Kaydet
a- | +A

İskender bey gözlerini kısarak baktı karısına: - Şu meseleyi daha etraflıca anlat bakayım... Hayat hanım buraya geldi ha? Berrin Gülhan asabi bir tavırla sert bir şekilde bağırdı: - Evet dedim İskender, dinlemiyor musun sen beni? İki defa tekrar ettirme her söylediğimi! Adam kırlaşmış saçlarını parmaklarıyla geriye itti. Yakışıklı yüzü gerilmişti. Aldırmadı karısının serzenişine: - Ne dedi tam olarak, söyle? - Ne diyecek, oğlunun durumunu anlattı, üstü kapalı bir şekilde azarladı beni. Rezil oldum. İnan ki bu kız bu inadında devam edecek olursa, bunlar bizi dışlayacaklar. İtibarımız iki paralık olacak. Başımıza gelen işlere bak! Adam herhangi bir yorum yapmadı karısının bu düşüncelerine. Koltuklardan birine oturdu usulca. Gözlerini yerdeki hakiki Hereke halısına dikmiş, öylece duruyordu. Berrin hanım neden sonra ona baktı yan gözle: - Bir şeyler söyle! - Ne söyleyeyim Berrin. Kız istemiyor, zorla güzellik olmaz ki... Bu yaştaki bir kızı da zorlayamazsın, mecbur edemezsin.

Kadın bir sigara aldı sigaralıktan. Öfkeli hareketlerle yaktı kandil şeklindeki çakmakla. Dumanını tavana doğru, dudaklarını ileriye uzatarak üfledi: - Sen bir konuşsan baba olarak. Sana olan sevgisini bilirsin. Benden daha düşkündür sana. Karşına alıp bir anlatsan. Onun hayatı önemli olan. Hayatı kurtulur, yediği önünde, yemediği ardında olur, altı ay burada, altı ay yabancı ülkelerde gezer. Bak, Hayat''ın o kıytırık kızı bile Paris''lerden giyiniyor.

İskender bey karısına baktı. Ama sanki onu duymuyor gibi dalgındı. Neden sonra başını salladı: - Konuşayım bir kere bakalım. Ama benim bildiğim Esin''se inadı inattır. Nerede şimdi o? Sinirli bir tavırla ellerini yana açtı Berrin hanım: - Bilmiyorum ki, bilsem. Alıp başını çekip gidiyor. İyice de başı boş oldu... İskender bey güldü: - Bırak hanım, kocaman kız... Gelir birazdan.

Bir müddet konuşmadılar. Berrin hanım bütün kuşkularını toplamıştı bir araya. İçi titriyor, sıkıntıdan ve yaşadığı problemin bir an önce açıklığa kavuşması, istediği gibi sonuçlanması arzusundan yerinde duramıyordu. Sürekli sigara içiyor, iki dakikada bir pencereye gidip, kızının arabasını gözlüyordu. Hava kararmak üzereydi. Sonunda küçük kırmızı araba yavaşça girdi apartmanın garajına. Yukarıdan onu gören Berrin hanım telaşla haykırdı odanın içinde: - İşte... Geldi sonunda... Göreyim seni İskender... İkna et şunu. Belki de ben hemen sinirleniyorum, bağırıveriyorum diye anlaşamıyoruz. İnat ediyor.

Adam karısına alaylı bir gülümsemeyle baktı: - Hah, şunu bileydin, bunu anladın ya, gözüm açık gitmez artık. Bin defa söyledim sana, yumuşak yaklaş şu kıza. Uysaldır Esin, güzel söylersen anlar diye... Bir türlü o agresif tavrından vazgeçmiyorsun.

Kapının sesi üzerine Güler''in ayak sesleri duyuldu. Ardından da Esin''in bir kuş gibi cıvıldayan sesi... - Annemler yok mu? Babam geldi mi? Güler''in verdiği cevabı beklemeden salon kapısı açıldı: - Ah, buradalarmış, nasılsınız? Geç kalmadım değil mi? O kadar güzel bir gün geçirdim ki, o kadar mutluyum ki anlatamam. Annesine döndü keyifle gülümsedi: - Unutmadan, Suna''nın hürmetleri var ikinize de... Dikkatle baktı ailesine. Anne, babasının düşünceli, hem de bir şey söyleyecekmiş gibi tedirgin olduklarını gördü hayretle DEVAMI YARIN.