analık zor iştir kızım, fedakarlık ister, yürek ister, sabır ister. Zor iştir analık!.. Hangi ana evladını en iyi şartlarda büyütmek istemezdi. Gözlerini kapadı derin bir nefes alıp. Seneler sonra okumuş, meslek sahibi olmuş, herkesin gıptayla baktığı bir kız olarak gördü hayalinde Asiye''sini. Şimdi "hayır" dese, Saadet hanımlar gittikten sonra kıyamet kopacaktı evin içinde, biliyordu. Belki yemediği gibi dayak yiyecek, yer yerinden oynayacaktı. O zaman küçücük çocuklarının yüreğinde bir yara daha açılacak ve hiçbir zaman kapanmayacaktı. Usulca mırıldandı başını kaldırmadan: - Alın gidin, ne edeyim... Saadet hanım heyecandan nefesini tutmuş bekliyordu. Yan gözle ve sevinçle baktı kocasına. Yakup''un sesi çınladı odanın içinde. Telaş ve korkuyla atılmıştı Önder beyin önüne: - Söz verdiğin gibi parayı da ver beyim ama... Önder bey hemen elini ceketinin cebine attı. Kalın koçanlı bir çek defteri çıkardı. Altın uçlu pahalı tükenmez kaleminin arkasına bastı, dizinin üzerinde defteri doldurdu. Sakin bir tavırla koçandan koparttı uzattı: - Al bakalım, ama şunu bilmiş ol! Bir daha sakın kalkıp "para"diye kapıma gelme, seni dünyaya geldiğine pişman ederim o zaman. Bilmiş ol. Hemen yarın velayet işlemlerini başlatacağım. İmzan gerekecek. O yüzden bir yere kaybolma. Sabah gelip alacağım arabayla... Anlaştık mı? Yakup elindeki kağıdın üzerinde yazılı rakamı görünce dünyayı unutmuş gibiydi. Sevincinden adamın söylediklerini anlamadan kafasını salladı. Zehra ise artık gözyaşlarını tutmaktan vazgeçmiş, yağmur gibi yanaklarına süzülen yaşları silmeye bile lüzum görmeden kızına bakıyordu. Küçük Asiye ise kendisi ile ilgili bir şeyler olduğunu sezinliyor ama tam olarak hiçbir şey anlayamadığı için tedirgin bir şekilde olanı biteni gözlüyordu. Tuncer kulağına eğildi yavaşça küçük kızın: - Seni bunlara sattılar. Artık onların kızısın sen!.. Bir feryat koptu. Hızla atıldı annesinin kollarına küçük kız. Bir yandan çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı: - Anne, beni sattınız mı? Ben gitmem anne, seni bırakıp gitmem bir yere... Yakup elde ettiklerini kaybedeceği korkusuyla atıldı, küçük kızının, o bir zamanlar göz bebeği olan kızının kolundan tutup çekti ortaya doğru: - Sesini kes yoksa çarparım!.. Sus, sus diyorum sana! Karısına döndü: - Haydi hazırla eşyalarını şunun, uzadı bu iş. Saadet Zehra hanımın peşinden gitti: - Zehra hanım, yarın gelirken de getirebilirsin eşyalarını, şimdi akşam idare edecek bir şeyler ver. Zaten ona yeni şeyler alacağım. Oyuncaklar, giysiler, ne isterse... Göreceksin Zehra, mutlu bir çocuk olacak o... Acı bir tebessüm belirdi kadının dudaklarında. İçini çekmekle yetindi. Öyle ya, mutlu olacaktı evladı. Kendi mutluluğunu bir kenara atıp onunki için yapmıyor muydu bu fedakarlığı? Zehra akıllı bir kadındı. Artık buradan dönüşlerinin olmadığını idrak edebiliyor, kocasının yaşadığı korkunç bunalımı atlatamayacaklarını da anlayabiliyordu. Yakup artık yoldan çıkmıştı. Ne ona söz geçirebilir, ne de doğru yola sokabilirdi. Buna gücünün yetmeyeceğini biliyordu. O zaman yapması gereken tek şey evlatlarını kurtarmaktı. İşte bu yüzden müsaade etmişti olanlara. Hemen kapının ardında duran bohçayı aldı, usulca açtı. İçinden tertemiz bir gecelik çıkardı. Beyaz üzerine mavi mineleri vardı desenlerinde. Bir tane eski ama tertemiz çorap verdi. Titrek bir sesle: - Ayakları çok üşür abla. Gece giydirirsin...

Başını salladı kadın. Sanki konuşursa kelimeler yerine boğuk bir hıçkırık çıkacakmış gibi geldi dudaklarından.

- Bu da hırkası abla. Kendim örmüştüm. Bizim orada geceler soğuk olurdu. Yatarken giydirirdim. Yumuşacıktır. Çok da sever kendisi. Al istersen. Bir de bunu al abla. Bezden bebeği. Kendim yaptım. Bizim öyle bebek alacak falan paramız yoktur. Oyuncaklarını bile kendimiz dikeriz hep. Çok güzel oynar bununla. Evlatçığım, burada fırsat bile bulamadı oynamaya. Şu adamın yaptıklarından yataklara düştü... DEVAMI YARIN