Müşfik usta Selim''i görünce yarinden kalkıp ona doğru ilerledi. Karısının ördüğü gri renkli süveterini giymişti yine üzerine. Küçük gözleri sevinçle parlıyordu. - Oğul nerelerdesin, özlettin kendini, ama iyi oldu, işe başladığından beri tatil yapmamıştın, ben de düşünemedi m zaten. Böyle aklına esti dinlendin, ben de hanımla beraber bir tatil yapayım bari, hah, hah, hah... Selim elini öptü onun saygıyla. Mahcup bir tavırla başını eğdi: - Kusura bakma usta, dinlenmek de değildi benimki.. İşler vardı... Önemli bir işti, onu hallettim. Müşfik usta şaşırmıştı: - Hayırdır evlat, bilmediğim bir şey mi var yoksa, başın dertte falan mı? Selim kapının arkasına astı montunu. Tezgahın yanındaki çividen önlüğünü aldı, taktı: - Yok usta. Ben evlendim... Müşfik usta olduğu yerde sallandı. Bir anda kuruyan dudaklarını ıslattı diliyle, sonra şaşkın bir şekilde başını kaşıdı. - Yapma yahu! İyi de... Sözlerinin arkasını getiremedi. Artık iyice dikkatle bakıyordu kalfasına. Dişlerinin arasından korkak bir tonla sordu: - Yoksa... Yoksa tahmin ettiğim kişiyle mi? Başını salladı Selim. Önüne baktı. - Oğul, yapma yahu! Hay Allah... Peki ya İskender bey... Haberi var mı? Selim "evet" anlamında baktı ustasına: - Bu sabah öğrendi usta, gidip haber verdik. Müşfik usta sandalyesine oturmamış adeta yığılmıştı. Tecrübeleri ve bildikleri İskender beyin gücünü hatırlatıyor, için için korkuyordu. Yan tarafında duran yarıya kadar dolu bardağı bir dikişte bitirdi. - Ne dedi peki? Kabul etti mi, onay verdi mi? Selim önüne baktı. Fısıldadı: - Kovaladı bizi. Esin''i de görmek istemediğini söyledi, tehdit etti.
Sıkıntıyla buruştu yüzü yaşlı adamın. Elini masaya vurdu hafifçe: - Hay Allah, dediğini de yapar bu adam. Ocağımıza incir diker yahu! Hayretle baktı Selim. Müşfik ustanın korkusu kendisi içindi. Dükkanına, işine engel olur korkusunu yaşıyordu. Yüreği ezildi bir anda. Kararlı bir şekilde atıldı: - Öyle bir şey yaparsa merak etme usta, sana dokunmasına izin vermem. Gerekeni yaparım ben. Yine anne ve babasına ihtiyacı vardı işte. Onları özledi, aradı için için... O gün akşama kadar sessiz kaldı genç adam. Esin''i merak ediyor, onun ne yaptığını düşünüyordu. Karısının söylediğine göre annesi, babasından daha katı ve düz düşünceliydi. Eğer babası kabul etmediyse, annesi asla kabul etmezdi. Akşam olup paydos saati gelince montunu giydi sessizce. "İyi geceler" dileyerek çıktı dükkandan. Kimseye güveni kalmamıştı.
- Ek bir iş bulmalıyım, bu şartlarda buradan haftalığımı arttırmasını isteyemem. Biriktirdiğim bütün para da gitti. Aldığım ikimizin boğazına zor yeter. Bu kızın okula giderken yol parası olacak, giyecek, yiyecek. Mutlaka ek bir iş bulmalıyım... Esnaftan kendisine selam verenlerin kimisini gördü, kimisini görmedi dalgınlığından. Eve geldiği zaman pencerenin açık olduğunu fark etti. Kapıyı iterek açtı. Seslendi: - Esin... Geldin mi? Yeni gelin mutfaktan başını çıkardı, gülümsedi: - Otur sen, şimdi hazırlanıyor yemek, geç kaldığım için özür dilerim hayatım... DEVAMI YARIN

