Kaydet
a- | +A

Aylin ve Hakan ağır adımlarla sahile doğru yürümeye başladılar. Genç kız son derece neşeli bir şekilde çevresi hakkında bilgi veriyordu delikanlıya: - Aşağıda kafeteryamız var! Genellikle gençler kullanıyor ama orayı. Öğleden sonraları falan arkadaşlarla birlikte oturuyor, sohbet ediyor ve müzik dinliyoruz. Burada hayat çok monoton geçer. Benim babam balık tutmaya bayılır. Zaten bu balık merakı yüzünden almış bu evi de. Hafta sonları gelir. İşleri bayağı yoğun çünkü... Hakan yan gözle baktı genç kıza. Saygılı bir şekilde sordu lafın arasına girerek: - Ne iş yapıyor babanız? - Fabrikası var. Ambalaj üzerine. Çeşitli mamullerin ambalajlamasını yapıyor.

Genç adam içinden "desene çok zengin!" diye geçirdi. Aylin devam etti: - Annemse buradan çok memnun değildir. Benim için geldiğini söyler hep! Onun da arkadaşları var, onlarla buluşup iskambil falan oynuyor işte. Yani anlayacağınız burada herkes kendi hoşlandığı şeyle meşgul. Ben okumayı çok severim. Hakan gülümsedi. - Ben de... Boş zamanlarımda hep okurum.

Gözleri parladı genç kızın. Adeta haykırdı: - Ne güzel! Okumak insanın ufkunu açıyor gerçekten. Ulaşmanızın imkansız olduğu zamanlara, yerlere götürüyor insanı. Heyecanlarını, üzüntülerini, sevinçlerini yaşamasını sağlıyor. Bilmem, yoksa ben mi abartıyorum? Hakan beğeniyle baktı onun yüzüne. Hoşlanmıştı bu kızdan. Samimi, aklı başında ve kültürlü bir genç kızdı doğrusu. İster istemez Hülya geldi aklına. Onun kadar güzel değildi, zaten hiç kimse onun kadar güzel olamazdı. İçini derin bir sızı kaplayıverdi hemen. Bu duyguları yüzüne de yansımıştı anında. Gözleri bulutlanmış, yüzü donuklaşıvermişti. Aylin''in sesiyle kendine geldi. İrkildi: - Hey, ne oldu!

- Yok... Yok bir şey, aklıma başka bir şey geldi de... Özür dilerim. Yolun iki tarafı çim kaplıydı. Yuvarlak, yemyeşil alanların ortalarında neredeyse ağaç haline gelmiş rengarenk güller vardı. Kenarlarda ise beyaz, mavi, mor ortancalar dikiliydi. Beğeniyle baktı Hakan bu dizayna: - Buranın özel bahçıvanı var herhalde... - Evet, Cemal usta. Yaz kış burada kalır o ve bu bahçelere bakar. İsteyenlerin kendi bahçelerine de bakar... İşte burası da gazinomuz! Eliyle az ilerideki beşgen, camekanlı yapıyı işaret etti. Dışarıya doğru uzantısı kumsalın tam üzerine denk geliyordu. Hakan onun işaret ettiği yere gözlerini çevirince irkildi. Gazinonun en kenarındaki masada oturan iki kişiden biri Hülya''ydı. Buz gibi olduğunu hissetti. Karşısındaki genci ilk defa görüyordu. Ve dikkatle bakınca onların oldukça samimi olduklarını anlamamak mümkün değildi. Sanki demirden bir el omuzlarına bastırmış gibi olduğu yerde çakılı kalmıştı. Aylin hayretle baktı genç adamın yüzüne. Onun gözlerinin dikili olduğu yere doğru çevirince bakışlarına o da iliklerine kadar titrediğini hissetti. Tarık, o sandviççi kızla birlikteydi yine. Ama Aylin''i asıl meraklandıran Hakan''ın durumuydu şimdi.

- Ne oldu Hakan? İrkildi genç adam. Dudaklarını ısırdı.

- Hiç, bir tanıdığa benzettim de... Güldü genç kız: - O bizim arkadaş Tarık. Yanındaki de kız arkadaşı. Sizin oralıymış. Sahilde sandviç dükkanları var. Tanırsın belki. Hafifçe başını yana çevirdi. İçi buz gibiydi. Kanı önce donmuş, şimdi ise kaynar sular gibi dolaşıyordu damarlarında.

DEVAMI YARIN