Kaydet
a- | +A

İskender bey kahve fincanını oturduğu koltuğun yanı başındaki yuvarlak, ceviz sehpaya dikkatlice koyduktan sonra pencerenin önünde, kollarını göğsünde kavuşturmuş, dışarıda yağan yağmuru seyreden kızına döndü sevgiyle. - Neler yaptın bugün bakalım? Esin omuzlarını kaldırdı: - Hiç baba... Elektrikler yapıldı ya, elektrikçi çocuğu Suna''lara götürdüm, onların da bazı aksaklıkları vardı. Faturayı sana göndereceklermiş.

İskender bey dudaklarını birleştirip büzerek öne doğru uzattı: - Tamam kızım, nasıl Suna, özledim keratayı, epeydir görünmüyor. - İyi... Hafta sonunda balık yiyeceğiz birlikte.

Dilinin ucuna kadar geldi bu yemeğe Selim''in de geleceğini söylemek. Ama vazgeçerek sustu. Babasını iyi tanıyordu. İnsanların kariyerlerine çok fazla önem verirdi İskender bey. Onun için kariyer sahibi bir insan olmak, insan olmak için yeterliydi bir yerde. Ama yine de bu konuda karısı kadar radikal değildi. Berrin hanımın bütün ölçüleri insanların kariyerleri, servetleri ve yaşadıkları hayatın biçimiydi. Henüz gelmemişti eve Berrin hanım. İskender bey saatine baktı: - Nerede kaldı bu annen? Akşam davete gideceğiz geç kalma dedi, kendisinin yaptığına bak. Esin hayretle döndü babasına: - Nereye gideceksiniz bu akşam? - Hayat hanımlara gidilecekmiş. Oğlu dönmüş Amerika''dan, onun için davet veriyormuş. Bu sırada Esin''in gözleri apartmanın garajına giren beyaz lüks arabaya takıldı.

- Annem geldi. Garaja girdi şimdi. Birkaç dakika sonra kapının zili duyuldu. Ardından da Berrin hanımın sesi: - Ay Güler, al şunları kızım elimden. İskender ağabeyin geldi mi? - İçerideler abla. Esin''le birlikte. Kadın aceleyle açtı salon kapısını. Saçlarını yaptırmıştı. Oldukça hoş görünüyordu. Kumral saçlarını tam kafasının ortasında topuz yaptırmış, bir taraftan iki üç tutam saçı serbest bırakarak salmıştı. Yakışmıştı bu model Berrin hanıma. Esin hemen bir ıslık çaldı: - Oooo, Berrin hanım, maşallah! Bu ne güzellik böyle... Kadın aceleyle biraz da duyduğu iltifattan memnun bir halde koltuklardan birine attı kendini: - Ay, berberde oyalandım bu saate kadar. Nasıl kalabalıktı.

Kocasına döndü. Meraklı ama biraz da tedirgin bir şekilde sordu: - Nasıl buldun İskender? Güzel olmuş mu? İskender bey dudaklarını büzerek "mükemmel" der gibi başını salladı: - Hoş ve şık olmuşsun hanım!

Kadın bu cevaptan oldukça hoşlanmış olacak ki biraz öncekinden daha canlı bir ses tonuyla bağırdı: - Eee, siz hazırlanmamışsınız, haydi... Geç kalmayalım. Esin omuz silkti: - Ben gelmeyeceğim, ne işim var Hayat hanımlarda benim? Berrin hanımın kaşları çatıldı bir anda: - Olmaz öyle şey, birlikte gideceğiz. Haydi bakalım. İsteksizce kalktı genç kız. Biliyordu ki ısrar etse tatsızlık çıkacak, o zaman üstelemeye hiç gerek yoktu.

DEVAMI YARIN