Kaydet
a- | +A

Meserret hanım başını yavaşça uzattı kapıdan dışarıya. Gözlerini kısarak baktı sabahtan beri söğüt ağacının altındaki kerevette oturan oğluna. O kadar ısrar etmesine rağmen hiçbir yere çıkmamıştı Hakan. Kahvaltıdan sonra Sarıbaş için bir kulübe yapmaya başlamış, öğleye kadar onunla meşgul olmuştu. Yaşlı kadın oğlunun oyalanmak istediğini, bir şeylerle meşgul olarak yüreğindeki ıstırabı hafifletmeye çalıştığını anlıyordu. Hiç sesini çıkartmamıştı. Öğle yemeği de yememişti Hakan. Birkaç kere dışarı çıkıp hava almasını söylemiş, hatta ısrar etmişti Meserret hanım oğluna. Başını iki yana sallayarak reddetmişti: - Hayır anne! Kimseyi görmek istemiyorum. Rahat bırak beni ne olursun.

Çaresiz sesini kesmişti kadıncağız. Akşam için yiyecek bir şeyler hazırlamaya girmişti mutfağa. Ama aklı biricik oğlundaydı. Onun nasıl acı çektiğini tahmin edebiliyor, çaresizlikten adeta yüreği sıkışıyordu. Hakan başını gökyüzüne kaldırdı. Gözleri umutsuz ve donuk bakıyordu. Sanki hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, çaresizlik denizinde, can yeleksiz dalgalarla boğuşan bir kazazede gibiydi. Birden ayaklarının ucunda ince bir havlama sesi duydu. Usulca çevirdi başını. Küçük Sarıbaş kuyruğunu bütün hızıyla sallayarak bakıyordu yüzüne sanki derdini sorar gibi. Hafifçe ama acı dolu bir ifadeyle gülümsedi: - Ne oldu küçük Sarıbaş! Canını sıktım değil mi? Arkasına yaslandı. Meserret hanım öğleden sonra bir yastık getirmişti ağaca dayaması için. Böylelikle sırtı acımazdı oğlunun.

- Haklısın, çok tatsızım... Ama hak ver bana Sarıbaş! Bütün umutlarım, hayallerim yıkıldı. Hayatım sanki bir uçurumun eşiğine gelivermişim gibi boşlukta asılı kaldı. Bundan sonra her şeyi baştan hayal etmek, yeni bir gelecek düşlemek için gücüm yok ki... Yorgunum. Bu sevda beni bitirdi Sarıbaş! Gururum kırıldı, iki paralık oldu. İçimde kocaman bir acı kaldı sanki yıllarca süren sevgimin yerine. Şimdi onu düşündükçe etimden et kopmuş gibi acıyor canım. Anacığım da bitti beni böyle gördükçe. Tersimiz dönüverdi sanki bir anda! Reva mıydı bu bana Sarıbaş! Kandırıldım, oyalandım, aldatıldım. Oysa neler düşlüyordum... Hele askerken o gurbetteki kış geceleri Hülya''nın düşüncesiyle dayanılır oluyordu. Hatırlıyorum da, nöbetteyken, o Doğu Anadolu''nun dayanılmaz dondurucu soğuğuna onu hayal ederek katlanırdım. İçim ısınıverirde hayalini gözlerimin önünde gördüğüm zaman. Hele posta geldiğinde deliler gibi koşardım herkesten önce. Boşuna asker arkadaşlarım adımı "Mecnun Hakan" koymadılar! Yan gözle Sarıbaş''a baktı. Küçük köpek sanki anlatılanların hepsini anlamış gibi büyük bir ciddiyetle dinliyordu genç adamı. Hafif hafif kuyruğunu sallıyor, küçük kara gözlerini kırpmadan onun yüzüne bakıyordu. Elini uzatıp usul usul okşadı onun yumuşacık, sapsarı kafasını. Keyiflendi köpek, olduğu yere çöktü, başını öne doğru uzattığı iki patisinin arasına koyup yere yapıştırdı. Hafifçe gülümsedi Hakan.

- Sen daha vefalısın biliyor musun? Bir sigara daha yaktı. İçine çektiği dumanı yavaşça bıraktı dışarıya. Tek bir yaprağın bile kımıldamayacağı kadar durgun ve sıcak olan havada yoğun bir şekilde yukarı doğru süzüldü mavi dumanlar.

- Beni hiçbir zaman sevmedi demek ki! Diye geçirdi içinden. Yüz hatları geriliverdi.

- Onun için hiçbir zaman önemli olmadım ki... Bu gerçeği görüyor ama hep kaçıyordum. Küçücük şeylerden büyük manalar çıkartıp kendi kendimi avutuyordum. Benim hatam hepsi! Reddedilmenin o inanılmaz ürküntüsü mahvediyordu beni. Olmayan şeylerin olduğunu düşünüyor, kendimi kandırıyordum. Böylesine kördü gözlerim demek ki... Öyle kötü bir şekilde açıldı ki şimdi! Gerçekler bütün çıplaklığıyla öyle yıpratıcı bir şekilde diziliverdiler ki... Haydi, bunca sene kendini kandırdığın gibi kandır bakalım Hakan... Bunun üstesinden nasıl geleceksen gel!.. Yoksa yaşamanın ne anlamı var ki... Birden irkildi. Anlamsız bir hayat! Ne gerek vardı o zaman nefes alıp vermeye. Bunu yapacak kadar cesareti de vardı, sebebi de. Çok kolaydı her şeyi bitirip kurtuluvermek... O sırada kapı tarafından gelen bir sesle irkildi. Adeta havaya zıpladı yerinden: - Yavrum, aslan oğlum benim, biraz meyve getireyim mi? DEVAMI YARIN