Müşfik usta İskender beyin sayesinde paralandıktan sonra aldığı yakası kürklü paltosunun ceplerine ellerini sokmuş, kaldırımın karşı tarafına büzülmüş bekliyordu. Nihayet beklediği insan apartmanın kapısından çıkınca hemen adımlarını hızlandırarak o tarafa doğru yürüdü. İskender bey onu görmeden hemen apartmanın otoparkına doğru döndü. Arabasının yanına geldi. Birden arkasından birisinin seslendiğini duyarak döndü.
- Müşfik usta, hayırdır, sabahın bu saatinde ne işin var burada? - Beyim kusura bakma, rahatsız ettim ama bazı haberlerim var sana... Belki ilgilenirsin dedim. Adam saatine baktı. Geç kaldığını düşünüyordu. Aceleyle konuştu: - Neymiş, çabuk söyle... Vaktim yok! - Senin kız beyim... Senin kız hastaymış. Hastahaneye falan kaldırmışlar. Ayrıca... Sözlerinin karşısındaki adamda oluşturduğu etkiyi görebilmek için dikkatle baktı. İskender beyin yüzü değişmiş, gözleri öfkeyle dolmuştu adeta. Hiç konuşmadan yüzüne bakıyordu yaşlı adamın.
- Hamileymiş iki aylık... - Allah kahretmesin... Bu mu haberin? Nesi varmış peki? - Hamilelikle ilgili değilmiş hastalığı. Başından zoru varmış, ben de ayaküstü duydum. Damadın para arıyormuş, çok para istemişler tedavi için... Gözleri kısıldı adamın. Bakışlarında küstahça ve haince bir ifade parladı: - Öyle mi bulsunlar o zaman ihtiyaçları olan parayı. Ne zaman kızım o serseriden vazgeçtiğini söyleyip yanıma döner, o zaman benim servetim onun demektir. Yoksa, o Selim denen adam oldukça zırnık bile alamaz benden. Boşuna ümitlenmesin.
Müşfik usta önüne baktı. İçinin karmakarışık olduğunu düşünüyordu. Böylesine acımasız olabilmek kolay olmasa gerekti. Hoş İskender bey kendisi söylememiş miydi acımasız olmazsan hayatta hiçbir şey kazanamazsın diye. Ağzıyla söylemişti bunları kendi dükkanında: - Merhametten maraz doğru Müşfik usta! Demişti. Yutkundu. Mırıldandı: - Hani belki merak edersin diye ben sana ileteyim dedim... Sen bilirsin... Adam umursamaz tavırlarla arabasının kapısını açtı, sonra birden hatırlamış gibi döndü: - Peki, bulmuş mu parayı? - Bulur beyim... Severler Selim''i esnaf arasında. Bulur zorlanmadan... Tomografi masrafı için gereken parayı kendisinin verdiğini imkanı yok söyleyemezdi zaten. İskender bey şoför mahallinin camını açtı. Tiksiniyormuş gibi yüzünü buruşturmuştu: - Dediğim gibi, ne zaman o serseri hayatından çıkar, o zaman kapımı açarım kızıma. Yoksa ne hali varsa görsün. Gaz pedalına yüklenmesiyle, son model araba yaydan fırlamış ok gibi atıldı, birkaç saniye sonra izi bile kalmamıştı. Müşfik ellerini cebine sokup ağır adımlarla yürüdü. İçi karmakarışıktı. Eskiden parası yoktu ama geceleri yatağına girdiği zaman keyifli ve deliksiz bir uyku çekebiliyordu. Şimdi ise yüreğini kemiren bir acı vardı. Gözlerini kapattığı anda Selim''in bakışları geliyordu gözlerinin önüne. İrkilerek kalkıyor, vicdan azabıyla cehennem hayatı yaşıyordu sanki. Nazif''in kahvesinin kapısını açtı, birkaç adım attı içeri. Şişman kahveci onun geldiğini görünce iki adımda yanına ulaşmıştı bile: - Buyur Müşfik usta, hayırdır? - Tamam mı, halletti mi işini Selim? - Tamamdır usta. Bu sabah götürecekti gelin hanımı. Daha gelmezler... Ancak öğleden sonra... Yaşlı adam elini kaldırdı. Usulca mırıldandı: - Sonucu bildirirsen sevinirim Nazif. Merak ettim... DEVAMI YARIN

