Kaydet
a- | +A

Selim montunu giyip kapının arkasındaki kenarları sararmış, üzerinde de siyah lekeler oluşmuş aynada saçlarını taradı pazardan aldığı plastik tarakla. Paydos saati gelmişti. Oldukça yorucu bir gün geçirmiş, hep dışarıda çalışmıştı. Üç apartmana gitmişti sabahtan öğlene kadar. Ufak tefek arızalardı baktıkları. Ama öğleden sonra bir iş yerindeki arıza için gittiğinde neredeyse dört saat uğraşmıştı yapabilmek için. Sonunda halletmişti. İş yeri sahibi tamirat parasının haricinde oldukça hatırı sayılır bir de bahşiş vermişti hem Metin''e hem Selim''e. Bir kez daha baktı kendine. Müşfik ustanın gözlerinin üzerinde olduğunu hissediyordu. Sonunda yaşlı adam dayanamadı: - Ne o? Kızla mı buluşacaksın? Cevap vermedi Selim, o günden beri bu konu hakkında ikisi de tek bir kelime dahi etmemişlerdi. Üsteledi usta: - Kızla mı buluşacaksın dedim? Genç adam sinirlenmişti. Başını çevirmeden cevap verdi: - Evet! - İyi düşün derim evlat! Çok iyi düşün, çok zor bir girdabın içine atıyorsun kendini. Yazık olacak! - Tamam usta, kapatalım bu konuyu. Ne güzel demiştin geçende, koca adamsın, kendin karar ver diye. Ben de verdim kararımı işte. Bu kızı seviyorum. Parası pulu önemli değil benim için. Ben onu, kendisini, yüreğini seviyorum. Ne olur üstüme gelme artık. Bırak beni kendi halime... Babam yerindesin ama karışma! Müşfik usta başını eğdi üzgün bir şekilde. Kırılmıştı. Sesi titredi fısıldayarak konuşurken: - Özür dilerim oğul, cahillik işte... Yakın bildiğimden. Ne halin varsa gör! Üzülmüştü Selim, bir şeyler söylemek istedi, boğazına bir yumruk yerleşip konuşmasına engel oldu. Hızla kapıyı açıp dışarı attı kendini. Bunalıyordu son günlerde. Esin''le verdikleri evlilik kararından korkuyordu. Hele Müşfik ustanın söylediklerindeki gerçek payının büyüklüğünü idrak edebilmesi iyice allak bullak ediyordu duygularını. Ne Esin''den vazgeçebiliyor, ne de bu işin nasıl olacağına aklı kesiyordu.... Cadde boyunca yürüdü ellerini cebine sokup. Dükkandan çıkmadan önce karnı açtı. Şimdi ise hiçbir şey istemiyordu canı.

- Toparlanmam gerekli... diye düşündü. Birazdan Esin gelecekti. Onu böyle sinirli, üzgün ve tedirgin görmesini istemiyordu. Cebindeki paraya baktı. Haftayı zor çıkartırdı. Bu sırada bir korna sesi duydu. Hızla döndü sesi tanıyıp. Esin gülümseyerek bakıyordu direksiyondan kendisine. Hemen, çevik bir hareketle dolaşıp arabaya bindi. Genç kız gülümsedi: - Ne kadar dalgındın öyle, ne düşünüyorsun bakayım? - Ne düşünebilirim ki senden başka... Hoşuna gitmişti bu sözler genç kızın. Memnuniyeti yüzünün ifadesinden belliydi. Siyah bir kazak giymişti. Ayağında yine siyah bir pantolon vardı. Yeşil, iri gözleri iyice ortaya çıkmıştı... - Bu gün sınavım vardı... dedi. - Neden bana söylemedin, bilmiyordum. Nasıl geçti? - Harika... Çalışmıştım. Geçerim, hem de iyi bir notla. Haziran''da geçmem lazım bütün derslerimi.

Selim mahzun bir tavırla: - Keşke ben de okuyabilseydim... diye sızlandı. Başını camdan dışarıya çevirmişti. Esin yan gözle baktı genç adama: - Geç değil ki, okuyabilirsin. Hem bizim için de daha iyi olur. Biraz sıkılırız ama sonu güzel olur. Değil mi? Delikanlı heyecanla bağırdı: - Yapabilir miyim dersin? Olur mu sence? Başını salladı Esin emin bir şekilde. Hayalleri de olmasa birbirlerini bulduklarına sevinemeyeceklerdi sanki... DEVAMI YARIN