Ekrem bey hemen arabasını çıkarttı garajdan. Baba kız bindiler. Turhan, Karamürsel''in içindeki felaketi anlatmıştı. Herkes gibi deprem sırasında dışarıya kaçan Aylin onun söylediklerini dinler dinlemez aklına Hakan gelmişti. Hızla çıktılar villaların olduğu siteden. Yol boyunca gördükleri manzara dayanılır gibi değildi. Ekrem bey gözlerini yoldan ayırmadan sordu: - Saat kaç kızım? - Dört buçuğu geçiyor baba. Beşe geliyor... - Birazdan hava ağarır. Bu ne biçim şey böyle... Öf, öf, öf... Yan tarafa bak! Gerçekten yan yana beş blok yerle bir olmuştu. Kimi yerlerde ufak tefek yangınlar çıkmıştı. Ortalarda ne bir polis vardı ne de başka bir şey... Bunun nedenini az daha ilerleyince anladılar. Karakol binası da yerle bir olmuştu. Enkazın başındaki resmi kıyafetli üç dört memur kendi çabalarıyla enkaz altında kalan arkadaşlarına yardıma çalışıyorlardı. Her yıkıntının başında birer, ikişer tane insan vardı. Çaresiz bir halde dönüp duruyorlardı. İnsanlar kendilerini kaldırımlara atmış, küçük çocuklar, kadınlar ağlaşıyor, kimileri taş kesilmiş bir halde çevreye bakıyorlardı. Arabayla fazla ilerleyemeyeceklerini anladılar. Yolları enkazlardan dökülen molozlar kapatmıştı. Aylin, çevik bir hareketle atladı arabadan: - Yürüyelim baba, zaten geldik... Şu sokak değil, öteki... Adeta koşarak ilerlediler yıkıntılar arasında. Hakan''ların oturduğu sokağa geldikleri zaman en çok hasara uğrayan yerlerden biri olduğu ilk bakışta anlaşılıyordu buraların. Genç adamın tek katlı evinin önüne gelince bir çığlık attı Aylin: - Baba!, yıkılmış, ev yıkılmış... Ekrem bey, kızına sarıldı. Dudaklarını ısırdı ıstırap içinde. Bir anda dünyaları kararmıştı sanki. Birden arkalarında duydukları cılız bir haykırışla irkildiler: - Aylin kızım... Hızla döndü genç kız. Meserret hanımı gördü üstü başı toz toprak içinde. Koşarak yakaladı ellerini: - Meserret teyze... Nasılsınız? Hakan nerede? - İyiyiz kızım, biz iyiyiz, büyük Allah''ım acıdı bize. Küçük Sarıbaş kurtardı bizi. Huysuzluk etti, bağırdı, yatırmadı bizi. Bahçede oturuyorduk Hakan''ımla... Birden ne olduğunu bile anlamadık. Sanki yer yarılıp içine çekmeye çalıştı bizi. Oh Allah''ım çok korkunçtu.
Yutkundu. Eliyle karşıdaki enkazı gösterdi, ağlamaya başlamıştı: - Bütün komşularım enkaz altında kaldı kızım, hepsi gittiler, küçücük sübyanlar, genç kızlar... hepsi gittiler... Onun sinirlerinin ne kadar bozuk olduğunu anlayan Ekrem bey atıldı: - Siz gelin hanımefendi, biraz oturun lütfen. Ben Aylin''in babasıyım. Biraz sakinleşip kendinize gelin... Genç kız telaşla sordu: - Hakan, Hakan nerede? Eliyle ileriyi işaret etti yaşlı kadın: - Orada kızım, göçüğün altından sesler, iniltiler geliyormuş, onları çıkarmaya çalışıyorlar... Genç kız hemen o tarafa doğru seğirtti. Gerçekten de yaklaşık on metre ileride bir kalabalık vardı. Onlara doğru yaklaştı. Yıkılmış bir apartmanın çöküntülerinin başındaydı Hakan, yere uzanmış, zeminle yıkıntı arasında kalan on beş santimlik bir boşluğa doğru bağırıyordu: - Dayan, gayret et... Kurtaracağız seni... Geri çekildi. Ümitsizce baktı başına toplanan diğer yardımsever vatandaşlara: - İyi de nasıl kurtaracağız, bir bilen varsa söylesin, yaşıyor aşağıdaki insan, ne olur bir şey söyleyin... Aylin gözlerine doluşan yaşları engelleyemedi. Yanaklarına süzülmeye başladılar. Hemen Hakan''ın yanına doğru atıldı.
DEVAMI YARIN

